KAPAK | DOSYA
Image

Uzun bir gecenin sonunda yine sabah olmuş, perdenin kenarından içeri doğru sızan ışık huzmeleri sabah olduğunu ve güneşin yükselmekte bulunduğunu işaret ediyordu. Gece kaç defa uyandığını hatırlamıyor; «Gecelerin ne kadar uzun olduğunu hastalara sor» sözünün hakikatini şimdi yakînen müşâhede ediyordu.

Her ne kadar hava güneşli olsa da mevsim kış, hava soğuk; bütün vücudu elektrik verilmiş gibi titriyor. Bu titreme, soğuktan mı yoksa hastalıktan mı onu kestiremiyordu. Ortada bir şey varsa o da günlerdir, yattığı yatağında tir tir titrediğiydi.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Nesl-i Fatih, kendi siftâh etmeden,
Dert edermiş komşunun siftâhını...
Evde tok yatmazmış ecdad kat’iyen
Hissedermiş açların ah-vâhını...
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





MUHABBET EHLİNE DERT DEVADIR Yazdır E-posta
Yazar Murat AKDAĞ   

ImageBüyük bir kâinatı içinde barındıran insan, uzun bir yolculuktadır. Ruhlar âlemi, berzah âlemi, ana rahmi, dünya ve kabir koridorundan geçip; âhiret âlemine varacak uzun bir yol. Bu yol her bir yolcu için hikmet ve sırlarla doludur. İnsan; bu yolculuğun her bir merhalesini, mesafesini, mekânını ve zamanını ancak hikmet sahibinin izin verdiği kadar idrak edebilmektedir. Ama biz biliyoruz ki her yolculuk dert ve meşakkatle doludur. Yola çıkan her bir yolcu şükür, teslîmiyet ve tevekkül azığı ile yola çıkmalıdır.

Yolculuk imtihandır. Yolcu, her şeyin mutlak sahibine teslîmiyeti nisbetinde bu yolda huzurla mesafe kat edebilir. İşte dünya hayatı bu uzun yolculuğun kısa bir merhalesi ve durağıdır. Kâinatın Efendisi bunu; uzun bir yolda, yolcunun bir ağacın altında biraz mola vermesi, gölgelenmesi ve yoluna devam etmesi olarak tarif eder.

Bu kısa dünya hayatında;

Yol O’nun, varlık O’nun, gerisi hep angarya!

anlayışını yüreğinde hisseden bir insan için huzur ve sükûnun kapısı aralanmış olmalıdır. Eğer bu huzur ve sükûn kapısı aralanmazsa bu uzun yolculuğun devamı olan âhiret hayatı da dert ve elemlerle dolu olacaktır. Kâinatı yoktan var eden, yarattığı bütün mahlûkatı rahmetiyle kuşatan ve merhametinden yüreklerine şefkat tohumları yerleştiren yüce Mevlâ’mız mükerrem olarak yaratığı insana daima ebedî yolculuğunu hatırlatmakta ve türlü türlü işaretler vermektedir.

Hayatımızdaki dert, keder, elem, ıstırap ve hastalıklar bunların başında gelmektedir. Bunlar gafil insanlar için hayatı çekilmez ve yaşanılmaz bir karanlıklar tablosu kılarken, ârif gönüller için bunların hepsi birer lütuf ve ihsandır. Gönlü muhabbetle yoğrulanlar için dert bile devadır.

Bîmâr-ı muhabbet olana dert devâdır

diyen şair bunu ne güzel ifade etmiştir.

Yaratan’dan ötürü, yürekleri yaratılana karşı şefkat, merhamet ve muhabbet ile dolu olanlar; derdi, hastalığı, hicranı Rablerine yakınlaştırıcı birer imtihan ve hediye olarak görmüşler; derdi, tasayı, elemi ve kederi aşka dönüştürmüşlerdir.

