KAPAK | DOSYA
Image

Son yıllarda Türkiye’nin Orta Doğu ile daha fazla alâkadar olduğu bir gerçektir. Bu durum, ülkemizde ve çevre ülkelerde farklı tepkilerin oluşmasına sebep oldu. Bazı yabancı ülkeler gibi bizden bazıları da; «Acaba eksenimiz mi kayıyor?» endişesine kapılırken değişik çevrelerde bir «neo-Osmanlıcılık» kaygısı da dillendirilmeye başlandı. Hislerine mağlûp tabiatımız gereği, bazılarımızın hamâsî duygularının kaynaması da bu kaygıyı körükledi.

Hâlbuki son zamanlarda Türkiye’nin Orta Doğu’ya yönelik sevindirici ilgisi, ayakları yere basan gerçekçi bir düşünce ile ele alınmalıdır. Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918’de fiilen, 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla da resmen tarihe karıştığı ve artık eski hâliyle yeniden sahne almasının imkânsız olduğu unutulmamalıdır.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Hakk’ın Habîbi’nin, aziz sünneti,
Sohbette kalplere, safâlar vardır...
Ashab sohbet ile, buldu cenneti,
Cehâlet derdine, devâlar vardır...
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





OĞLUM! Yazdır E-posta
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)   

Hayrulhalef evlâd olasın sen, canım oğlum!..
İsmâil olursan; sana ben kurbanım oğlum!..

Bir parçasın oğlum, şu canımdan, yüreğimden,
Sen varlığımın vârisi, sen öz kanım oğlum!..

İncinmene bir zerre dayanmaz yüreğim âh!
Bir kez düşüversen, kırılır her yanım oğlum!..

Şefkatle verildin bir emânet olarak sen,
Bir göz giremez semtine, ben kalkanım oğlum!..

Birden büyüyüp serpileceksin, gideceksin,
Kalsın bana, bin ömre bedel, bin anım oğlum!..

Her dem baban arkanda durur, doğru gidersen,
Senden değil Allâh’a uyanlardanım oğlum!..

Evlât! Babanın dostunu dostun bileceksin!
Hak dostuna dostum, kötülük düşmanım oğlum!..

Bir gün seni yalnız bırakır, ayrılırım ben,
Er-geç buralardan göçecek kervanım oğlum!..

Artık babanın nâmını sen sürdüreceksin,
Bâkî kalacak senle adım, hem sanım oğlum!..

Sen sâlih olursan kitabım hiç kapatılmaz!
Muhtaç babanın tâlihisin, aslanım oğlum!..

Ben terbiye ettim seni, bir yanlışa düşsen;
Ukbâda yanıp kül olacak harmanım oğlum!..

Gönlümce helâl eyliyorum hakkımı, varsa,
Gel sen de helâl et, bilirim, noksanım oğlum!..

Yâsîn okuyup yolla baban Tâli’ye, sık sık,
Pür-nûr olacak senle şu kabristanım oğlum!..

Vezni: mef’ûlü / mefâîlü / mefâîlü / feûlün

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
83.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
AİLE VAZİFELERİ

Image

Aile; insanın, içinde doğup büyüdüğü ufak bir cemiyet demektir. Bu cemiyet; karı-koca, ana-baba, hısım ve akrabadan meydana gelir. İnsan; vatanına, milletine karşı borçlu bulunduğu saygı ve sevgi duygularını ilk önce burada alır. Aile; bütün sevgilerin, bütün fazîletlerin kaynağıdır. İnsan; büyüklere saygılı, küçüklere merhametli, bütün insanlara karşı faydalı ve hayırlı olmayı... sözün kısası; hem Allâh’ına, hem O’nun yarattıklarına karşı vazifelerini her şeyden evvel; ana kucağında, baba ocağında öğrenir ve öğrenmesi gerekir. Öyle ise aileyi vücuda getirenlerin birbirlerine karşı mükellef bulundukları vazifeleri de kısaca gözden geçirelim.

ANA VE BABAMIZA KARŞI VAZİFELERİMİZ

Bu hususta Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Rabbin kat’î olarak ferman buyurdu ki:

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
KOMŞU HAKKI ve TEBLİĞ...

Image

Yurt dışında bir vatandaşımız denk getirir, bir daire satın alır. Standardı belli olduğu için alış veriş öncesi içine girmemiştir. Tabiî anahtar eline geçtiği gün heyecanlıdır, hemen oraya yönelir.

Daire, güzel bir semttedir. Binanın önü ferah. Girişi rahat.

Yeni ev sahibi sıfatıyla bizimkinin memnuniyeti yüzüne de diline de yansımıştır. Yanındakilerle beraber neşeli neşeli binaya girer. Satın aldığı dairenin önüne bir hamlede ulaşır.

“–Güle güle oturmak nasîb olsun!” temennileri arasında anahtarları cebinden çıkarır. Uzun zamandır ilk defa anahtar görmüş olan kapalı kapıyı; «bismillâh» deyip açar.

Kapı, epey vakit açılmamış olduğundan dolayı, yata yata dizleri kireçlenmiş hasta gibi biraz tutukluk yapar. Fakat nihayet hatırını soran birinin çıkması üzerine, hoş geldiniz dercesine kendince keyifli sesler çıkartır. Duyduğu sevinci daha içten göstermek için de; haftalarca, aylarca, belki yıllarca birike birike üst köşesinde katman oluşturmuş tozları, gelenlerin başına sanki inci serpiyormuşçasına cömert bir şekilde yağdırır.

Devamını oku...
 
GEL KARDEŞİM!
Image

Arkadaşlık, komşuluk, dostluk...

Hayatımızda farkına varsak da varmasak da büyük bir etkiye sahip...

Sadece gençler, çocuklar için değil, yetişkinler için de...

Komşuluk sadece evlerde, apartmanlarda değil; dükkân komşuluğu da çok mühim... Yeter ki imkânlar; birlik-beraberlik için, dayanışma için, birbirimize iyiyi, doğruyu, güzeli anlatmak için fırsat olarak kullanılabilsin.
Devamını oku...