KAPAK | DOSYA
Image
Geçtiğimiz günlerde, denizlerde iki büyük kirlilik yaşandı.

Biri maddî kirlilik...

BP şirketine ait Meksika Körfezi’ndeki petrol çıkarma plâtformunda patlama oldu. Denize her gün binlerce ton petrolün sızdığı kaza, 190 kilometrelik sahil şeridini de kirletti.
Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..
Erken batar, geç doğar gün,
Hazin eser sabâ şimdi...
Annede yas, kızda düğün,
Emekler boş hebâ şimdi...
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

Ebediyet İştiyâkımızın Tezâhürü ÇOCUKLARIMIZ Yazdır E-posta
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ   

Imageİnsan, fânî beden elbisesi içinde ebediyet iştiyâkı duyan bir ruh taşımaktadır. Bu sebeple kendisine verilen mahdut ömür içerisinde adını bâkî kılmak için aşkla, şevkle çabalar.

Ebediyet iştiyâkı, insanın dünyada ürettiği her şeye az veya çok tesir eder. İlim adamlarının ve sanatkârların ortaya koydukları eserlerde, ticaret erbabının kazançlarında bu duygunun payı vardır. Bazıları yaptıkları işlerle sadece bu duyguyu tatmine yönelir ve her başarıda benliklerini görür. Nefsini dâima murâkabe altında bulunduran mü’minler ise yaptıkları işleri Allâh’ın tevfîkiyle / muvaffak kılmasıyla yaptıklarını akıllarından çıkarmazlar ve ürettikleri hizmetler sebebiyle sonraki insanlardan hayır duâ almayı amaç edinirler. Bu konuda katıksız bir ihlâs ve samimiyet içinde olup zirveyi yakalayanlar peygamberlerdir. Nitekim Sâffât Sûresi’nde Allah Teâlâ, Hazret-i Nuh hakkında;

“Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık. Bütün âlemlerden Nûh’a selâm olsun!” (Sâffât, 37/78-79) buyurmuş ve Hazret-i İbrahim, Hazret-i Musa ve Hazret-i Hârun, Hazret-i İlyas ve Hazret-i Yûnus hakkında da aynı ifadeyi kullanmıştır.

Demek ki ebediyete duyulan iştiyak; insanın istîdat ve kabiliyetine, sahip olduğu mîzaç ve hedeflediği amaca göre farklı neticeler vermektedir. Büyük bir sanatkârın dev eserler ibdâ etmesini, ilim ve fikir adamlarının insanlığa asırlarca yön vermesini sağlarken sıradan insanlarda ise alelâde bir şekilde, daha ziyade de maddî sahada tezâhür eder.

Ebediyet iştiyâkının bir tezâhürü de çocuk edinmektir. Çünkü çocuk, ölümden sonra insanın adının ve hâtırasının yaşamasını temin eder. Bu zâviyeden bakıldığında çocuklarımız bizim için istikbalden de öte ebed kadar önemlidir. Bu sebeple üzerlerinde titrememiz, yetişmeleri için ne gerekiyorsa yapmamız gerekir.

Çocukluk, insanın en saf ve en temiz olduğu safhadır. Bu sebeple iyi davranışların kazandırılması için en müsait zamandır. Çocukta pazarlık ve ikiyüzlülük olmaz. Dolayısıyla çocukluğunda iyi eğitilen insanlar sağlam bir karaktere sahip olur.

Ne var ki, -hepimizin yaşadığı ve dolayısıyla yakından bildiği üzere- her güzel çağ gibi çocukluk çağı da çok hızlı geçer. Yaşımızın bu kadar ilerlemediğini, gördüğümüz bu kâbusun biraz sonra son bulup parkta veya okulun bahçesinde uyanıvereceğimizi ve kendimizi kaydıraktan kayarken, salıncakta sallanırken, kovalamaca oynarken buluvereceğimizi hangimiz düşünmemiştir? Sonunda acı gerçekle karşı karşıya kalınca hayatta gerçekleştiremediğimiz ideallerimizden dolayı hayıflanmayanımız var mıdır? Millî şairimiz Mehmed Âkif bile; «Hüsrân-ı Mübîn» adını verdiği küçük bir manzûmesinde şöyle diyor:

Başlattığı gün mektebe, duydum ki, diyordu
Rahmetli babam: «Âdem olur oğlum ilerde»

Annemse, oturmuş, paşalıklar kuruyordu...
Âdemliği geçtik! Paşalık olsun, o nerde?

Şüphesiz Mehmed Âkif, paşalıktan öte ülkemizin en büyük mütefekkirlerinden biri ve aynı zamanda adam gibi bir adamdır. Ancak o, ideallerini çok yüksek tuttuğundan ve biraz da tevâzuundan böyle söylüyor. Böylece çocukluğun çok kısa bir zaman dilimi olduğu ve birdenbire geçtiği, dolayısıyla bu safhada yapılması gerekenlerin fırsat geçirilmeden zamanında yapılması gerektiği hususunda bize ikazda bulunuyor. Bir sonraki beyitte ise başka bir ikazı daha vardır bize:

Âmâli tezâd üzre giderken ebeveynin,
Hep böyle harâb olmada etfâl ara yerde!

âmâl: Emeller, amaçlar. etfâl: Çocuklar.

Evet; «Çocukluk devresinde yapılması gerekenler fırsat geçirilmeden zamanında yapılmalıdır. Ama bunlar yapılırken gelişi güzel değil, belli bir plân ve program dâhilinde yapılmalıdır. Anne bir telden, baba başka bir telden, okulda öğretmen daha başka bir telden çalmamalıdır.» diyor şairimiz.

