Kıymetli Okuyucularımız,
Herkes yollarda...
Bu sonsuza doğru akışın mutlak hakikati yolculuk...
Herkes yolcu...
Fakat yollar karanlık... Bu sebeple, rehber şart...
“Delilsiz gidilmez yollar yamandır.”
Herkes, bir ışığın peşinde yol almakta...
Ateş de ışık verir, nurlu bir sabahın pırıl pırıl güneşi de...
O hâlde, rehber çok mühim... Rehberin elindeki nur ve hidâyet çok mühim...
Dünya hayatının karanlık dehlizlerinde, rahmete muhtacız. O rahmete çıkmayan her sokak, şiddetle dolu... Kabalıkla, kasvetle, zulümle, haksızlıkla dolu... Böyle yolların sonu ateş çukurlarıyla dolu...
Şiddetten bîzârız... Fert olarak, aile olarak, cemiyet olarak... Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla...
Rahmete muhtacız... Fert olarak, aile olarak, cemiyet olarak... Kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla...
Bir bahar yağmuru gibi, Nisan’da teşrif eden Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- karanlık yollarımızın yegâne rehberi... O’nun nurlu ve yüce sünneti, câhiliyye şiddetinin yegâne çaresi...
O’na tâbî olmak, bizim için de bir nefhada kurtuluşun çaresi...
O’na sığınmak, şiddeti üreten zalimleri bir hamlede yere serme kudreti...
Yeter ki O’na medyun olduğumuz zarâfeti, merhameti, şefkati, inceliği, kısaca güzel ahlâkı yeniden kuşanalım...
Bu duygularla belirlediğimiz dosya konumuz:
Şiddete Çare: O’NUN REHBERLİĞİNDE BİR HAYAT...
Genel Yayın Yönetmenimiz, Kapitalist dünyanın ürettiği şiddeti gizli tahrik metodunu teşhis ederek, çareyi ortaya koyuyor:
Kadın olsun, erkek olsun, bu fânî hayatı, içinden çıkılmaz bir hâle getirmemek için tek çare: O’nun rehberliği.
Doğru bir merhamet için bu şart. Şefkat için, adâlet için, bağışlamak ve bağışlanmak için; hayatımıza O’nun rehberliği gerek. Gerçek bir hak-hukuk için, O’nun nefesi gerek.
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; «Câhiliyye Şiddetinin İlâcı: Kur’ân ve Sünnet’in Rahmet İklimi...» başlıklı makalelerinde, gündemimizi bir süredir meşgul eden, kadına şiddet mevzuuna mâneviyat penceresinden, gönül dünyamızdan bakarak, hâl çaresini kaleme aldı.
Kalbin Gözyaşlarında; Orhan Afrika’yı tanırken, Yûnus Dede’nin hasretinde «Yemen’deki Yanımda...» sırrına ermeye çalışıyor. Eğitim Notlarında ise Eğitim Bülbülü; Elma Ağacı temsiliyle, hizmet, kendini beğenme, vesile mevzuuna bakış ve şirk mevzularını şakıyor.
Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI, başta Efendimiz olmak üzere, peygamberlerin eğitim hususundaki sünnetlerini tespit etmeyi sürdürdü. Ayla AĞABEGÜM, toplumu saran şiddetten kurtuluş için çıkış yolları teklif etti. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, Sünnetullah kavramına Kur’ânî bir tahlil ile yaklaştı. H. Kübra ERGİN, insanlık için peygamberlik müessesesinin ve peygamberlerin önemini hatırlattı. Dr. Naif ÖZKUL, batı ve doğu medeniyetlerini sistemli bir şekilde karşılaştırdı. B. Cahit ÖZDEMİR ve Aydın TALAY, Efendimiz ve Sünnet üzerine makaleleriyle dosyamızda...
Ahmet ZİYLAN, tevâzu ve cömertliği insana kazandıracak, iki adresi unutmama ihtarını kıssalarla anlatırken; Aynur TUTKUN, sinema sahasındaki derin boşluğa dikkatleri çekti.
İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi, Avrupa seyahatinden; Turhan ATEŞCİ, umre seyahatinden notlar paylaştı. Âdem SARAÇ, Rahmet’e tuzak olan bedbahtlara inen «Kurusun!» hitabını ele alırken; Sami GÖKSÜN, sünnete sarılmanın, O’nun boyasıyla boyanmanın iki dünyadaki bereketini kaleme aldı. Hamza CAN bu sayıda, «Gönül Alma» sünnetinin misalleriyle yüzünüzü başka bir şekilde güldürmeyi seçti.