Derdimin dermânı Sen’sin bilmedi sordum tabip
Çün yakin Sen’sin devâsı derde derman gösterir

Fânî cihâna bakma giçen ömrü sevme kim
Ömrün zevâli vâr u cihânun bekāsı yok

diyen Seyyid Nesîmî, ömür yolculuğunun da, cihanında geçici olduğunu ne güzel beyan etmektedir.

Büyük aşk şairi Fuzûlî’de mânevî aşkın şâhikalarından seslenerek dert ve zehrin kendisinin dermanı olduğunu ifade etmekte ve tabiplerin de kendisinden el çekmelerini istemektedir;

Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabip
Kılma derman kim helâkim zehri dermânımdadır

Hayat ve aşk yolundaki belâların aslında deva olduğunu hissetmek bazen zaman alır. Dukakinzâde Ahmed de aşağıdaki beyti ile bunu ifade etmektedir;

Râh-ı aşk içinde gerçi çok belâlar var imiş
Ol belâdan derdüme bildüm devâlar var imiş

Bütün gönül erleri; bu dünya âleminin geçici bir misafirhane, insanoğlunun da misafir olduğunu beyanla hakikî menzilin âhiret âlemi olduğuna işaret etmektedirler. Sultanlar sultanı ve gönüller sultanı Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri de şu dörtlüğü ile bizim yüreğimize sessizce bunu fısıldamaktadır;

Yalancı dünyaya aldanma ya hû
Bu dernek dağılır dîvan eğlenmez
İki kapılı bir vîrânedir bu
Bunda konan göçer mihman eğlenmez

Bu uzun yolculuğun, kısa süren dünya merhalesinde Rabbimiz, insanoğluna birçok mes’ûliyetler ve emânetler vermiştir. Yolculuktaki en büyük sır, belki de bu emânetlere sahip çıkmaktır. İnsanoğlu için; çocuk bir emânet, anne-baba bir emânet, eş bir emanet, müslüman kardeşin bir emânet... Hattâ insanın kendisi kendisine, bedeni ve rûhu ile birlikte bir emânet. İnsan bu emânetlerin hepsini yolculuk boyunca müdafaa ve muhafaza etmek mes’ûliyetine sahiptir. Bütün bu emânetlere sahip çıkabilmek için de ilk önce kendi emânetine sahip çıkmalı, ruh ve beden sağlığını korumalıdır. Sağlık en büyük lütuf ve nimettir.

ImageHer şeyin sentetik ve sun’îsinin icat edildiği çağımızda, büyük mağazalarda ihtişamlı ambalâjlar içinde tüketime sunulan, günlük aldığımız gıdalar bile artık sağlığımızı tehdit eder olmuştur. Her şey sun’î, her şey hormonlu, her şey plâstik...

Bazı araştırmacılara göre bu hormonlu gıdalarla beslenen vücut, toprakta daha geç yok olmaktadır. Çevre kirliliğine sebep olan naylon ve plâstik atıkların toprakta yıllarca yok olmadıkları gibi...

Sağlıksız gıdalar bedenimizin ve rûhumuzun insicâmını bozmakta yeni yeni hastalık türleri ile hem vücut sağlığımızı hem de stres ve depresyon başta olmak üzere birçok hastalıkla da ruh sağlığımızı tehdit etmeye devam etmektedir. Bu hormonlar, ilâçlar, katkı maddeleri sadece sağlığımızı değil rûhumuzu ve aşkımızı da tehdit etmektedir. Hattâ yüzümüzdeki tebessümlerin bile samimiyetten mahrum, yapmacık olmasının sebebi bu olmalıdır. Ondandır ki insan şifayı ve huzuru yanlış zamanlarda ve yanlış mekânlarda aramaktadır.

Bunlardan dolayı kalbimizin üzeri çeşitli kirler ile kaplanmakta, yüreğimizden sevgiye, merhamete, şefkate ve aşka giden bir yol bulmakta güçlük çekmekteyiz.