Okulun önemi asla inkâr edilemez olsa da çocuğun eğitiminde ilk ve en önemli rol aileye aittir. Hususiyle “globalleşme”den bahsedilen çağımızda aileye daha çok iş düşmektedir. Çevreyi, televizyon ve internet gibi araçları kontrol edip çocuk için süzgeçten geçirmek ailenin vazifesidir.

ImageHer çocuk, istikbalde bir aile sahibi olacak ve bugünün büyüklerinin yerini alacak bir yetişkindir. Cemiyetin en küçük yapıtaşı olan aile içinde bugün sağlam ve âhenkli bir şekilde yetiştirilirse gelecekte onun yetiştireceği fertler de sağlam olacak, neticede bütün bir milletin istikbâli güzel olacaktır.

Muallim Nâci merhumun, kız kardeşine ninni söyleyen bir ablanın dilinden söylediği şu mısralar, bu konuyu şiir diliyle çok güzel ifade etmektedir:

Hâher! Büyü, bir güzel civan sev
Mes’ûd olacak seninle bir ev

Bir âileyi sen etsen âbâd
Bir dîgerini ben eylesem şâd

Her hâlimizi beğense âlem
Bizden beşeriyyet olsa hürrem

Her âile bizden örnek alsa
Mes’ûd familyalar çoğalsa

Her hâne görülse pür-meserret
Yâ Rab! Ne kadar büyük saâdet!

hâher: Kız kardeş. âbâd: Mâmur. hürrem: Mutlu, güleç, sevinçli.
familya: Aile. pür-meserret: Sevinçli.

Ebediyet iştiyâkımızın tezâhürü olan çocuklarımızın, dâr-ı fenâda bizi yoldan çıkarıcı birer fitne ve dolayısıyla ebedî âlemde de kendilerinden kaçıp karşılaşmak istemediğimiz kimseler olmasından Allâh’a sığınır, yüce dergâhından onları bizim için göz aydınlığı ve ardımızdan duâ eden sâlih evlâtlar kılmasını niyaz ederiz.

 

 
Sonraki >
 
65.jpg
Yüzakı Kitapları
Yüzakı Eğitim Rehberi 2
Yüzakı Eğitim Rehberi 2

Sır ve Hikmet
Sır ve Hikmet

Gülümüz ve Gül Günlerimiz
Gülümüz ve Gül Günlerimiz

En Güzel!..
En Güzel!..

Benim Değil
Benim Değil

Yüzakı Eğitim Rehberi 1
Yüzakı Eğitim Rehberi 1

İhlas ve Takva
İhlas ve Takva

Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet

Gün Ortası
Gün Ortası

Sebebi Sensin
Sebebi Sensin

EVLÂTLARIMIZ KİME EMÂNET?
Image
Allah dostlarından Ebûbekir Varrak Hazretleri’nin henüz beş-altı yaşlarında bir oğlu vardı. Onu Kur’ân okuması için hocaya gönderirdi. Bir gün çocukcağız eve ağlayarak geldi. Babası şefkatle sordu:

“–Oğlum sen niye ağlıyorsun? Ne oldu sana? Yoksa bir döven mi oldu?”

Evlâdı yaşından beklenmeyecek şu cevabı verdi:

“–Hayır babacığım, hiçbiri değil. Bugün derste bir âyet okuduk. Hâlâ o âyetin dehşeti ve tesiri altındayım.”

“–Hangi âyet o evlâdım?”

Çocuk, Müzzemmil Sûresi 17. âyet-i kerîmesini okudu. Ardından yatağa düştü ve Hakk’ın rahmetine kavuştu. Çocuğu böylesine derinden etkileyen âyet-i kerîmenin meâli şöyledir:
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Maddede, Mânâda, Her Şeyde ÖNCE TEMİZLİK...
Image
İHL talebeleri olarak 1988’de gittiğimiz umre ziyaretindeydi.

Kâbe’nin Hacerü’l-Esved tarafındaki müezzinliğin altında oturuyorduk.

Orada tanıştığımız bir doktor, bize Almanya’da yaşayan bir doktor arkadaşından temizlikle ilgili şu ibret ve hikmet dolu hâtırayı anlattı:

Türk doktorun vesilesiyle 60’lı veya 70’li yıllarda bir Alman doktor müslüman olmuştu. Alman doktorun en bariz özelliği de temizlikti. Meşhur ifadesiyle temizlik hastasıydı. Zaten İslâm’ın temizliğe verdiği ehemmiyet de onun müslüman olmasında hayli tesirli olmuştu. Hele fıkıh kitaplarımızın ilk bahsinin temizlik oluşuna hayran kalmıştı. Samimî bir gönülle îmanın gerektirdiği vecîbelere/vazifelere de candan bismillâh demişti. Kendisinin müslüman olmasına vesile olan Türk doktora dedi ki:
Devamını oku...
 
İsraftan Kaçınmayı, Fedâkârlığı, Hizmeti...ÇOCUKLARIMIZ NASIL ÖĞRENİR?
Image
Dükkânda oturuyorum, komşudan bir ses geldi.

Bir gürültü-parıltı... Kavga olduğu belli.

Fakat komşu olunca biz de ilgilenmek zorunda hissettik kendimizi. Dışarı çıktık. Ne oluyor ne bitiyor görmek, gerekirse ayırmak, barıştırmak için komşuya gittik. O da bizim gibi ayakkabıcı.

Bir de baktık ki annesiyle kavga ediyor. Birbirlerine bağırıp çağırıyorlar, sesleri ta benim dükkâna geliyor.
Devamını oku...