KAPAK | DOSYA
Image
İnternetin, bilgisayarın bizi esir alması, televizyon dizileri, açık oturumlar, haberlerde her gün değişen gündemin takibi devamlı birbirine bağıran, bağırarak reyting toplayan gazeteciler, politikacılar ve son şehid haberleri... Nefesimizin kesildiğini hisseder olduk. Bu kargaşa ortamında dînî duygularımızın yoğunlaştığını, duâlarımızın daha içten olduğunu hissederken, duâ edemeyen, etmesini bilmeyen, ibâdetten nasibini almayan insanların içinde bulunduğu ruh hâlini düşünmek bile istemiyorum.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..
Ey felek, olmadı hiç, olmadı zulmün amanı,
Gencecik yaşta şehîd eyledi Furkan DOĞAN’ı...
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

Mü'minin Mü'mine Misali: KENETLENMİŞ TUĞLALAR GİBİ... Yazdır E-posta
Yazar Dr. Âdem AKIN -Muhammed YETİM   

ImageVASİYET 33/B

Her dâim hayır yapmaya devam et. Hayır işlerken insanlar arasında fark gözetme ki hakikî mânâda hayır ehli olasın. Övülmüş sıfatlar, varlığında yer etsin. Şahsiyetin güzel ahlâk ile süslenip bezensin ve Allah tarafından övülüp, şerefli kılınmış bu sıfatların mahalli olsun.

Her fazîlete sadece fazîlet olması itibarıyla talip ol; her rezîletten (kötülükten) de sırf rezîlet olması sebebiyle sakın (yani fazîletleri talep edip rezîletlerden kaçınma hususunda niyetini hâlis tut, başka maksat gözetme). İnsanların yermesi veya övmesine bakıp da ona göre hareket etme.

Allah elçilerinin mü’minlere bildirdiği ilâhî edeple edeplenmiş hikmet sahiplerinden olma arzusunda mısın? O hâlde her zaman (hayır yönünden) tercihe en lâyık olan tavrı tercih et.

Bil ki, mü’minler sağlam bir binanın duvarında birbirine destek olup kenetlenmiş tuğlalar gibidir.

Âlem üzerinde hiçbir varlık yoktur ki, Allah Teâlâ’ya secde hâlinde olmasın. Sadece insanlardan ve cinlerden bir kısmı bu hâlden gafildir. Fakat gafil bir kulun vücudunda bile ondan habersiz, Allâh’ı tesbih edip O’na secde hâlinde bulunan birçok varlık vardır. Bu varlıklar içinde Allâh’a secde etmeyenler içinse azap hak olmuştur.

Şu âyet-i kerîme üzerinde dikkatle tefekkür et:

“Ey îman edenler, Allâh’a, Peygamberi’ne, Peygamberi’ne inzal etmiş olduğu kitaba ve daha önce inzal buyurmuş olduğu kitaplara îman ediniz.” (en-Nisâ, 36)

Görüyorsun ki, Allah Teâlâ hem; «Ey îman edenler!» diye hitap ediyor hem de bu hitabın muhataplarına; «Îman ediniz!» diye emir buyuruyor.

İlk zikredilen îmandan maksat, îmanın umumî mânâsıdır. Nitekim başka bir âyette geçen «bâtıla îman edenler» (el-Ankebût, 52) ifadesinde de bu mânâ vardır. İkinci «îman» kelimesinden maksat ise hususî mânâdır ki kendisiyle emrolunan îman budur. Birincisinde mükellefiyet almaksızın sadece bilgi yönüyle îman mevzubahistir. Âdemoğulları bu îmâna şu âyet-i kerîmenin bildirdiği ezelî şahâdetle muvaffak kılınmıştır:

“Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak; «Ben sizin Rabbiniz değil miyim?» dediği vakit, «Pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz» dediler. (Bu,) kıyâmet günü: «Bizim bundan haberimiz yoktu.» demeyesiniz diyedir.” (el-A’râf, 172)

Imageİşte ezel bezmindeki bu şahitlik sebebiyledir ki, Allah onlara «mü’minler» diye hitap etmiş, ancak dünya hayatında (kendi irâde-i cüz’iyyeleriyle) îman etmelerini de ayrıca emir buyurmuştur. Onlara tevhîd-i mutlak mükellefiyetini yüklememiş olması ise rahmeti sebebiyledir. Âyet-i kerîmede:

“Onların çoğu ancak Allâh’a şirk koşarak îman ederler.” (Yûsuf, 106)

buyurulmasındaki hikmet de budur. Nitekim buradaki şirkin, gizli şirk (şirk-i hafî) anlamında olduğunu evvelce zikretmiştik.* Bu sebepledir ki; “Allâh’a îman ediniz!” buyurdu da; “Allâh’ın tekliğine îman ediniz!” buyurmadı. Çünkü Allâh’ın varlığına îman eden, şüphesiz ki îman etmiştir. Allâh’ın tekliğine îman eden kişi ise (gizli ya da açık) asla şirke bulaşmaz (bulaştığı takdirde îman etmemiş demektir).

