KAPAK | DOSYA

Image

Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
Bir afîf âile sessizliği var evlerde;
Örtüyor fakrı, asâletle çekilmiş perde.
Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak...
Her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.

Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Seyrî:    Neye uygun dese takdîr-i Hudâ...
              O güzeldir kula, en doğru edâ...
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





GÜZEL AHLÂK -6- Yazdır E-posta
Yazar Doç. Dr. Seyit AVCI seyitavci1968@mynet.com   
Image
Cömertlik, Allâh’ın geniş rahmetine kavuşmaya, affedilip bağışlanmaya vesile olan güzel ahlâkın en önemli göstergelerinden biridir. Tartıya konabilecek hiçbir hayırlı ameli bulunmayan varlıklı bir adamın; sırf dar geçimlilere hoşgörü ile davranıp, onlardaki haklardan vazgeçmesi, yaratılanları Yaratan’dan dolayı hoş görüp nefes aldırması sebebiyle ilâhî rahmet ve merhamet sahibi olan Allah Teâlâ da kuluna nefes aldırmış, ikram ve ihsanını ondan esirgemeyerek kendisini affedip bağışlamıştır. Demek ki cömert olana cömert davranılmakta, esirgemeden verene, esirgemeden verilmektedir.

Güzel ahlâk böylesine güzel ve hayırlı bir nimettir. O baştan sona iyilik ve fazîletlerle doludur. Onun kendisi başlı başına bir iyiliktir. Nitekim Rasûl-i Ekrem Efendimiz’e iyilikten ve günahtan sorulduğu zaman Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“İyilik, güzel ahlâktır. Günah da nefsi rahatsız eden ve insanların farkına varmasından hoşlanmadığın şeydir.”1

İyilik, ahlâkın her çeşit güzelliklerini içine alan bir kavramdır. Gönül; ondan huzur duyar, mutlu olur. Sevinir, rahatlar. Kimseden gocunmaz, rahatsız olmaz. Zira onda feyiz ve bereket, hikmet ve fazîlet vardır. Güneş gibi berrak ve âşikârdır. Etrafa ışık ve nur saçar. Yapılması insana haz verir, gönlü îmanla, ilâhî nurla dolar. Günah ise böyle değildir. Çünkü o, güzel ahlâk sınırlarının dışındadır. O; yüzkarası, baş belâsıdır. İnsanın nefsini gıcıklar, kalbini sıkar. İşleyip işlememekte tereddüt ve şüphe uyandırır. Utanç duyulacak, nefret edilecek şeydir. İnsan; onun farkına varılmasından rahatsız olur, hoşlanmaz. Kalbi böyle kötülüklerle doldurmaktan, gönlü kirletip bulandırmaktan uzak durmak gerekir. Güzel davranışlar varken, çirkinlere bulaşmamak lâzımdır. Mü’mine her şeyin güzeli yakışır. Çünkü inandığı yüce Yaratıcı güzeldir, güzeli sever. Çirkinden nefret eder. Mü’min de güzel olmalı, güzel ahlâka sahip olmaya çalışmalıdır.

Cimriliğin kötü bir huy olduğu, güzel ahlâka sahip olan bir mü’minde hiç bulunmaması gerektiği, daha önce belirtilmişti. Nitekim bir gün Rasûl-i Ekrem Efendimiz Selîmeoğulları’na kabîle reislerinin kim olduğunu sordu. Onlar Cüd İbn-i Kays olduğunu, yalnız onu cimrilik ve pintilikle itham ettiklerini söylediler. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu:

“Cimrilikten daha zararlı mânevî bir hastalık var mıdır? Bilâkis sizin reisiniz Amr İbn-i Cemuh’tur.”2

Amr İbn-i Cemuh, İslâm’ı kabul etmeden önce câhiliye döneminde puta tapardı. Efendimiz evlendiği zaman, Amr; O’nun adına ziyafet vermişti.
Image
Malını kıskanan ve onu harcamayan kimse, ne kadar fazla mala sahip olsa da bir kabîlenin veya topluluğun büyüğü, önderi ve ulusu olamaz. Olmaya liyâkat kazanamaz. Kendisine hayrı olmayanın başkasına hayrı dokunmaz. Cömertliği, kerem ve fazîleti yüksek olan kimse, bulunduğu toplum içinde baş ve önder olmaya lâyıktır. Bunun için Efendimiz Cüd İbn-i Kays’i zengin olmasına ve malının çokluğuna rağmen cimriliğinden dolayı kabîle reisi ve büyüğü kabul etmemiş; kerem ve cömertliği ile şöhret bulan Amr İbn-i Cemuh’u Selîmeoğulları’na reis tayin etmiştir. Bu vesile ile cimriliğin ne kadar zararlı bir hastalık olduğunu beyan buyurmuştur.