Ebussuud Efendi, Kemalpaşazâde, Turgut Reis, Ahmed Vefik Paşa tarih bölümümüzde sizi karşılayacak sîmâlar...
Şiirler... Taze Nisan yağmurları gibi, Efendimiz’in, âhiret yollarındaki yegâne rehberimizin nûrânî ışığını, rûhânî sadâsını gönüllerimize gösteren ve işittiren mısralar... O’nun bir nefhada gönüllerimizde, bir hamlede kâinatta başardığı felâh dile geliyor...
Şiddetten rahmete, cehennemden cennete... giden yolda tek çare O’nun sünneti, O’nun rehberliği...
Yüzakıyla...
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM aylaagabegum@hotmail.com
|
|
 Serviliklerde sükûn, yolda sükûn, evde sükûn. Bu taraf sanki bu halkıyle ezelden meskûn. Bir afîf âile sessizliği var evlerde; Örtüyor fakrı, asâletle çekilmiş perde. Kaldırımsız, daracık, iğri sokak, doğru sokak... Her geçildikçe basılmış ve düzelmiş toprak. |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com
|
 Son yıllarda Türkiye’nin Orta Doğu ile daha fazla alâkadar olduğu bir gerçektir. Bu durum, ülkemizde ve çevre ülkelerde farklı tepkilerin oluşmasına sebep oldu. Bazı yabancı ülkeler gibi bizden bazıları da; «Acaba eksenimiz mi kayıyor?» endişesine kapılırken değişik çevrelerde bir «neo-Osmanlıcılık» kaygısı da dillendirilmeye başlandı. Hislerine mağlûp tabiatımız gereği, bazılarımızın hamâsî duygularının kaynaması da bu kaygıyı körükledi. Hâlbuki son zamanlarda Türkiye’nin Orta Doğu’ya yönelik sevindirici ilgisi, ayakları yere basan gerçekçi bir düşünce ile ele alınmalıdır. Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918’de fiilen, 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla da resmen tarihe karıştığı ve artık eski hâliyle yeniden sahne almasının imkânsız olduğu unutulmamalıdır. |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Hakkı ŞENER hakki_0111@hotmail.com
|
 Uzun bir gecenin sonunda yine sabah olmuş, perdenin kenarından içeri doğru sızan ışık huzmeleri sabah olduğunu ve güneşin yükselmekte bulunduğunu işaret ediyordu. Gece kaç defa uyandığını hatırlamıyor; «Gecelerin ne kadar uzun olduğunu hastalara sor» sözünün hakikatini şimdi yakînen müşâhede ediyordu. Her ne kadar hava güneşli olsa da mevsim kış, hava soğuk; bütün vücudu elektrik verilmiş gibi titriyor. Bu titreme, soğuktan mı yoksa hastalıktan mı onu kestiremiyordu. Ortada bir şey varsa o da günlerdir, yattığı yatağında tir tir titrediğiydi. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
|

Yurt dışında bir vatandaşımız denk getirir, bir daire satın alır. Standardı belli olduğu için alış veriş öncesi içine girmemiştir. Tabiî anahtar eline geçtiği gün heyecanlıdır, hemen oraya yönelir. Daire, güzel bir semttedir. Binanın önü ferah. Girişi rahat. Yeni ev sahibi sıfatıyla bizimkinin memnuniyeti yüzüne de diline de yansımıştır. Yanındakilerle beraber neşeli neşeli binaya girer. Satın aldığı dairenin önüne bir hamlede ulaşır. “–Güle güle oturmak nasîb olsun!” temennileri arasında anahtarları cebinden çıkarır. Uzun zamandır ilk defa anahtar görmüş olan kapalı kapıyı; «bismillâh» deyip açar. Kapı, epey vakit açılmamış olduğundan dolayı, yata yata dizleri kireçlenmiş hasta gibi biraz tutukluk yapar. Fakat nihayet hatırını soran birinin çıkması üzerine, hoş geldiniz dercesine kendince keyifli sesler çıkartır. Duyduğu sevinci daha içten göstermek için de; haftalarca, aylarca, belki yıllarca birike birike üst köşesinde katman oluşturmuş tozları, gelenlerin başına sanki inci serpiyormuşçasına cömert bir şekilde yağdırır. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com
|
 Birlikte yaşamak... Ülkemizde ve dünyamızda artık sık sık duymaya başladığımız bir kavram... Âşık Veysel; Koyun kurt ile gezerdi, Fikir başka başk’olmasa... diyor. Fikirler, inanışlar, alışkanlıklar, değerler aynı olmayınca, birlikte yaşamak da zorlaşır. Çünkü davranışlar, fiiller; inanç ve değerlere dayanır. Meselenin dünü ve bugünü: |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Fatih GARCAN fatihgarcan@hotmail.com
