KAPAK | DOSYA

Image

Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
Bir afîf âile sessizliği var evlerde;
Örtüyor fakrı, asâletle çekilmiş perde.
Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak...
Her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.

Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Ömür takviminde yaprak mı kalır,
Azrâil, kapıyı çaldığı zaman!..
Asla komaz ecel her şeyi alır,
Eyvah; can boğaza geldiği zaman!..
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





BAYRAM MI YAPIYORUZ BAYRAM TATİLİ Mİ? Yazdır E-posta
Yazar Aynur TUTKUN aytutkun@gmail.com   
Image
Siz de;

“Nerede o eski bayramlar...” diyenlerden misiniz? Temizlikler, baklavalar, simit lokumları, yaprak sarmaları arefe gününden elbirliğiyle yapılır; günün yorgunluğu akşamdan sandalyenin üzerine dizdiğimiz bayramlıklarımızla atılırdı değil mi? Arefe gününden yorgun düşen vücut, bayram sabahı yeniden dirilmiş gibi olurdu. Erkekler bayram namazından gelene kadar; kadınlar yatakları kaldırır, Yâsin okur, geçmişlerine duâ eder, kahvaltıyı hazır ederdi. Bayramların en huzur verici tarafı ise aile câmiâsının toplanarak büyükten küçüğe doğru bayramlaşma fasılları olurdu. Altı üstü, bir yere giderken veya gelirken de yaptığımız gibi el öpmekti ama işte o sabah el öpmenin tadı bir başka olurdu.


Şimdi neden bulamıyoruz o tatları? Bayramlar mı değişti, biz mi değiştik? Evet büyüdük. Kabul etmek gerekir ki hiçbir durumda eskisi kadar heyecanlı, neşeli, canlı değiliz? Lâkin değişen sadece bizim büyümüş (biraz yaşlanmış!) olmamız mı? Biz küçükken nenelerimize, dedelerimize de bayram aynı lezzeti vermiyor muydu? Şimdiki yaşlılar da eski zamanların yaşlıları gibi bayramlarda huzur buluyorlar mı?

Bayramların insan ve toplum üzerinde oluşturduğu psikolojik ve sosyolojik katkılarından söz etmek, özellikle büyük şehirlerde yaşayan modern insanlar için pek söz konusu değil artık! Ânı yaşamak, kimse tarafından sınırlanmamak, şımartırcasına kendini mutlu etmek, daha fazlasını istemek gibi kapitalist sistemin özgür(!) insana hedonistçe telkinlerinin yanı sıra teknolojik harikalar(!) da bayramlarımızı olumsuz etkilemiş durumda. Bayramların, içi boşaltılmış tatil olarak anlaşılması yanlışıyla karşı karşıyayız.

Egosunu mutlu etmeyi hedef hâline getiren insan; kapitalist sistemin, özellikle de turizm sektörünün ekmeğine yağ sürüyor başka değil! Açık büfe yemekler, bayanlara ve erkeklere ayrı deniz-kum hattâ beş yıldızlı otellerin akşamlarında dînî sohbetler, çocuklarımıza eğlenceler bir tarafta dururken ne diye bayrama hazırlanacağız diye kendimizi yoralım, memlekete gidip yaşlı annemizin kaprisini çekelim ki!?. Birkaç günlük tatilimizi gelene gidene hazırlıkla ve hizmetle mi geçireceğiz, değil mi?!. Önce benim canım, mutluluğum, çıkarım... diyerek egosuna tapan ve bu dünyada yaşama sebebi olarak egosunu gören bir insan için başka türlüsünü yapmak zaten anormalliktir!

Bayramların eski bayramlar tadında olmasının ilk şartı, insanın mukaddes gördüğü şeyin ne olduğunu gözden geçirmesidir. Bayram tatilleri; kendimizi mutlu etmek, şımartmak, daha özgür olmak yani egomuzu kutsamak için birer fırsat mı? Yoksa; yaşlı anne-babamızı, akrabalarımızı, eşimizi-dostumuzu, eski bir komşumuzu ziyaret ederek O’nun rızâsını kazanmak ve hayat bulmak mı? Sırf kendimiz için harcayarak egomuzu beslemek nefsi putlaştırırken; aile büyüklerimiz, çocuklar, misafirler, akrabalar, kimsesizler, yoksullar için harcamak bu tehlikeden bizi uzaklaştırır.

Image

Bayramların eski bayramlar tadında olmasının bir başka şartı da teknolojik harikalara hem bayram süresince hem de ondan önce ara vermektir. Gerçek sosyal ilişkiler kurmaya, günümüz insanının özelikle de günümüz gençlerinin çok ihtiyacı vardır. Sanal âlemde yüzlerce arkadaşı varken gerçek dünyada bir arkadaşıyla yarım saat sohbet etmeyi beceremeyen gerçek dünyanın insanlarını gelecekte psikolojik ve sosyolojik açıdan çok büyük tehlikeler beklemektedir. Hele hele klâvyenin ve cep telefonunun tuşlarına dokunmaktan gerçek dünyaya dokunamayan, ekran karşısına kilitlenip kalan yeni neslin yaşlanmış hâlini, onların şimdi idrak etmekte zorlandıkları çok daha büyük tehlikeler beklemektedir.