Benî Selîme, Medineli müslüman kabîlelerden biridir. Bu isimle bilinen tek Arap kabîlesidir. Mahalleleri mescide bir mil kadar uzak olduğu için evlerini satıp mescide yakın yerlere yerleşmek isteyen kabîledir. Câbir bin Abdullah -radıyallâhu anh- da bu kabîleye mensuptur.3

____________________

1 Ahmed, IV, 182.

2 Buhârî, Müfred, s. 96.

3 Müslim, Mesâcid, 279.
 
< Önceki   Sonraki >
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
EĞİTİM, ALDATMAMAKTIR!

Image

Not defteri, tarih hocasının kalemine itiraz ediyordu:

–Yazdığın rakamlar hatalı!

Kalem, not kâğıtlarını gösterdi:

–Hiç de hatalı değil. Baksana not kâğıtları nasıl ise, aynen yazıyorum.

–Yanlış anladın beni. Demek istediğim, rakamları çarpıttığın değil; sen onları olduğu gibi yazıyorsun.

–Eee, öyleyse?

–Fakat çocukların hakkı ve seviyesi, yazdığın rakamlar kadar düşük değil.

–Nasıl yani? 

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
KOMŞU HAKKI ve TEBLİĞ...

Image

Yurt dışında bir vatandaşımız denk getirir, bir daire satın alır. Standardı belli olduğu için alış veriş öncesi içine girmemiştir. Tabiî anahtar eline geçtiği gün heyecanlıdır, hemen oraya yönelir.

Daire, güzel bir semttedir. Binanın önü ferah. Girişi rahat.

Yeni ev sahibi sıfatıyla bizimkinin memnuniyeti yüzüne de diline de yansımıştır. Yanındakilerle beraber neşeli neşeli binaya girer. Satın aldığı dairenin önüne bir hamlede ulaşır.

“–Güle güle oturmak nasîb olsun!” temennileri arasında anahtarları cebinden çıkarır. Uzun zamandır ilk defa anahtar görmüş olan kapalı kapıyı; «bismillâh» deyip açar.

Kapı, epey vakit açılmamış olduğundan dolayı, yata yata dizleri kireçlenmiş hasta gibi biraz tutukluk yapar. Fakat nihayet hatırını soran birinin çıkması üzerine, hoş geldiniz dercesine kendince keyifli sesler çıkartır. Duyduğu sevinci daha içten göstermek için de; haftalarca, aylarca, belki yıllarca birike birike üst köşesinde katman oluşturmuş tozları, gelenlerin başına sanki inci serpiyormuşçasına cömert bir şekilde yağdırır.

Devamını oku...
 
MODERN YALNIZLIK

Image

Malî durumuna göre güzel sitelerde veya rezidanslarda yaşamak büyük şehirlerdeki modern insanın tercihi oluyor artık. Görünen o ki; modern çağın pisliklerinden, gürültülerinden, olumsuzluklarından uzak olmak, korunmak ve rahat etmek için böyle bir tercihte bulunuluyor. Sitelerin etrafına örülen yüksek duvarlar, kapılarına konulan bekçiler; güvenliği sağlamakla birlikte, içeriden dışarıya ve dışarıdan içeriye olan iletişimi ve münasebeti de kesiyor. Çağımızda her şehirlinin hayalini kurduğu bu sistemin, sıradan bir apartman hayatından daha tehlikeli olan yanı; ona sahip olan ya da sahip olmak için uğraşanların, her geçen gün daha çok maddî imkâna kavuşması, fakat daha çok yalnızlaşması oluyor!

Devamını oku...