KAPAK | DOSYA
Image
İnternetin, bilgisayarın bizi esir alması, televizyon dizileri, açık oturumlar, haberlerde her gün değişen gündemin takibi devamlı birbirine bağıran, bağırarak reyting toplayan gazeteciler, politikacılar ve son şehid haberleri... Nefesimizin kesildiğini hisseder olduk. Bu kargaşa ortamında dînî duygularımızın yoğunlaştığını, duâlarımızın daha içten olduğunu hissederken, duâ edemeyen, etmesini bilmeyen, ibâdetten nasibini almayan insanların içinde bulunduğu ruh hâlini düşünmek bile istemiyorum.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..
Acı ama gerçek; insanlık yanar,
Kor olan yüreği söndüren gelsin!..
Dehşeti seyreden vicdanlar kanar;
Kanayan yarayı dindiren gelsin!..
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

HİLYE-İ ŞERÎFE Yazdır E-posta
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)   

Sevdi Allah ki; «Habîbim» diyerek;
Doldu aşkınla cihan, sonsuza dek;
Yâ Nebî, Hazret-i Kur’ân övüyor,
Sen’i mümkün mü senâ eylememek!

Enbiyâ tâcı, Rasûlullah’sın,
İçi rahmet dolu bir dergâhsın,
Yâ Nebî, anladı pervâne olan,
En güzelden yana bismillâhsın!

Gelmeseydin, bilemezdik Hakk’ı,
Gelmeseydin, tadamazdık aşkı!
Yâ Nebî, halkı yaratmazdı Hudâ,
Gelmeseydin, göremezdik şavkı.

Ey gönül minberinin kandili Nûr,
Ey akan göz yaşının mendili Nûr,
Yâ Nebî! Ey görünen cennet! Ey,
Gül ve bülbüldeki aşkın dili Nûr!

Dirilir aşk ile uğrunda ölen,
Tâ ezelden sana kurban bu kölen,
Yâ Nebî, Ravza’na dek çöllerde,
İzinin her tozu, mecnûna şölen...

Sana ashab gibi ümmet olayım,
Sana hizmet dolu millet olayım;
Yâ Nebî, «hilye»ne kurbân olarak,
Seni görmekte müebbet olayım!

Ne olur eyle kerem, sîretini,
İki dünyâda görem sûretini,
Yâ Nebî, hâli niyaz Seyrî’nin,
Ne olur eyle kabul, hasretini...

01.01.10 / 07:50

SULTANTEPE/ÜSKÜDAR

İLK SÖZ:

Bir yanık besmele çek dergâh’a,
Ey dil el-hamdü deyip Allâh’a;

Bin bir âdâb ile harmân olalım,
Seyr-i Peygamber’e kurbân olalım.

Açalım hilyeyi, sevdâlı öze,
Sürelim rahmet-i Rahmân’ı göze!

Tâ ki aynen görelim Hazret’i biz,
Tâ ki bitsin O’na gurbet çilemiz!

Tâ ki ersin yüce mânâya hayat,
Arşa taşsın dilimizden salevât.

O’nu övsün bu gönüllerde kelâm,
Gece gündüz O’na binlerce selâm!

O ki, bambaşka güzelliklerle,
Şânı en zirve özelliklerle;

En mükemmel yaratılmış sûret,
En büyük mûcize, nurdan sîret!

İsmi, hâliyle Muhammed ve Hamîd,
Fahr-i âlem, O mübârek Seyyid!

Bir güzel, öyle güzel, noksansız,
Duramaz âşık olan, seyransız...

Haydi Seyrî görenin pâyesine,
Erelim biz de bakıp hilyesine!

Vezni: feilâtün / feilâtün / feilün
          (fâilâtün)                   (fa’lün)

*Cenâb-ı Hakk’ın lutfuyla 1001 beyit olarak kaleme almaya muvaffak kılındığım Hilye-i Şerîfe’den bazı bölümler.

HİLYE YAZDIRAN SEBEP:

Ahmedî hicret için son andı,
Kızı gül Fâtıma hicranlandı.

Dedi: «–Cânım Baba, bundan sonra,
Görmemek hasreti, bağrımda yara!»

Sonra bir ağladı evlâd-ı Nebî,
Ahmed’in sızladı engin kalbi.

Dedi: «–Dünyâda bu pek haklı niyaz,
Ey ilim bâbı Alî, hilyemi yaz!

Yaz ki evsâfımı görmek, bir bir,
Her cihetten beni görmek gibidir!»

Ne büyük müjde bu, âşıklar için;
Bu sebepten O’nadır meth-i mübîn.

Düşmesin gaflete aslâ kullar,
Övgü hakkında Hudâ âyeti var:

وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ

«Ey Habîbim! Yüce şânınla, temiz,
İsminin yâdını yükselttik biz!»1

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ

«Çünkü Sen’sin yüce ahlâk üzere!»2
İşte târif, yüce Allâh’a göre...

HİLYENİN FAZİLETİ:

Yazsa bir kimse Nebî hilyesini,
Çok nazar etse bilip gâyesini;

Hastalıktan ve kederden Mevlâ,
Eyler âzâde, biter derd ü belâ...

Ve Hudâ, âni ölümden de korur,
Ettirir lutfunu, yoktan da zuhûr!

Bir de kim hilyeyi şâyet taşısa,
Yolculuktan yana çekmez o tasa!

Çünkü hıfzında Hudâ’nın, korunur,
Her karanlıkta doğar kalbine nûr!

Bir de gerçekte veyâ rü’yâda,
Ebediyyette veyâ dünyâda,

Kim ki Peygamber’i ister görmek,
Okusun hilyeyi ezber ederek!

