KAPAK | DOSYA
Image

Kur’ân-ı Kerîm’in; bir hakikati ifade ederken seçtiği kelimeyi, aynı zamanda o hususta mühim bir vurgu olarak kabul edebiliriz.

İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen peygamberler; gezici bir vâiz, insanlara ara sıra moral motivasyon vermek için çağırılan bir seminerci gibi çalışmamışlardır. Onlar; dâvâlarına inanan samimî öğrenciler / sahâbîler / havârîler bulup onlarla devamlı bir alâka hâlinde olmuş, nesil yetiştirmişlerdir.

Bu sebeple Kur’ân-ı Kerim; peygamberlerin etrafındaki bu cemaati, «peygamberin beraberindekiler» terkibi içinde zikreder.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

İnsan yine devranda, gönül fethine hasret!
Devran, yüce Peygamberim’in methine hasret!
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





Şiirlerin Su Gibi Aktığı VEFÂLI BİR GECE... Yazdır E-posta
Yazar Yüzakı   
Image

Geçtiğimiz ay, şiirlerin su gibi aktığı bir vefâ gecesine davetliydik...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğünün düzenlediği, değerli şiir dostu Fazlı KARAMAN’ın hazırlayıp sunduğu «Yaşayan Çınarlara Saygı» programlarının son ismi SEYRÎ (Genel Yayın Yönetmenimiz Muhammed Ali EŞMELİ) idi.


3 Kasım 2011 Perşembe akşamı Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezinde icra edilen bu şiir ve duygu dolu programa; şiir, sanat ve edebiyat dünyasından seçkin şahsiyetlerin yanı sıra talebeler de büyük alâka gösterdi.

Âdeta bir şiir ve edebiyat şölenine dönen gece, zihinlerde kalıcı izler bırakırken gençlere de yeni ufuklar açtı. Yüzakı bir nesil yetiştirmek maksadı etrafında pervane olan Seyrî’yi, değerli hocaları ve arkadaşları farklı yönleriyle anlattı. Birçok konuşmacının sırayla sahne aldığı program iki buçuk saati buldu. Ancak şiirin efsûnuyla bu zaman, sanki iki buçuk dakika sürdü.

Program; Genel Yayın Yönetmenimizi tanıtan kısa bir sinevizyon gösterisi ile başladı. Ardından ülkemizin seçkin hâfızlarından Mustafa EFE, güzel sesiyle Kur’ân-ı Kerim okudu ve Seyrî’nin «Hâfızın Tâcı» şiirini seslendirdi.

Dergimiz Yayın Kurulu üyelerinden şair (Celil) Halil GÖKKAYA’nın, Yüzakı dergisinin Türk edebiyatındaki yerini vurguladığı konuşmasında, Seyrî’nin 1001 beyitlik «Hilye-i Şerîfe»si ile Türk edebiyatında bir çınar hâline gelmiş, titiz ve velûd bir sanatkâr olduğunun altını çizdi.

Image

Yazı İşleri Müdürümüz (Tâlî) Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI; âdeta eğitmek için yaratılmış bir şahsiyet olarak tanıttığı Seyrî ile ilgili hâtıralarını aktardı. Kendisiyle yaptığı ders notlarından hareket ederek Yüzakı faaliyetlerinin özünü şöyle tanıttı;

Kelime kelime hassasiyet;

Nokta nokta titizlik;

Madde madde prensiplilik...

Yüzakı’na gönül veren öğretmenler ve öğrenciler de ezberden, coşkuyla okudukları şiirlerle sahne aldılar. Hicâbi GÜNAL Bey ve öğrencisi Esat TAMER’in, Huzeyfe YÜKSEL ve Seyrî’nin oğlu Yunus Sami EŞMELİ’nin okudukları şiirler coşkuyla alkışlandı.

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK da konuşmacılar arasındaydı. Akademik bir bakış açısıyla, Öztoprak Hoca; Seyrî’nin şiirlerinin arka plânına, beslendiği kaynaklara, almış olduğu eğitime ve gayretli çalışmalarına dair kanaatlerini dinleyicilerle paylaştı. Kendi öz şiirimizin dinamiklerinden ve günümüz insanının kendimize has şiire olan ihtiyacından bahsederken, dergimiz Yüzakı’nın şiir adına arzu edilen bu özel gayreti, yıllar sonra yeniden canlandırdığını vurguladı. Öztoprak Hoca; Seyrî’nin, dönemine duyarlı bir şair oluşuna, günümüze uygun ifadelerine, şiirlerindeki titiz işçiliğine, şiir ve yazı dilinin duruluğuna dikkat çekti. Talebesi adına düzenlenen bu programa katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek sözlerine son verdi.

Image

Şairimizin yakın arkadaşlarından Nedim ÇALAPKULU, Pamukova Milli Eğitim Müdürü Muhsin AKIN ve Yüzakı yazarlarımızdan Sami GÖKSÜN duygulu ifadelerle Seyrî’yi tanıttılar.

