KAPAK | DOSYA

Image

Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn.
Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn.
Bir afîf âile sessizliği var evlerde;
Örtüyor fakrı, asâletle çekilmiş perde.
Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak...
Her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak.

Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Affet bizi yâ Rab! Yanılıp şöhrete düştük,
Hem şöhrete hem servete hem zillete düştük,
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





VA'Dİ TUTMAK, TEHDİTTEN CAYMAK Yazdır E-posta
Yazar Dr. Âdem AKIN-Muhammed YETİM   

ImageVASİYET 39-B

Va‘dinden asla cayma. Ama tehditlerinden vazgeçmesini de bil. Etmiş olduğun tehditleri işlemekten vazgeçerek kötülükten el çekmen, asla vermiş olduğun sözde durmaman mânâsına gelmez.

Tehdidinden vazgeçmeyi va‘dinden cayma olarak telâkki etmek Mûtezile Mezhebi’nin yanılmış olduğu noktalardan birisidir. Oysa;

 “Biz her gönderdiğimiz Rasûlü ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik...”(İbrâhîm, 4) âyet-i kerîmesinin de ifade ettiği üzere Kur’ân-ı Kerim Arapça indirilmiştir ve onun lisana ait bahislerinde Arapların âdetine itibar olunur. Araplar ise; bir kişi yapmaya söz vermiş olduğu bir kötülükten vazgeçtiği zaman bunu, o kişinin ahlâkının güzelliğinden sayarlar.

Allah Teâlâ’nın va‘dettiği azaptan bilâhare vazgeçmesi de va‘dinden dönmek değil, bilâkis mağfiret etmek mânâsına gelir. İşte Mûtezile bu noktada büyük bir hataya düşmüş ve Allâh’ın azap tehdidini gerçekleştirmekten vazgeçmesini Allâh’a yalan isnad etmek gibi telâkki ederek muhal görmüşlerdir.

Ancak Kur’ân lisanıyla konuşan Arapların örfüne baktığımızda bu durumun yalan olarak telâkki edilmediğini görmekteyiz. İşte bu noktada Mûtezile’nin kullandığı aklî delil, vaz‘-ı hükmî hususundaki ilme ters düşmektedir. Bu, meselenin her noktasını delilleriyle bilmesine rağmen yine de yanılan bazı akılların bir kusurudur. Burada, hitapta şer‘î maksadın ne olduğuna, kimin hangi lisanla hitap ettiğine ve bu hitaba muhatap olan topluluğun örfünün ne olduğuna dikkatle nazar etmek gerekmektedir.

Bazı Araplar kendi ahlâklarını överken şöyle derler:

“Ben bir vaat veya tehditte bulunduğumda, va‘dimi mutlaka tutar, tehdidimden ise cayarım.”

Hâsılı, Cenâb-ı Hakk’ın azap tehdidini yerine getirmekten vazgeçmesi, asla va‘dine muhalefet etme değil, bilâkis O’nun kullarına karşı afv ve merhamet sahibi olması demektir.

 
< Önceki   Sonraki >
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
EĞİTİM, ALDATMAMAKTIR!

Image

Not defteri, tarih hocasının kalemine itiraz ediyordu:

–Yazdığın rakamlar hatalı!

Kalem, not kâğıtlarını gösterdi:

–Hiç de hatalı değil. Baksana not kâğıtları nasıl ise, aynen yazıyorum.

–Yanlış anladın beni. Demek istediğim, rakamları çarpıttığın değil; sen onları olduğu gibi yazıyorsun.

–Eee, öyleyse?

–Fakat çocukların hakkı ve seviyesi, yazdığın rakamlar kadar düşük değil.

–Nasıl yani? 

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Kur'ân-ı Kerim'den Eğitim Prensipleri -3- BİRLİKTE YAŞAMAK
Image

Birlikte yaşamak...  

Ülkemizde ve dünyamızda artık sık sık duymaya başladığımız bir kavram...

Âşık Veysel;

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir başka başk’olmasa...

diyor. Fikirler, inanışlar, alışkanlıklar, değerler aynı olmayınca, birlikte yaşamak da zorlaşır. Çünkü davranışlar, fiiller; inanç ve değerlere dayanır.

Meselenin dünü ve bugünü:
Devamını oku...
 
BİR ZİYARETİN ARDINDAN...

Image

Bayramın dördüncü günüydü, kayınvâlidemlerle birlikte bir akrabalarının oğluna yemeğe gitmeye niyetlendik. Yeni ev almışlar; «Hayırlı olsun, güle güle oturun...» diyeceğiz...

Aslında bu ziyaretle bir taşla birçok kuş vurmak istiyoruz. Evlendiler, çocukları oldu, büyüdü gidemedik. Gidince öğreniyoruz ki kızları beş yaşına basmış.

Büyük şehirlerde akrabalık ilişkileri malûm... Eski zamanlarda akrabalar çoğu zaman aynı bahçe içindeki evlerde yahut aynı sokakta, birbirine yakın adreslerde otururlarmış. Hâlen Anadolu’da öyledir. Hattâ Anadolu’dan İstanbul’a göç ettikten sonra da bir zaman bu âdet devam ettirilmiştir. Anne-baba ve kardeşler; aile apartmanının birer katında otururlar. Çocuklar beraber büyütülür, yaşlı anne-babaya beraberce bakılır. İşler yardımlaşarak yapılır. Aileden bir kızın çeyizi mi hazırlanacak, elbirliği yapılır. Bir delikanlı okula mı yazıldı yahut askere mi gidecek, büyükleri cebine harçlığını koyar...

Devamını oku...