| Şartlı Organ Bağışı |
|
|
| Yazar Mustafa Küçükaşcı | |
|
Gözlerini açtığında uzun, deliksiz bir uykudan uyanmış gibiydi. Birkaç saniye için nerede olduğunu anlayamadı. Sonra yavaş yavaş hâfızası yerine gelmeye başladı. Ciddî bir ameliyat için yatmıştı en son. Yıllardır beklediği gün gelmiş, diyalize bağlı çileli hayatından kurtulması için bir umut ışığı doğmuştu. Şimdi inşâallah başarılı bir böbrek nakli ameliyatı sonrasında uyanmış olmalıydı. Organ bağışı için ne kadar sevinmişti. Ölen bir adamın kendisine sıhhat elini uzatması ne kadar güzel bir cömertlikti. Ne yazık ki bu iyiliğine karşılık vermesi mümkün değildi. Gidip elini sıkmaya, teşekkür etmeye bile imkân yoktu. Öyle minnet ve şükran hisleriyle doluydu ki, ne istese yapardım, diyordu içinden. Birazdan hastanın uyandığını gören hemşireler geldi, çağrılan doktor kısa bir muayeneden sonra gülen gözlerle gayet sağlıklı olduğunu söyledi. Ardından: Duygulanan doktor kısa bir sessizlikten sonra, elini gömlek cebine götürdü ve katlanmış bir zarf çıkararak hastasının yanındaki sehpaya bıraktı ve ekledi: Doktor ayrıldıktan sonra hastanın yakınları geldi, tebrikler ve ziyaretlerin ardından akşam odası tenhalaşınca, genç adam çekmeceye koyduğu zarfı aldı, içinden îtinalı bir el yazısıyla yazılmış mektubu çıkardı. Istıraplarına son veren adamın kendisinden ne istediğini çok merak ediyordu. Okumaya başladı: Sana hayırlı bir ömür dilerim.” Hastalığın bile kalbine gösteremediği şeyi göstermişti bu tedavi. Öldükten sonra hiç kullanmayacağımız bir organımız konusunda bile ne denli bencilken, içinde olduğumuz hesapsız nimetin şükrünü hatırlatmıştı. Her birinin kendisine emanet olduğunu hatırlamıştı bu yazıyla. Birden mânevî bir meydanda bu milyarlarca emanetten her birinin üzerine doğru yürüdüğünü tasavvur etmiş, bu dehşetli sahne terler içerisinde kalmasına yetmişti. Genç adamın gözyaşları şakaklarına doğru süzülürken, vücudunu bir hararetin sardığını hissediyordu. Bedeni sıhhate kavuşurken, kalbi de sımsıcak hislerle doluyor, yeni başlangıçlar için heyecanlanıyordu. Bu garip bağışçı, ona sadece bir böbrek değil, yeni bir ruh, yeni bir kalp de vermişti sanki. Mektubu göğsüne bastırıp gözleri boşlukta mırıldandı: “–Şartlarını kabul ediyorum, dostum! Mekânın cennet olsun!” |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Yüzakı Kitapları |
|---|
|
|






Emanetçiye düşen mal sahibinin şartlarına uymaktır.
Genç adam bu satırlar karşısında karmakarışık duygular harmanına girmişti. Emanet bir böbrek taşıyacaktı ömrünün kalanında. Emanet bir eşya kullanan bir insanın tedirginliği ile yaşayacaktı. Gerçi bağış sahibi müşahhas bir şey istemiyor gibiydi ama aslında çok şey söylüyordu.