KAPAK | DOSYA
Image
İnternetin, bilgisayarın bizi esir alması, televizyon dizileri, açık oturumlar, haberlerde her gün değişen gündemin takibi devamlı birbirine bağıran, bağırarak reyting toplayan gazeteciler, politikacılar ve son şehid haberleri... Nefesimizin kesildiğini hisseder olduk. Bu kargaşa ortamında dînî duygularımızın yoğunlaştığını, duâlarımızın daha içten olduğunu hissederken, duâ edemeyen, etmesini bilmeyen, ibâdetten nasibini almayan insanların içinde bulunduğu ruh hâlini düşünmek bile istemiyorum.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..
Bırakma hiç bana beni,
«Bana Sen’i gerek Sen’i...»
Nâr-ı aşkla yak bu teni!
«Bana Sen’i gerek Sen’i...»
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

VA'Dİ TUTMAK, TEHDİTTEN CAYMAK Yazdır E-posta
Yazar Dr. Âdem AKIN-Muhammed YETİM   

ImageVASİYET 39-B

Va‘dinden asla cayma. Ama tehditlerinden vazgeçmesini de bil. Etmiş olduğun tehditleri işlemekten vazgeçerek kötülükten el çekmen, asla vermiş olduğun sözde durmaman mânâsına gelmez.

Tehdidinden vazgeçmeyi va‘dinden cayma olarak telâkki etmek Mûtezile Mezhebi’nin yanılmış olduğu noktalardan birisidir. Oysa;

 “Biz her gönderdiğimiz Rasûlü ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik...”(İbrâhîm, 4) âyet-i kerîmesinin de ifade ettiği üzere Kur’ân-ı Kerim Arapça indirilmiştir ve onun lisana ait bahislerinde Arapların âdetine itibar olunur. Araplar ise; bir kişi yapmaya söz vermiş olduğu bir kötülükten vazgeçtiği zaman bunu, o kişinin ahlâkının güzelliğinden sayarlar.

Allah Teâlâ’nın va‘dettiği azaptan bilâhare vazgeçmesi de va‘dinden dönmek değil, bilâkis mağfiret etmek mânâsına gelir. İşte Mûtezile bu noktada büyük bir hataya düşmüş ve Allâh’ın azap tehdidini gerçekleştirmekten vazgeçmesini Allâh’a yalan isnad etmek gibi telâkki ederek muhal görmüşlerdir.

Ancak Kur’ân lisanıyla konuşan Arapların örfüne baktığımızda bu durumun yalan olarak telâkki edilmediğini görmekteyiz. İşte bu noktada Mûtezile’nin kullandığı aklî delil, vaz‘-ı hükmî hususundaki ilme ters düşmektedir. Bu, meselenin her noktasını delilleriyle bilmesine rağmen yine de yanılan bazı akılların bir kusurudur. Burada, hitapta şer‘î maksadın ne olduğuna, kimin hangi lisanla hitap ettiğine ve bu hitaba muhatap olan topluluğun örfünün ne olduğuna dikkatle nazar etmek gerekmektedir.

Bazı Araplar kendi ahlâklarını överken şöyle derler:

“Ben bir vaat veya tehditte bulunduğumda, va‘dimi mutlaka tutar, tehdidimden ise cayarım.”

Hâsılı, Cenâb-ı Hakk’ın azap tehdidini yerine getirmekten vazgeçmesi, asla va‘dine muhalefet etme değil, bilâkis O’nun kullarına karşı afv ve merhamet sahibi olması demektir.

 
< Önceki   Sonraki >
 
65.jpg
Yüzakı Kitapları
Yüzakı Eğitim Rehberi 2
Yüzakı Eğitim Rehberi 2

Sır ve Hikmet
Sır ve Hikmet

Gülümüz ve Gül Günlerimiz
Gülümüz ve Gül Günlerimiz

En Güzel!..
En Güzel!..

Benim Değil
Benim Değil

Yüzakı Eğitim Rehberi 1
Yüzakı Eğitim Rehberi 1

İhlas ve Takva
İhlas ve Takva

Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet

Gün Ortası
Gün Ortası

Sebebi Sensin
Sebebi Sensin

EVLÂTLARIMIZ KİME EMÂNET?
Image
Allah dostlarından Ebûbekir Varrak Hazretleri’nin henüz beş-altı yaşlarında bir oğlu vardı. Onu Kur’ân okuması için hocaya gönderirdi. Bir gün çocukcağız eve ağlayarak geldi. Babası şefkatle sordu:

“–Oğlum sen niye ağlıyorsun? Ne oldu sana? Yoksa bir döven mi oldu?”

Evlâdı yaşından beklenmeyecek şu cevabı verdi:

“–Hayır babacığım, hiçbiri değil. Bugün derste bir âyet okuduk. Hâlâ o âyetin dehşeti ve tesiri altındayım.”

“–Hangi âyet o evlâdım?”

Çocuk, Müzzemmil Sûresi 17. âyet-i kerîmesini okudu. Ardından yatağa düştü ve Hakk’ın rahmetine kavuştu. Çocuğu böylesine derinden etkileyen âyet-i kerîmenin meâli şöyledir:
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
ARMUDUN VE MUMUN DİBİNE DAİR
Image
Necip Fâzıl’ın bir Yüzakı kapağına da ilham vermiş, meşhur cümlesi:

“Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.”

Canlılar âleminin hemen tamamı, kendi varlığını ve neslini sürdürmeye kurulmuş, ayarlanmış gibidir. Bundan geri kalan odundur, kısırdır, ölüdür...

O lezzetli meyveler, çekirdeklerini yaymak için...

O rengârenk çiçekler; tohumlarını, alıp götürecek ayakları cezbetmek için...

Sadece sürdürmek değil, ayarlarını da kendi vermek isteyen ise insandır... Rabbi tarafından eğitebilme kabiliyetiyle donatılan insan...
Devamını oku...
 
İsraftan Kaçınmayı, Fedâkârlığı, Hizmeti...ÇOCUKLARIMIZ NASIL ÖĞRENİR?
Image
Dükkânda oturuyorum, komşudan bir ses geldi.

Bir gürültü-parıltı... Kavga olduğu belli.

Fakat komşu olunca biz de ilgilenmek zorunda hissettik kendimizi. Dışarı çıktık. Ne oluyor ne bitiyor görmek, gerekirse ayırmak, barıştırmak için komşuya gittik. O da bizim gibi ayakkabıcı.

Bir de baktık ki annesiyle kavga ediyor. Birbirlerine bağırıp çağırıyorlar, sesleri ta benim dükkâna geliyor.
Devamını oku...