|
Gönül gurbetini sis bürüyünce Kendimi ararım kendi kendimde Yalnızlık peşimden can sürüyünce Kendimi ararım kendi kendimde
Bir dipsiz boşluğa asılır zaman Durur dağ el-pençe fırtına yaman Sevda kaçağından çok şeyler uman Kendimi ararım kendi kendimde Parçalanır şekil; renk solar, küskün Özlemleşir; geçsin dediğim her gün Acıtır içimi tarifsiz hüzün Kendimi ararım kendi kendimde Gözüm dört duvarda gezinir durur Dört duvar, üç denklem gelir kurulur Çözmek mi? Ne mümkün ahlar yorulur Kendimi ararım kendi kendimde Mahpusluk aynada saklı sır gibi Hiçlik kulağımda tınsız yır gibi Zihin haritamda yıl, asır gibi Kendimi ararım kendi kendimde Sonsuzluk lâbirent, duvar iğreti Ateş çemberinde akrep niyeti Son hamle harcarım kalan kuvveti Kendimi ararım kendi kendimde Gölgesinde yorgun düşünce hâlim Her kopuşta bin can olur hayalim Çöl benim içimde mecnun vebalim Kendimi ararım kendi kendimde Dikende gül gören göz olmak serde Öylesi bir dert ki derman seferde Sessizliğin sesi gömdüğü yerde Kendimi ararım kendi kendimde Benliğimi sarıp kuşatınca sur Aklımı ipince bir çizgi korur Vuslat ateş topu yakar kavurur Kendimi ararım kendi kendimde Aşk engel tanımaz, set var günaha Yeter ki yönel sen, gül yüzlü «Mah»a Hadi der: Her hücrem, yolun sabaha Kendimi ararım kendi kendimde |