KAPAK | DOSYA
Image

Son yıllarda Türkiye’nin Orta Doğu ile daha fazla alâkadar olduğu bir gerçektir. Bu durum, ülkemizde ve çevre ülkelerde farklı tepkilerin oluşmasına sebep oldu. Bazı yabancı ülkeler gibi bizden bazıları da; «Acaba eksenimiz mi kayıyor?» endişesine kapılırken değişik çevrelerde bir «neo-Osmanlıcılık» kaygısı da dillendirilmeye başlandı. Hislerine mağlûp tabiatımız gereği, bazılarımızın hamâsî duygularının kaynaması da bu kaygıyı körükledi.

Hâlbuki son zamanlarda Türkiye’nin Orta Doğu’ya yönelik sevindirici ilgisi, ayakları yere basan gerçekçi bir düşünce ile ele alınmalıdır. Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918’de fiilen, 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla da resmen tarihe karıştığı ve artık eski hâliyle yeniden sahne almasının imkânsız olduğu unutulmamalıdır.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Nesl-i Fatih, kendi siftâh etmeden,
Dert edermiş komşunun siftâhını...
Evde tok yatmazmış ecdad kat’iyen
Hissedermiş açların ah-vâhını...
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





SEVDİM... Yazdır E-posta
Yazar Abdullah GÜLCEMAL   
Fakirin sofrasında ekmeği, aşı sevdim...
Filistinli çocuğun attığı taşı sevdim...

Yüreğinde bir kurşun korkusu taşımadan,
Özgürce kanat çırpan gökteki kuşu sevdim...

Bir öksüzün, yetimin saçlarını okşarken,
Bir gönül yangınıyla gözdeki yaşı sevdim...

Aynalar sır tutuyor, insandan müştekîyim,
Sırra âşinâ olan dostu, sırdaşı sevdim...

Terk etsin coğrafyamı yalan söyleyen tarih,
Kıblesi Kâbe olan kavim, gardaşı sevdim...

Beş vakit minaremde okunan ezanları,
Al bayrağım üstünde beyaz nakışı sevdim...

Kelepçeli ellerin dilleri düğümlüyse,
Sükûtun isyanında çatılan kaşı sevdim...

Haksızlık karşısında hakikati haykıran,
Ve Hakk’ın huzurunda eğilen başı sevdim...

Tiksindim, nefret ettim, putların gölgesinden,
Ne riyâkâr gülüşü, ne de alkışı sevdim...

Dertlerim derûnumda dört mevsim çiçek açar
«Ba‘sü ba‘del mevt» diye baharı, kışı sevdim...

                29 Nisan 2010    
 
< Önceki   Sonraki >
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
HAKKI TEBLİĞ İÇİN... -1-

Image

VAZİFELERİMİZ

Cenâb-ı Hak; insanı, mârifetullah ve ibâdet için; yani Zâtını tanıyıp O’na hakkıyla kullukta bulunması için yarattı.

İbâdet etmek, bir başka ifadeyle kulluk etmek; her hâl ve harekette, öz, söz ve fiilde, devamlı sûrette Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına uygun yaşamaktır. Bu da hayatın tamamını; insanın kalbî, kavlî, fiilî bütün faaliyetlerini şümûlüne alır.

Rabbimiz’in bizleri aile, cemiyet, köy-şehir, millet gibi topluluklar hâlinde yaratmasının bir hikmeti de; bu imtihanın şartlarının, mes’ûliyetlerinin meydana gelmesi içindir. Cenâb-ı Hak, bize; namaz, zikir, tesbihat gibi ibâdetlerle beraber içtimâî vazifeler de veriyor. Çevremize de Cemâlî vasıflarla muâmele eden, merhametli, mütevâzı, hizmet ehli, müşfik, rakîk, hassas... hulâsa; kâmil bir insan şahsiyeti tevzî etmemizi istiyor. 

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Kur'ân-ı Kerim'den Eğitim Prensipleri -3- BİRLİKTE YAŞAMAK
Image

Birlikte yaşamak...  

Ülkemizde ve dünyamızda artık sık sık duymaya başladığımız bir kavram...

Âşık Veysel;

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir başka başk’olmasa...

diyor. Fikirler, inanışlar, alışkanlıklar, değerler aynı olmayınca, birlikte yaşamak da zorlaşır. Çünkü davranışlar, fiiller; inanç ve değerlere dayanır.

Meselenin dünü ve bugünü:
Devamını oku...
 
BİR ZİYARETİN ARDINDAN...

Image

Bayramın dördüncü günüydü, kayınvâlidemlerle birlikte bir akrabalarının oğluna yemeğe gitmeye niyetlendik. Yeni ev almışlar; «Hayırlı olsun, güle güle oturun...» diyeceğiz...

Aslında bu ziyaretle bir taşla birçok kuş vurmak istiyoruz. Evlendiler, çocukları oldu, büyüdü gidemedik. Gidince öğreniyoruz ki kızları beş yaşına basmış.

Büyük şehirlerde akrabalık ilişkileri malûm... Eski zamanlarda akrabalar çoğu zaman aynı bahçe içindeki evlerde yahut aynı sokakta, birbirine yakın adreslerde otururlarmış. Hâlen Anadolu’da öyledir. Hattâ Anadolu’dan İstanbul’a göç ettikten sonra da bir zaman bu âdet devam ettirilmiştir. Anne-baba ve kardeşler; aile apartmanının birer katında otururlar. Çocuklar beraber büyütülür, yaşlı anne-babaya beraberce bakılır. İşler yardımlaşarak yapılır. Aileden bir kızın çeyizi mi hazırlanacak, elbirliği yapılır. Bir delikanlı okula mı yazıldı yahut askere mi gidecek, büyükleri cebine harçlığını koyar...

Devamını oku...