KAPAK | DOSYA
ImageYahya Kemal, bu yazının hudutlarını çok çok aşan dev bir kültür hazinemizdir. Ancak onu yâd etmek için onun ve şiirinin bize ifade ettiği ilk anlamlar üzerinde durmaya çalışacağız.
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Tutuştu bu akşam içimde yine,    
Yıllardır kavuran kordu hasretin...    
Ne zaman erecek elim eline,    
Tükendim beni çok yordu hasretin...

Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

header18.jpg
ÖLÜM MELEĞİ Yazdır E-posta
Yazar Salih Zeki MERİÇ   

Ölümün karanlık hayali bir gün,
Gözbebeklerime hoyratça çöker.
Mutluluk yıllardır gurbette sürgün;
Karanfil misali boynumu büker,
Ölümün karanlık hayali bir gün.

Perdeler kapanır gölgeler geçer,
Bir uğultu yırtar gök katlarını,
Kurbanlar içinden bir kurban seçer;
Sürer üzerime, kır atlarını,
Perdeler kapanır gölgeler geçer.

Ölümün meleği, ölüm meleği,
Ne tatlı yüzün var ah senin öyle!
Keder siyahından beyaz gömleği,
Nasıl dokuttun ah bana da söyle!
Ölümün meleği, ölüm meleği.

Bir fecir vaktinde seni beklerken,
Ansızın geldin de kapımı çaldın,
Ne kadar sadıksın, ahdine derken;
Sormadan hâlimi, canımı aldın,
Bir fecir vaktinde, seni beklerken.

Söndü hayatımın kızıl güneşi,
Kaydı gökyüzünden benim yıldızım,
Gurbetmiş ölümün biricik eşi;
Uzunca tabutta işte yalnızım,
Söndü hayatımın kızıl güneşi.

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
45..jpg
Yüzakı Kitapları
İhlas ve Takva
İhlas ve Takva


Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet


Gün Ortası
Gün Ortası


Sebebi Sensin
Sebebi Sensin


Hak'tan Hediye
Hak'tan Hediye


Bir Yağmur Başladı
Bir Yağmur Başladı


Bir Lahzaya Bin Asır
Bir Lahzaya Bin Asır


Karanlıklar ve Şimşekler Ortasında BİR YAĞMUR MİSALİ
ImageŞimdi size şiddetli yağmurun yağdığı bir ortam ve o yağmura tutulanların hâllerini kelimelerle resmetmeye çalışacağım.
    
Gerçi metropol şehir hayatı bizi tabiattan kopardı. Köyde-kırdaki bir insanın tabiatla iç içe yaşadığı o zengin tabiî hayattan bizde eser kalmadı. Hâlbuki tabiattan kopuk olmadığımız zamanlarda güneşin doğuşu insana ayrı bir güzellik, bulutun hareketi ayrı bir âhenk ve estetik hissettir, yağmurun yağışı ayrı bir heyecan verirdi. Gecenin karanlıkları ayrı bir sükûnette ve derinlikte, gündüzün aydınlığı apayrı bir netlikte ve canlılıkta olurdu.
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
YAHYA KEMAL'DEN NÜKTELER
ImageTanınmış tezkirecilerimizden Latîfî (ö. 1582), bilge kişilere göre şairlerin vehbî ve kesbî olmak üzere iki kısma ayrıldığını söyler. Allah vergisi şairlik kabiliyeti olanlar vehbî, çalışmayla sonradan kazananlar kesbîdir. Bunların arasında sahte altınla altın, billûrla gevher, sihirle mûcize arasındaki kadar büyük fark vardır. Vehbî şair, yeteneğiyle söyler; kesbî şair ise taklit ve inceleme ile söyler. Büyük şiir münekkidi Latîfî bunlar arasındaki farkı da şuna benzetir: Vehbî şiir, cazibe ve güzelliği olan bir dilber; kesbî şiir ise iri gözlü, donuk, cazibe ve albenisi olmayan sade yüzlü bir güzeldir.1
Devamını oku...
 
Anlatabileceğin YAŞADIĞIN KADAR
Imageİnsan; gördüğünü, bildiğini, yaşadığını anlatır. Görmediği, bilmediği, en önemlisi yaşamadığı şeyleri ise gerçek bir şekilde anlatamaz, nazariyatta kalır. Kulaktan dolma malûmatı kuru kuru aktarır.
    
Bu sebeple eğitimci; anlatacağı, öğreteceği hususları tecrübe etmiş olmalıdır. Bu sebeple okullarda nazarî bilgiler öğretilirken, stajlarla da işin pratiği yaptırılır. Bu sebeple iş hayatında, eğitim hayatında bilgi ve görgü artırıcı geziler, fuarlar, sergiler düzenlenir.
Devamını oku...