KAPAK | DOSYA

ImageFertlerin ve milletlerin vazgeçilmezleri, olmazsa olmaz değerleri vardır. Bunların başında gelenlerden biri de vatandır. Vatan, her şeyden önce bir milletin üzerinde yaşadığı toprak parçası; sınırları belli olan hâkimiyet alanıdır. Ülkedir, yurttur.

Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Hem gökler hem yerler Sen’i anarken,
Gönlüm gaflettedir, nasıl yanmayım?
Semâvat, aşkından dâim dönerken
Gönlüm gaflettedir, nasıl yanmayım?

Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

Mü'minin Mü'mine Misali: KENETLENMİŞ TUĞLALAR GİBİ... Yazdır E-posta
Yazar Dr. Âdem AKIN -Muhammed YETİM   

ImageVASİYET 33/B

Her dâim hayır yapmaya devam et. Hayır işlerken insanlar arasında fark gözetme ki hakikî mânâda hayır ehli olasın. Övülmüş sıfatlar, varlığında yer etsin. Şahsiyetin güzel ahlâk ile süslenip bezensin ve Allah tarafından övülüp, şerefli kılınmış bu sıfatların mahalli olsun.

Her fazîlete sadece fazîlet olması itibarıyla talip ol; her rezîletten (kötülükten) de sırf rezîlet olması sebebiyle sakın (yani fazîletleri talep edip rezîletlerden kaçınma hususunda niyetini hâlis tut, başka maksat gözetme). İnsanların yermesi veya övmesine bakıp da ona göre hareket etme.

Allah elçilerinin mü’minlere bildirdiği ilâhî edeple edeplenmiş hikmet sahiplerinden olma arzusunda mısın? O hâlde her zaman (hayır yönünden) tercihe en lâyık olan tavrı tercih et.

Bil ki, mü’minler sağlam bir binanın duvarında birbirine destek olup kenetlenmiş tuğlalar gibidir.

Âlem üzerinde hiçbir varlık yoktur ki, Allah Teâlâ’ya secde hâlinde olmasın. Sadece insanlardan ve cinlerden bir kısmı bu hâlden gafildir. Fakat gafil bir kulun vücudunda bile ondan habersiz, Allâh’ı tesbih edip O’na secde hâlinde bulunan birçok varlık vardır. Bu varlıklar içinde Allâh’a secde etmeyenler içinse azap hak olmuştur.

Şu âyet-i kerîme üzerinde dikkatle tefekkür et:

“Ey îman edenler, Allâh’a, Peygamberi’ne, Peygamberi’ne inzal etmiş olduğu kitaba ve daha önce inzal buyurmuş olduğu kitaplara îman ediniz.” (en-Nisâ, 36)

Görüyorsun ki, Allah Teâlâ hem; «Ey îman edenler!» diye hitap ediyor hem de bu hitabın muhataplarına; «Îman ediniz!» diye emir buyuruyor.

İlk zikredilen îmandan maksat, îmanın umumî mânâsıdır. Nitekim başka bir âyette geçen «bâtıla îman edenler» (el-Ankebût, 52) ifadesinde de bu mânâ vardır. İkinci «îman» kelimesinden maksat ise hususî mânâdır ki kendisiyle emrolunan îman budur. Birincisinde mükellefiyet almaksızın sadece bilgi yönüyle îman mevzubahistir. Âdemoğulları bu îmâna şu âyet-i kerîmenin bildirdiği ezelî şahâdetle muvaffak kılınmıştır:

“Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak; «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» dediği vakit, «Pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz» dediler. (Bu,) kıyâmet günü: «Bizim bundan haberimiz yoktu.» demeyesiniz diyedir.” (el-A’râf, 172)

Imageİşte ezel bezmindeki bu şahitlik sebebiyledir ki, Allah onlara «mü’minler» diye hitap etmiş, ancak dünya hayatında (kendi irâde-i cüz’iyyeleriyle) îman etmelerini de ayrıca emir buyurmuştur. Onlara tevhîd-i mutlak mükellefiyetini yüklememiş olması ise rahmeti sebebiyledir. Âyet-i kerîmede:

“Onların çoğu ancak Allâh’a şirk koşarak îman ederler.” (Yûsuf, 106)

buyurulmasındaki hikmet de budur. Nitekim buradaki şirkin, gizli şirk (şirk-i hafî) anlamında olduğunu evvelce zikretmiştik.* Bu sebepledir ki; “Allâh’a îman ediniz!” buyurdu da; “Allâh’ın tekliğine îman ediniz!” buyurmadı. Çünkü Allâh’ın varlığına îman eden, şüphesiz ki îman etmiştir. Allâh’ın tekliğine îman eden kişi ise (gizli ya da açık) asla şirke bulaşmaz (bulaştığı takdirde îman etmemiş demektir).

Zira îman ispat ister. (Her neye îman ediliyorsa, bu îmanın ispatı gerekir.) Tevhid ise şerîk (ortak) koşulan her şeyi nefyetmektedir. (O hâlde kalbinde gizli de olsa ortaklar bulunduran kişinin Allâh’ın vahdâniyetine îmanı, gerçek bir îman değildir.)

Mü’min ism-i şerîfi aynı zamanda Allah Teâlâ’nın esmâ-i hüsnâsından olduğu içindir ki, o mü’min kullarına destek olmaktadır.

“Allah Teâlâ, kardeşim Lût’a rahmet etsin. Muhakkak ki o, sapasağlam bir desteğe dayanmaktaydı.” (Buhârî, Enbiyâ 19)

hadîs-i şerîfindeki sapasağlam destekten maksat da Allah Teâlâ’nın «Mü’min» ism-i şerîfidir.

Zira hatırla ki:

Mü’minler birbirine destek olup kenetlenmiş tuğlalar gibidir...

* Bkz: 18. Vasiyet

 

 
Sonraki >
 
61.jpg
Yüzakı Kitapları
Yüzakı Eğitim Rehberi 2
Yüzakı Eğitim Rehberi 2


Sır ve Hikmet
Sır ve Hikmet


Gülümüz ve Gül Günlerimiz
Gülümüz ve Gül Günlerimiz


En Güzel!..
En Güzel!..


Benim Değil
Benim Değil


Yüzakı Eğitim Rehberi 1
Yüzakı Eğitim Rehberi 1


İhlas ve Takva
İhlas ve Takva


Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet


Gün Ortası
Gün Ortası


Sebebi Sensin
Sebebi Sensin


ZEYNEB SULTAN -1-

Imageİslâm’ın doğuşu ile yeni bir dönem başlıyordu.

Hayat anlam kazanmış, îman şaşmaz değer ölçüsü olmuştu. Artık her söz ve hareket bununla ölçülüyordu.

Ölçü, şaşmaz ve değişmezdi. İnanacaktı insan. İnanınca müslüman olacak, inandığının gereğini yaptıkça da; takvâ sahibi, iyi bir müslüman olacaktı.

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
TOPRAĞI VATAN YAPAN

ImageVatan ve millet mevzuunda müslümanların duracağı yer neresidir?

Fransız İhtilâli’nden sonra, öncesine nisbetle daha derin ve daha farklı görünümler alan bu mevzu, günümüzde globalleşme neticesinde tersi bir istikamette ilerliyor. Irkçılık iki dünya savaşında insanlığa en büyük tahribatları yaşatarak yavaş yavaş siyaset sahnesinden çekiliyor. Yahut öyle görünüyor. Bloklar, birlikler, paktlar dünyasında sınırlar, para birimleri yavaş yavaş ortadan kalkıyor. İnternet, milletlerarası şirketler, özelleştirmeler...

Devamını oku...
 
GRUPLAR ÇOKTUR, VATAN BİR!

Image«Sosyal Kimlik Teorisi»ni ilk ortaya atan İngiliz sosyal psikolog Henri TAJFEL (1919-1982) şöyle söyler:

“İnsanlar, kendilerini bir veya daha fazla grupla kategorize etme eğilimindedirler; çünkü bir gruba dâhil olmak insana, kim olduğu konusunda bir fikir vererek kendisini iyi hissettirir ve diğer gruplarla sınırları belirler.”

Devamını oku...