Görünüşte sosyal, gerçekte asosyal olan yeni nesil kuşaklar için bayramlar; büyüklerin tatlı diyalogu ve örnek davranışlarıyla bir başlangıç, bir dönüm noktası olabilir. Bayramlar, kendimizden başka insanları mutlu ederek kendimizi huzurlu hissetmek için çok güzel fırsatlardır.

Büyüklerin, hastaların, yaşlıların, kimsesizlerin ziyaret edildiği, korunup kollandığı, gözetildiği gerçek bayramlar; insana en çok ihtiyaç duyduğu duyguları yaşatan fırsatlardır. İnsanın en temel psikolojik ihtiyacı, sevmek-sevilmek ve güvenmek-güvenilmektir. Bu iki duygu da bayramlarda zirve yapar.

“Kim, rızkının kendisine Allah tarafından genişletilmesini ve ömrünün uzatılmasını isterse; sıla-i rahim yapsın (yakınlarını ziyaret etsin ve onları gözetsin).” (Buhârî) buyuran hadîs-i şerif ile;

“Allah Teâlâ’nın sana ihsan ettiği gibi sen de başkalarına ihsan et.” (el-Kasas, 77) buyuran âyet-i kerîme bayram vesilesiyle bir daha derinlemesine düşünülmelidir. Bayram tatili değil, bayram yapmak gerçekten arzuladığımız şey olmadıkça eski bayramların tadını ne biz hissedebiliriz ne de çocuklarımıza gerçek bayram lezzetini verebiliriz. Nice huzurlu bayramlara...

 
< Önceki
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
ZEMİN ÇALIŞMASI!..
Image

Orhan, gün geçtikçe okuduğu ilâhiyat fakültesinin ehemmiyetini ve ilmi ihlâsla mezcederek okumanın ne kadar zarûrî olduğunu daha yakından idrâk etmeye başlamıştı. Çünkü dış dünyadan tatlı meltemler gibi esmekte olan zehirli fikirler ve sakat felsefeler karşısında dirâyetli gönüllere, basîretli erbâb-ı ilme, yani ehil kimselere ihtiyaç çoktu.

Hazret-i Peygamber’e gerçek vâris olabilecek gerçek âlimler her zaman yetişmeliydi.

Yoksa;

“Kedilerin olmadığı yerde fareler cirit atar.” gerçeğine binâen ehil ve ehliyetli kimselerin olmaması hâlinde sakat felsefeler ve zehirli fikirler kendine zemin bulurdu.
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Kur'ân-ı Kerim'den Eğitim Prensipleri -3- BİRLİKTE YAŞAMAK
Image

Birlikte yaşamak...  

Ülkemizde ve dünyamızda artık sık sık duymaya başladığımız bir kavram...

Âşık Veysel;

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir başka başk’olmasa...

diyor. Fikirler, inanışlar, alışkanlıklar, değerler aynı olmayınca, birlikte yaşamak da zorlaşır. Çünkü davranışlar, fiiller; inanç ve değerlere dayanır.

Meselenin dünü ve bugünü:
Devamını oku...
 
BİR ZİYARETİN ARDINDAN...

Image

Bayramın dördüncü günüydü, kayınvâlidemlerle birlikte bir akrabalarının oğluna yemeğe gitmeye niyetlendik. Yeni ev almışlar; «Hayırlı olsun, güle güle oturun...» diyeceğiz...

Aslında bu ziyaretle bir taşla birçok kuş vurmak istiyoruz. Evlendiler, çocukları oldu, büyüdü gidemedik. Gidince öğreniyoruz ki kızları beş yaşına basmış.

Büyük şehirlerde akrabalık ilişkileri malûm... Eski zamanlarda akrabalar çoğu zaman aynı bahçe içindeki evlerde yahut aynı sokakta, birbirine yakın adreslerde otururlarmış. Hâlen Anadolu’da öyledir. Hattâ Anadolu’dan İstanbul’a göç ettikten sonra da bir zaman bu âdet devam ettirilmiştir. Anne-baba ve kardeşler; aile apartmanının birer katında otururlar. Çocuklar beraber büyütülür, yaşlı anne-babaya beraberce bakılır. İşler yardımlaşarak yapılır. Aileden bir kızın çeyizi mi hazırlanacak, elbirliği yapılır. Bir delikanlı okula mı yazıldı yahut askere mi gidecek, büyükleri cebine harçlığını koyar...

Devamını oku...