Okuyan oldu O’nun yârânı,
Okuyun, siz de olun ihvânı...

Hilyenin dil sayamaz faydasını,
Oku Seyrî, sile gözden pasını...

HER EZAN VAKTİNDE:

Bâğa Gül, verdiği günden beri fer,
Akıyor göz kesilip gök ile yer..

Her ezân vakti şahâdet taşıyor,
Ehl-i sevdâ yine yollar aşıyor;

Varıyor Bâb-ı Selâm’dan içeri,
Döneyim istemiyor gayri geri!..

Gül Nebî, şöyle buyurmuş zîrâ:
«Ben vefât eylediğimden sonra;

Kim benim kabrime saygıyla gelir,
Ben yaşarken Bana gelmiş gibidir!»3

Bu büyük müjdeye kervân olalım,
Ey gönül, Ravza’da kurbân olalım.

O’nu hem yâd edelim hasretle,
Edelim hem de niyaz, hürmetle:

–Yâ Nebî! Burda kabûl eyle beni,
Rabbimiz, burda şifâ kıldı Sen’i;

Sevdi, sevdirdi, kerem kıldı Kerîm;
Ey nübüvvette Raûfu’v-ve Rahîm!

Nûrun etrâfına cem’oldu cihân,
Cânı netsin sana pervâne olan?!.

Ey seâdet yolunun mürşidi Gül,
Ey gönül penceremin hurşidi Gül!

Ey visâlin o Hidâyet Denizi,
Gam-küşâd eyleme şâd eyle bizi!

Hakk’a îmânı kulun Sen’le tamâm,
Dem, Sen’in aşkına etmekte devâm..

Ey muhabbet bağının mu’temedi,
Ey günahkâra da şefkat senedi!

Özlüyor gün-gece rü’yâ rü’yâ,
Ey Süreyyâ, sana hasret dünyâ!

Sen ki aşkın ebedî âbidesi,
Başı ey arşı geçen Hak fidesi!

Hangi söz gelse hayâlden hatıra;
Yüce hâlin, yine sığmaz satıra!

O ne sûret, o ne sîret, ne güher,
Hilye Kur’an Sana ey Peygamber!

Belki Seyrî kulunun haddi değil,
Lâkin ancak Sen’i anlatmalı dil...

1 el-İnşirâh, 4.
2 el-Kalem, 4.
3 Dârekutnî, Sünen, II, 278.

 
 
65.jpg
Yüzakı Kitapları
Yüzakı Eğitim Rehberi 2
Yüzakı Eğitim Rehberi 2

Sır ve Hikmet
Sır ve Hikmet

Gülümüz ve Gül Günlerimiz
Gülümüz ve Gül Günlerimiz

En Güzel!..
En Güzel!..

Benim Değil
Benim Değil

Yüzakı Eğitim Rehberi 1
Yüzakı Eğitim Rehberi 1

İhlas ve Takva
İhlas ve Takva

Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet

Gün Ortası
Gün Ortası

Sebebi Sensin
Sebebi Sensin

YÜREĞİ AK YÜZÜ PAK İNSAN OLMAK
Image
Rahmetli anneciğim;

“Dere diye sel gelir, ev diye el gelir.” diyerek her seher usanmadan süpürürdü avluyu.

Çanakkale Savaşı’nda biraz sonra ölüme gideceğini bilen erin çamaşır yıkadığını gören komutanı;

“–Ne yapıyordun evlâdım?” deyince askerin;

“–Rabbimin huzuruna temiz olarak varmak istiyorum.” demesi ruh hâlimizi özetliyor aslında. Temizlik sadece bedenle ilgili değil elbette. Rûhun da arıtılması, temizlenmesi, akkor hâline gelmesi hedeflenir. Görünen kirlerin temizlenmesi kolaydır da görünmeyen pisliklerden arınmak daha zordur.

Çocuğunu abdestsiz emzirmeyen anneler sayesinde meydana gelmiştir «helâl süt emmiş» nesiller. Annelerimiz çocuğunu yıkarken; «Arılısı, durulusu; sıtması, sayrısı; derdi, marazı; alayı bu sularla gitsin, ak pak olsun çocuğumun hem bedeni, hem rûhu» derlerdi. Yıkanırken duâ ederlerdi. Bugün kaçımız çocuğumuzu suyla tanıştırırken bu duâyı okuyoruz? Hangimiz tuvalete giderken;
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
DİL İLE BARIŞIK OLMAK
Image
Verdiği eserlerle edebiyatın zirvelerine ulaşmayı başarmış olan Yahya Kemal; ana dilimize olan sevgisini ve bağlılığını;

Bu dil, ağzımda annemin sütüdür.

mısraı ile ifade eder.

“Yahya Kemal, Türkçeyi millî bir unsur olarak şu ilkelerle değerlendirmektedir:
Devamını oku...
 
İsraftan Kaçınmayı, Fedâkârlığı, Hizmeti...ÇOCUKLARIMIZ NASIL ÖĞRENİR?
Image
Dükkânda oturuyorum, komşudan bir ses geldi.

Bir gürültü-parıltı... Kavga olduğu belli.

Fakat komşu olunca biz de ilgilenmek zorunda hissettik kendimizi. Dışarı çıktık. Ne oluyor ne bitiyor görmek, gerekirse ayırmak, barıştırmak için komşuya gittik. O da bizim gibi ayakkabıcı.

Bir de baktık ki annesiyle kavga ediyor. Birbirlerine bağırıp çağırıyorlar, sesleri ta benim dükkâna geliyor.
Devamını oku...