Hoştur bana Sen’den gelen
Yâ gonca gül yâhut diken
Yâ hil’at ü yâhut kefen
Lutfun da hoş kahrın da hoş

penceresinden hayata bakan, rızâ makamında, erdem sahibi gönül insanlarının izlerini kaybetmekteyiz ve bugünde bu yüce ruhların izdüşümü olan gönüllerle buluşabilmekte ve anlamakta sancılar çekmekteyiz. Fazîlet nümûneleriyle dolu medeniyetimizde sahip olduğumuz güzellikleri ufkumuzda görememenin ıstırabını çekiyoruz. Belki de şifa kaynakları çok yakınımızda da, biz fark edemiyoruz. Şair Nev‘î’nin işareti hepimiz için önemli;

Tamâm oldu güzellik sanma Şîrîn ile Leylâ’da
Nice Leylâ bulunur, erlik ammâ âşık olmaktır!

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
KİMİN YANINDASINIZ?
Image

Rivâyet edilir ki bir gün, İbrahim bin Edhem Hazretleri rüyasında Cebrâil -aleyhisselâm-’ı gördü. Hazret-i Cebrâil’in elinde bir defter vardı. İbrahim Edhem Hazretleri sordu:

“–O defter nedir yâ Cebrâil?”

O da cevap verdi:

“–Hak dostlarının isminin yazılı olduğu defterdir.”

İbrahim Edhem Hazretleri merak etti:

“–Acaba benim ismim de Hak dostlarının arasında yazılı mıdır?”
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
KOMŞU HAKKI ve TEBLİĞ...

Image

Yurt dışında bir vatandaşımız denk getirir, bir daire satın alır. Standardı belli olduğu için alış veriş öncesi içine girmemiştir. Tabiî anahtar eline geçtiği gün heyecanlıdır, hemen oraya yönelir.

Daire, güzel bir semttedir. Binanın önü ferah. Girişi rahat.

Yeni ev sahibi sıfatıyla bizimkinin memnuniyeti yüzüne de diline de yansımıştır. Yanındakilerle beraber neşeli neşeli binaya girer. Satın aldığı dairenin önüne bir hamlede ulaşır.

“–Güle güle oturmak nasîb olsun!” temennileri arasında anahtarları cebinden çıkarır. Uzun zamandır ilk defa anahtar görmüş olan kapalı kapıyı; «bismillâh» deyip açar.

Kapı, epey vakit açılmamış olduğundan dolayı, yata yata dizleri kireçlenmiş hasta gibi biraz tutukluk yapar. Fakat nihayet hatırını soran birinin çıkması üzerine, hoş geldiniz dercesine kendince keyifli sesler çıkartır. Duyduğu sevinci daha içten göstermek için de; haftalarca, aylarca, belki yıllarca birike birike üst köşesinde katman oluşturmuş tozları, gelenlerin başına sanki inci serpiyormuşçasına cömert bir şekilde yağdırır.

Devamını oku...
 
MODERN YALNIZLIK

Image

Malî durumuna göre güzel sitelerde veya rezidanslarda yaşamak büyük şehirlerdeki modern insanın tercihi oluyor artık. Görünen o ki; modern çağın pisliklerinden, gürültülerinden, olumsuzluklarından uzak olmak, korunmak ve rahat etmek için böyle bir tercihte bulunuluyor. Sitelerin etrafına örülen yüksek duvarlar, kapılarına konulan bekçiler; güvenliği sağlamakla birlikte, içeriden dışarıya ve dışarıdan içeriye olan iletişimi ve münasebeti de kesiyor. Çağımızda her şehirlinin hayalini kurduğu bu sistemin, sıradan bir apartman hayatından daha tehlikeli olan yanı; ona sahip olan ya da sahip olmak için uğraşanların, her geçen gün daha çok maddî imkâna kavuşması, fakat daha çok yalnızlaşması oluyor!

Devamını oku...