Zira îman ispat ister. (Her neye îman ediliyorsa, bu îmanın ispatı gerekir.) Tevhid ise şerîk (ortak) koşulan her şeyi nefyetmektedir. (O hâlde kalbinde gizli de olsa ortaklar bulunduran kişinin Allâh’ın vahdâniyetine îmanı, gerçek bir îman değildir.)

Mü’min ism-i şerîfi aynı zamanda Allah Teâlâ’nın esmâ-i hüsnâsından olduğu içindir ki, o mü’min kullarına destek olmaktadır.

“Allah Teâlâ, kardeşim Lût’a rahmet etsin. Muhakkak ki o, sapasağlam bir desteğe dayanmaktaydı.” (Buhârî, Enbiyâ 19)

hadîs-i şerîfindeki sapasağlam destekten maksat da Allah Teâlâ’nın «Mü’min» ism-i şerîfidir.

Zira hatırla ki:

Mü’minler birbirine destek olup kenetlenmiş tuğlalar gibidir...

* Bkz: 18. Vasiyet

 

 
Sonraki >
 
65.jpg
Yüzakı Kitapları
Yüzakı Eğitim Rehberi 2
Yüzakı Eğitim Rehberi 2

Sır ve Hikmet
Sır ve Hikmet

Gülümüz ve Gül Günlerimiz
Gülümüz ve Gül Günlerimiz

En Güzel!..
En Güzel!..

Benim Değil
Benim Değil

Yüzakı Eğitim Rehberi 1
Yüzakı Eğitim Rehberi 1

İhlas ve Takva
İhlas ve Takva

Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet

Gün Ortası
Gün Ortası

Sebebi Sensin
Sebebi Sensin

YÜREĞİ AK YÜZÜ PAK İNSAN OLMAK
Image
Rahmetli anneciğim;

“Dere diye sel gelir, ev diye el gelir.” diyerek her seher usanmadan süpürürdü avluyu.

Çanakkale Savaşı’nda biraz sonra ölüme gideceğini bilen erin çamaşır yıkadığını gören komutanı;

“–Ne yapıyordun evlâdım?” deyince askerin;

“–Rabbimin huzuruna temiz olarak varmak istiyorum.” demesi ruh hâlimizi özetliyor aslında. Temizlik sadece bedenle ilgili değil elbette. Rûhun da arıtılması, temizlenmesi, akkor hâline gelmesi hedeflenir. Görünen kirlerin temizlenmesi kolaydır da görünmeyen pisliklerden arınmak daha zordur.

Çocuğunu abdestsiz emzirmeyen anneler sayesinde meydana gelmiştir «helâl süt emmiş» nesiller. Annelerimiz çocuğunu yıkarken; «Arılısı, durulusu; sıtması, sayrısı; derdi, marazı; alayı bu sularla gitsin, ak pak olsun çocuğumun hem bedeni, hem rûhu» derlerdi. Yıkanırken duâ ederlerdi. Bugün kaçımız çocuğumuzu suyla tanıştırırken bu duâyı okuyoruz? Hangimiz tuvalete giderken;
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Maddede, Mânâda, Her Şeyde ÖNCE TEMİZLİK...
Image
İHL talebeleri olarak 1988’de gittiğimiz umre ziyaretindeydi.

Kâbe’nin Hacerü’l-Esved tarafındaki müezzinliğin altında oturuyorduk.

Orada tanıştığımız bir doktor, bize Almanya’da yaşayan bir doktor arkadaşından temizlikle ilgili şu ibret ve hikmet dolu hâtırayı anlattı:

Türk doktorun vesilesiyle 60’lı veya 70’li yıllarda bir Alman doktor müslüman olmuştu. Alman doktorun en bariz özelliği de temizlikti. Meşhur ifadesiyle temizlik hastasıydı. Zaten İslâm’ın temizliğe verdiği ehemmiyet de onun müslüman olmasında hayli tesirli olmuştu. Hele fıkıh kitaplarımızın ilk bahsinin temizlik oluşuna hayran kalmıştı. Samimî bir gönülle îmanın gerektirdiği vecîbelere/vazifelere de candan bismillâh demişti. Kendisinin müslüman olmasına vesile olan Türk doktora dedi ki:
Devamını oku...
 
İsraftan Kaçınmayı, Fedâkârlığı, Hizmeti...ÇOCUKLARIMIZ NASIL ÖĞRENİR?
Image
Dükkânda oturuyorum, komşudan bir ses geldi.

Bir gürültü-parıltı... Kavga olduğu belli.

Fakat komşu olunca biz de ilgilenmek zorunda hissettik kendimizi. Dışarı çıktık. Ne oluyor ne bitiyor görmek, gerekirse ayırmak, barıştırmak için komşuya gittik. O da bizim gibi ayakkabıcı.

Bir de baktık ki annesiyle kavga ediyor. Birbirlerine bağırıp çağırıyorlar, sesleri ta benim dükkâna geliyor.
Devamını oku...