Dergimiz yazarlarından Ayla AĞABEGÜM Hanımefendi, Yüzakı dergisinin bir dergiden ziyade okul olma özelliğine dikkat çekti. Ağabegüm, müslüman Türk insanının kaybolan değerlerinin tekrar yeşerdiğini, İstanbul beyefendiliğinin bu gönüllü ekiple eski günlerine döndüğünü ifade etti. Ağabegüm, Seyrî’nin dâvâ şiirlerinde duygulu, yumuşak bir coşkuyu yakaladığını; bu tarzın, insanı şiirin kendi büyülü dünyasına çektiğini vurguladı.

Ve gecenin finali...

Genel Yayın Yönetmenimiz Muhammed Ali EŞMELİ; Fazlı KARAMAN’ın sorularını cevaplarken, şiir ve nesre dair tecrübelerini dinleyicilerle paylaştı. Şiir ve sanattaki nev’i şahsına münhasır güzelliği, parmak ucundaki ilâhî sanatın eşsizliğine benzeten Seyrî, her bir ustanın gönüllerde farklı izler bıraktığını dile getirdi. Bu hedef ve gayretlerle kurulan Yüzakı Dergisinin çok yönlü çalışmalarından bahsetti. Bilhassa na‘t yazma geleneği üzerinde çok çarpıcı ve yönlendirici açıklamalarda bulundu.

Son olarak;

«Hazret-i Bilâl’in Ezânı» şiirini dinleyicilerin gönül dünyasına ikram etti.

Programın bitiminde röportajlar yapıldı. Seyrî, kitaplarını imzaladı.

Program; edebiyat, sanat, basın ve yayın dünyasında da çok geniş yankılar buldu. Birçok gazete ve site; kültür ve sanat sayfalarında bu programa yer ayırırken, farklı televizyon kanalları da programın özetini yayımladılar.

Programın ekseni şu beyitlerdi:

Nesle lâzım olan güç, Fatihlerin bileği,
O bileğe gereken, Akşemseddin yüreği...

...

Bütün ufukları «Allah» deyip bitiştirelim.
Cihanda, yüz akı, Seyrî, nesil yetiştirelim...

 
< Önceki   Sonraki >
 
87.jpg
Yüzakı Kitapları
Okuma Aşkı
Okuma Aşkı

İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

BU SAYIDA KARAKTER
GAZÂ RÛHU
Image

Savaş hâli; cemiyetlerde millî birliği sağlayan en önemli bir unsurdur.

Bu sebeple;

İnsan rûhunun bu hususiyetini bilen diktatörlükler ve diğer zalim idareler, bu hassasiyeti istismar edip sun’î düşmanlıklar üreterek, icabında savaşarak ülkelerini devamlı savaş gerilimi altında tutmakta ve kirli tezgâhlarını yürütmektedirler.

Ülkenin bütün kaynakları ya yağmalanmış veya silâhlanmaya harcanmış; vatandaşları açlıktan kırılmış, en temel insan hakkından mahrum kalmış, zulüm altında inlemiş; dünyada yapayalnız kalınmış... ne gam.
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
ÖMÜRLÜK KAZANÇ
Image

Bir ikindi sonrasıydı...

Namaz bitmiş, cemaati ile musafaha etmiş ve odasına geçmişti. İçinde bir sıkıntı vardı. Fakat hemen temizlik hazırlıklarına başlamalıydı. Yarın Cumaydı. Her zamanki gibi akşamdan temizliği bitirmeliydi. Yoksa içi rahat etmezdi. Hazırlanırken telefon çaldı. İçindeki sıkıntı bir daha alevlendi. Arayan bir meslektaşıydı:

–Selâmün aleyküm Muhsin Hocam, başımız sağ olsun. Seyfeddin Hocamız... rahmet-i Rahmân’a kavuştu...
Devamını oku...
 
SÖYLEMELİ FAKAT NASIL?
Image

Hepimiz beşeriz... Beşer şaşar, demişler.

Hepimiz kuluz. Hatasız kul olmaz, demişler.

İnsan hatasının, yanlışının farkındaysa Allah ıslah etsin, tevbe nasip etsin. Kalbinde kötülüklere karşı nefret, güzelliklere karşı muhabbet doğsun.

Fakat, ya bilmiyorsa?

İnsan kendisini müşahede etmekte, hatalarını tespit etmekte kusurludur. Hani derler ya, insan kendini beğenmese çatlarmış. Alışkanlıklar; aileden, çocukluktan gelme ezber kalıplar... Kolay kolay kendi söküğünü dikemez insan...

O hâlde çare ne olacak? İnsan, öğrenmeye çalışacak. Kendisi hakkında başkalarının fikrini soracak. Bir şekilde çeşitli taktiklerle; kendisi, faaliyeti, hizmeti veya ürettiği şey üzerinde, insanların kanaatlerini öğrenmeye çalışacak.
Devamını oku...