|
 Genç, gayretli bir imam-hatipti Yusuf Hoca. Başarılarının bir meyvesi olarak kısa zamanda fark edilmiş, şehir merkezindeki camilerden birine tayin olmuştu. Mütebessim çehresi, dâvûdî sesi ve yardımseverliği ile kısa sürede kendini sevdirmesini bildi. Cami, bir külliye misali, namaz vakitleri dışında da dolup taşıyordu. Bu merkezî caminin lojmanı yoktu. Fakat cami derneğinin desteği ile kısacık bir zamanda bu mesele de çözüme kavuşmuştu. Cemaat, hocalarını kiradan kurtarmak için seferber oldu. Bu ihtiyaç için, zamanında alınmış olan arsaya hemen temel atıldı. Yalnız, inşaatla beraber kendini gösteren başka bir sıkıntı vardı. Lojman için ayrılan arsaya komşu olan Ayten Hanım, bu durumdan hiç de memnun değildi. Her fırsatta memnuniyetsizliğini dile getiriyor; dilini yay, sözlerini ise ok gibi kullanarak bu hayırsever insanların gönüllerini yaralamaktan geri durmuyordu. Yine bir bahar sabahı omzunda şalı, inşaatın başına geldi: |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
Hava-toprak-su ölür, sönse biraz şâyet ateş, Bir ateştir feleğin mâyesi, hem gāyet ateş!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) tali@yuzaki.com
|
Nesl-i Fatih, kendi siftâh etmeden, Dert edermiş komşunun siftâhını... Evde tok yatmazmış ecdad kat’iyen Hissedermiş açların ah-vâhını... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
“Ashâbım! Size, benden soracaklar mahşerde, Ne söyleyeceksiniz, o feryat dolu yerde?..” |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Yusuf DURSUN yusufdursun66@yahoo.com
|
Anneciğim, sensin bana kol-kanat; Çiçek çiçek açan dalındayım ben. Rûhumdaki hoyrat seslere inat, «Yavrum» diyen tatlı dilindeyim ben. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) varoglu5@gmail.com
|
Yaratan, canlara eylemiş ikram, Lutfundan kalplere akış merhamet. Dünyada insana en yüce makam, Hamlıktan kemâle çıkış merhamet. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SÜKÛTÎ (Hızır İrfan ÖNDER) onderirfan@gmail.com
|
Yalnız yaşayamaz insan, Dostum! «Ev alma, komşu al!» Eğer huzur istiyorsan, Dostum! «Ev alma, komşu al!» |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SÛFÎ (Turhan ATEŞCİ)
|
Ömür takviminde yaprak mı kalır, Azrâil, kapıyı çaldığı zaman!.. Asla komaz ecel her şeyi alır, Eyvah; can boğaza geldiği zaman!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com EDÎBÎ (Recep YILDIZ) nazbelli@yahoo.com
|
Seyrî: Neye uygun dese takdîr-i Hudâ... O güzeldir kula, en doğru edâ... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEFERÎ(M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com
|
Affet bizi yâ Rab! Yanılıp şöhrete düştük, Hem şöhrete hem servete hem zillete düştük, |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Servet YÜKSEL servety@t-online.de
|
Şanlı Peygamber’in iki reyhanı... Gönüller ki ehlibeytin hayranı... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Sadettin KAPLAN sadettinkaplan@gmail.com
|
Her seher dilde bir gül, Biter Allah aşkına!.. O dil ki olur bülbül, Öter Allah aşkına!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com
|
Vârı hoş gör bu âlemde, İncinsen de incinme sen!.. Cevher saklı bu erdemde, İncinsen de incinme sen!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com
|
Kendisi tok iken, aç yatan varsa, «Bizden değil» diye duyurmuş Rasûl... Af dile komşuya bir hatan varsa, «Kul hakkıdır» diye buyurmuş Rasûl... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar M. Faik GÜNGÖR m.f.g.023@hotmail.com
|
Devr-i Gül evvelinden, çok nâhoştu komşuluk... Fahr-i Kâinat ile ne de hoştu komşuluk... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Memduh CUMHUR memduh47@hotmail.com
|
Bir an bile istemem cihânı, Aşkından uzakta kaldığım gün... Geçmez sanmaktayım zamânı, Hicranlı haberler aldığım gün... |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 44 |