KAPAK | DOSYA

ImageİNANMAK İHTİYACI

İnanmak ve ihtiyaç...

Bu iki kelime, normal bir cümle içinde pek de bir araya gelmezler. İnanmak; hiçbir tereddüt göstermeksizin, bir fiil ya da sözü kabullenip özümsemektir. İhtiyaç; vücudun ya da rûhun bir mecburiyetle, bir «şey»e erişmek, ona sahip olmak, onu edinmek, onunla birleşmek arzusu ve sâikıdır...

 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Kaybedenler, kazananlar, soruyorlar: Ne kayıp?
Daha dünyâya gelirken giden efsâne kayıp!..

Geceden gündüze hem peş peşedir hem ayrı,
Yanıyor ay ve güneş, nûruna pervâne kayıp!

Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

header15.jpg
HÜZÜNLÜ BİR HÂTIRA Yazdır E-posta
Yazar Olcay YAZICI   

«Çok şükür Yezdan’a devrânımız var.» Âşık Ömer

Şehir sihirli mekân, büyülü bir dumandır,
Bayrampaşa parkında mecâzî bir zamandır...

Kırk senelik hâtıra, kırk saniyelik rüyâ...
Bu kırılgan aynada, bir dünya varmış güyâ!

Yıl dokuz yüz altmış beş, Sağmalcılar çarşısı...
Yaşadığım yok ülke: Kafdağı’nın karşısı...

Afişlerde isimler, Koçero ve On Emir...
Yılların ateşinde nasıl eridi demir?..

Rayihalar saçardı, bahçelerde karadut,
Sığındığımız evler, rûhu sıkan taş-tabut.

Tâliha taze bir yüz, yeryüzünün güzeli,
Hüzün hep bizimledir, ebedî ve ezelî...

Ne şiir kalıcıdır, ne sevda, ne de çeyiz...
İlâhî bir hüküm bu: Doğmuşuz/öleceğiz!

Afacan çocukların coşkusunu seyre dal...
Senden elli yıl sonra tekrarlanıyor masal.

Varlığın sırrı nedir, müneccim söyle bana?
Sevdiğim minicik kız; yaşlı, ak saçlı ana!..

Okuduğum kitaplar: Teksas, Tommiks ve Zagor
Ömür anaforunda sükûnete ermek zor!

İnsan hayal kurmada, ümit etmede mâhir...
Sancılı, mahzun çocuk: Şimdi meşhur bir şair!

Tedirgin ve elemli: Bak öyle dört bir yana,
Uğramaz düş gemisi beklediğin limana...

Savurdu sert rüzgârlar düşlerin başağını,
Yakalamak ne mümkün, ömrün gökkuşağını!..

Duyulur mâverâdan, rûhu ürperten nidâ,
Karşı durulmaz çağrı: Hayallere el-vedâ...

Vur çığlık kırbacını, evecen, eşkin ata,
Hicret et bu fânîden, doğ yeni bir hayata!..

Çileli, sarmal yumak: Mehmet Ağa çıkmazı,
Değişmez alnındaki, kader hükmünde yazı.

Sabrın son titreşimi: Mum sönüyor odanda...
Kaç bahar yaşadın ki, bu karanlık zindanda?

Gün yine kurşun gibi, gönül yine delişmen,
Hasreti sonsuzluğa taşıyan hikmetli fen...

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
41.jpg
Yüzakı Kitapları
İhlas ve Takva
İhlas ve Takva


Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet


Gün Ortası
Gün Ortası


Sebebi Sensin
Sebebi Sensin


Hak'tan Hediye
Hak'tan Hediye


Bir Yağmur Başladı
Bir Yağmur Başladı


Bir Lahzaya Bin Asır
Bir Lahzaya Bin Asır


Hak Yolunda Fedakârlık

ImageNE BÜYÜK

KAZANÇ!

CENÂB-I HAK İLE DOSTLUK

Kulluğun özü Cenâb-ı Hak ile dostluk kurabilmektir.

Dostluk, sevenin sevilende kendi hususiyetlerini görmesinden kaynaklanır. Yâkub -aleyhisselâm- kendi hususiyetlerini, on iki evlâdından en farklı olarak Yûsuf’ta gördü ve Yûsuf’a olan teveccühü arttı. Aynı şekilde Cenâb-ı Hakk’ın cemâlî sıfatları kulda tecellî ettiği zaman bâkî ile fânî arasında dostluk başlar.

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Tarihtekiyle Aynı

ImageÇAĞDAŞ TUZAKLAR

Mevlânâ anlatır:

“Bir kuş, bir duvarın üstüne kondu. Konar konmaz tuzaktaki yemi gördü. Böylece onun bir gözü, hakikat ovasına; bir gözü de, dünya hırsından ötürü şeytanın saçtığı yemlere takıldı.

Sonra;

Şeytanın saçtığı yemlere takılan bakışı ile hakikat sahrasına olan bakışı arasında savaş başladı. Maalesef ki yemlere olan bakışı üstün geldi. Aklı, irfanı ve sağduyusu başından gitti.

Devamını oku...
 
Gülelim ki GÜZELLEŞSİN DÜNYAMIZ

ImageNe zaman selâm ve hoş-beşten sonra hemen yakınmayı âdet hâline getiren bir insanla karşılaşsam Saint Barbara Dil Okulunda dinlediğim bir kıssa gelir aklıma. Adamın biri:

“Benim derdim herkesin derdinden fazla. Artık kaldıramıyorum, kurtar beni bu dertlerden” der; her gün Allâh’a yakarırmış. Böyle bir yakarış ânında gökten elinde siyah çuval taşıyan bir melek gelmiş:

Devamını oku...