| KAPAK | DOSYA | ||
|---|---|---|
|
||
| BU SAYIDAN MISRALAR.. | ||||
|---|---|---|---|---|
|
||||
ANA SAYFA
![]() |
| Vefatının 50. yılında Üstad Yahya Kemal'in Dilinden-GAZEL |
|
|
| Yazar Harun ÖĞMÜŞ | |
|
Sevdik zafer ve cengi bir eşşiz cemâle eş «Üsküp’te kabr-i mâdere» gönderdik armağan
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
| Yüzakı Kitapları |
|---|
|
|
|
|||||
| BU SAYIDA EDEBİYAT | |||||
|---|---|---|---|---|---|
|
|||||
|
|||||
Günümüzde inançla problemi olan okumuş-yazmış insanların pek çoğunu hataya düşüren bir husus var:







Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerifte:
Akşamın kızıllığı çökmüştü ufka... Dedesinden kalma eski ahşap evinin penceresinden bir müddet güneşin batışını seyretti... «Zaman ne çabuk geçiyor.» diye düşündü... Geçen hangi zamandı acaba?! Bir ömür mü?! Yoksa yapayalnız geçen bir gün daha mı?!
Hac, pek çok ilâhî hâdisenin ve imtihanın yaşandığı bir ziyaret... Haccın çok kerâmetleri, çok hikmetleri var. Lâkin insan; o kalabalıkta, hercümerç içinde, kendisine nasip olan büyük nimetin farkına yeterince varamıyor. Bu da haccın apayrı bir imtihanı... Milyonlarca yüreğin orada nice duaları, nice dilekleri ve nice niyetleri var. Herkesin bu yolda yaşadığı hikmetli hâdiseler var. Benim de hac ile ilgili enteresan hâtıralarım ve şahidi olduğum fevkalâde hâdiseler var. Faydası olur ümidiyle anlatmayı arzu ediyorum.