KAPAK | DOSYA
Image

Uzun bir gecenin sonunda yine sabah olmuş, perdenin kenarından içeri doğru sızan ışık huzmeleri sabah olduğunu ve güneşin yükselmekte bulunduğunu işaret ediyordu. Gece kaç defa uyandığını hatırlamıyor; «Gecelerin ne kadar uzun olduğunu hastalara sor» sözünün hakikatini şimdi yakînen müşâhede ediyordu.

Her ne kadar hava güneşli olsa da mevsim kış, hava soğuk; bütün vücudu elektrik verilmiş gibi titriyor. Bu titreme, soğuktan mı yoksa hastalıktan mı onu kestiremiyordu. Ortada bir şey varsa o da günlerdir, yattığı yatağında tir tir titrediğiydi.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

“Ashâbım! Size, benden soracaklar mahşerde,
Ne söyleyeceksiniz, o feryat dolu yerde?..”
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





AŞKI BULDUN İSTANBUL! Yazdır E-posta
Yazar Servet YÜKSEL servety@t-online.de   
Ey bahtımın güzeli, sen ki bir özge yârsın,
Taşın, toprağın altın, müjdelenmiş diyarsın,
Mehteran kös vuranda hayallere dalarsın,
Ayasofya susalı hüzün doldun İstanbul...

Hani efendiliğin, hani irfan mektebin?
Talan etmiş nâdanlar zarâfetin, edebin,
Gel beraber tutalım yakasından sebebin!
Hicabından sararıp soldun, soldun İstanbul...

Ben lehçemi kaybettim kim okur dîvânını?
Ruhsuz binalar yaptık, incittik Sinan’ını,
Koynunda saklıyorsun Yavuz’un fermanını,
Bakıp şanlı mâzîye saçın yoldun İstanbul...

Hüdâyî’ye sorsunlar rüyamın tabirini,
Sarsam gönül yarama Itrî’nin tekbirini,
Âsım’ın nesli gülşen edecek âhirini,
Bu hoyratlık yetişir; çok yoruldun İstanbul...

Bağrımda tâ ezelden attığın okun vardı,
Tarihte hep sana doğru bir kutlu akın vardı,
Yolum nereye düşse, rüzgârda kokun vardı,
Susuz kalmış, açmamış gonca güldün İstanbul...

Niceler bîtap düştü, can verdi eşiğinde,
Hep seni sayıkladı Fatih’in beşiğinde,
Pervâneler gibiydik Akşeyh’in ışığında,
Eyüp tâcını giydin, sultan oldun İstanbul...

«Beldetün tayyibetün» Kur’ân’da ismin senin,
Bir sevda bayrağıdır cihanda ismin senin,
Kucak açtın, kırmadın hatırını kimsenin,
Boğazda dalgalanan destan oldun İstanbul...

Gördün, bir kuru kavga değildi saltanatım,
Sende kemâle erdi sevgim, sözüm, sanatım,
Ve ezan seslerine kurulunca hayatım,
Burcunda hilâl olan aşkı buldun İstanbul...
 
< Önceki   Sonraki >
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
KİMİN YANINDASINIZ?
Image

Rivâyet edilir ki bir gün, İbrahim bin Edhem Hazretleri rüyasında Cebrâil -aleyhisselâm-’ı gördü. Hazret-i Cebrâil’in elinde bir defter vardı. İbrahim Edhem Hazretleri sordu:

“–O defter nedir yâ Cebrâil?”

O da cevap verdi:

“–Hak dostlarının isminin yazılı olduğu defterdir.”

İbrahim Edhem Hazretleri merak etti:

“–Acaba benim ismim de Hak dostlarının arasında yazılı mıdır?”
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Kur'ân-ı Kerim'den Eğitim Prensipleri -3- BİRLİKTE YAŞAMAK
Image

Birlikte yaşamak...  

Ülkemizde ve dünyamızda artık sık sık duymaya başladığımız bir kavram...

Âşık Veysel;

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir başka başk’olmasa...

diyor. Fikirler, inanışlar, alışkanlıklar, değerler aynı olmayınca, birlikte yaşamak da zorlaşır. Çünkü davranışlar, fiiller; inanç ve değerlere dayanır.

Meselenin dünü ve bugünü:
Devamını oku...
 
BİR ZİYARETİN ARDINDAN...

Image

Bayramın dördüncü günüydü, kayınvâlidemlerle birlikte bir akrabalarının oğluna yemeğe gitmeye niyetlendik. Yeni ev almışlar; «Hayırlı olsun, güle güle oturun...» diyeceğiz...

Aslında bu ziyaretle bir taşla birçok kuş vurmak istiyoruz. Evlendiler, çocukları oldu, büyüdü gidemedik. Gidince öğreniyoruz ki kızları beş yaşına basmış.

Büyük şehirlerde akrabalık ilişkileri malûm... Eski zamanlarda akrabalar çoğu zaman aynı bahçe içindeki evlerde yahut aynı sokakta, birbirine yakın adreslerde otururlarmış. Hâlen Anadolu’da öyledir. Hattâ Anadolu’dan İstanbul’a göç ettikten sonra da bir zaman bu âdet devam ettirilmiştir. Anne-baba ve kardeşler; aile apartmanının birer katında otururlar. Çocuklar beraber büyütülür, yaşlı anne-babaya beraberce bakılır. İşler yardımlaşarak yapılır. Aileden bir kızın çeyizi mi hazırlanacak, elbirliği yapılır. Bir delikanlı okula mı yazıldı yahut askere mi gidecek, büyükleri cebine harçlığını koyar...

Devamını oku...