Kıymetli Okuyucularımız,
Tarihin akışındaki birçok şey başta korkutucu gelir. Birtakım odakların plânları, projeleri, komploları...
İki asırdır Şark Meselesi ile, Tanzimat ile, Sevr ile, Mondros ile, Soğuk Savaş ile şimdilerde İslamofobi (İslâm düşmanlığı) ile, Tarihin Sonu, Medeniyetler Çatışması gibi tezlerle, demokratikleştiremeyen işgallerle, globalleşmeyle üzerimize üzerimize gelmeye devam ediyorlar...
Hâlbuki bir de «Plânlar üstü bir Büyük Plân» var. O plânda globalleşme bizi mes’ûliyetlerimizle, vazifelerimizle yüzleştiriyor. İslamofobi; dikkatleri, İslâm’ın güler yüzünü sergileyebilmemiz için daha bir üzerimize çeviriyor. Medeniyetler Çatışması, Tarihin Sonu gibi tezler, düşmanını bilmek adına da olsa muhataplarımızı bizi tanımaya sevk ediyor.
Gardımızı almış, kendimizi savunmaktan; şahsiyetimizin asıl unsuru olan hamlelerimizi unutmuştuk. Şimdi hamle zamanı... Şimdi ufkumuzda dünya var. Afrika var. Amerika var. Avrupa var. Asya var. Dünyanın her yerindeki yalnızlar, kimsesizler, düşkünler, hidâyet mahrumları var.
Yokluğumuzda türemiş, veriyormuş gibi yapan; alıcı, koparıcı, sökücü ellerden kurtarılması gereken mazlumlar var. Onların îmânını söküp attığı her kalbin vebâli bizim boynumuzda...
Vazifelerini unutan, yolunu şaşıran, gaflet ve dalâlet ehli çılgınlar var. Onları uyandıracak sadâyı bulmamanın, yükseltmemenin vebâli de bizim omuzlarımızda...
Bütün bu derin ve engin muhasebeyle, 2012 yılının ilk ayında dosya konumuz:
KOMŞU HAKKI ve TEBLİĞ...
Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; başyazıda gönlün, iç dünyasında Fahr-i Kâinât Efendimiz’e komşu olmasını iki cihanın dertlerinin çaresi olarak tespit ve teşhis etti:
“Dünya, O’nun terbiyesinde yine; «Komşum siftah yapmadı. Ondan alınız!» diyenleri bekliyor.
Yoksullar; «Komşusu açken tok yatamayan» merhametli ve şefkatli mü’minleri bekliyor.
Hidâyet mahrumları; «Dolunay üzerimize doğdu!» dedirtecek bir tebliğ nûrunu bekliyor.”
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «Hakkı Tebliğ İçin...» başlıklı makalelerinin birincisinde; tebliğ mes’ûliyetimizin geniş hudutlarını, mükâfâtının sonsuz buutlarını ve tebliğ insanında bulunması gereken vasıfları kaleme aldı.
Ayla AĞABEGÜM, dünden bugüne komşuluk bağlarını ve bugün komşuluğun nasıl verimli bir şekilde geliştirilebileceğini misallerle anlattı. Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI, ülkemizde ve dünyada geleceğin bir problemi olarak beliren «Birlikte Yaşamak» meselesine Kur’ân çerçevesinden baktı. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, ülkemiz ile Arap Baharı sonrasında İslâm ülkelerinin münasebetlerinde takınılması gereken doğru üslûbu ele aldı. Fatih GARCAN, yaşanmış bir hâdiseden hareketle kaleme aldığı bir komşuluk hikâyesiyle dosyamızda...
İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi, ailevî vazifeleri; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Âdem SARAÇ, Efendimiz’in en yakınlarına tebliğ hâtıralarını; Sami GÖKSÜN, «yanında olma»nın mânâ ve neticesini işlediler.
Ahmet ZİYLAN, ilginizi çekecek bir hâtıra ile, dükkân komşuluğunun güzel bir istikamette dönüştürücü rolünü anlattı. Aynur TUTKUN, H. Kübra ERGİN modern hayatın, şehirleşmenin ve teknolojinin ferdi toplumdan uzaklaştırıp yalnızlaştırması problemini ve çarelerini işlediler.
Tarih köşemizde Ahmet MERAL, güneydoğu komşumuz İran ile Kanunî devrindeki münasebetlerimizi; Can ALPGÜVENÇ, yakın tarihin mümtaz şahsiyetlerinden Abdülhakim Arvâsî Hazretlerini, Handenur YÜKSEL, Nur Kutb-i Âlem, Akşemseddin, Süleyman Nazif ve Arif Nihat ASYA gibi şahsiyetleri yazdı.
Şair, yüreğini hokka eylediği kalemiyle; can çekişen komşuluğumuzun mersiyesini ve onu diriltecek reçeteyi kaleme aldı.
Komşu kelimemiz, konuşmaktan geliyor... Komşuluk ve Tebliğ meselemizi konuşarak hâlledeceğiz, hakkı söyleyerek, Hakk’ı anlatarak, tebliğ ederek...
Yüzakıyla...
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM aylaagabegum@hotmail.com
|
 Ekim ve Kasım ayları, içimize akıttığımız gözyaşlarıyla dolup taştı. Vatan uğruna verdiğimiz şehidler ve sonra Van depremi... Aynı anda her şeyi unutup, birlik içinde yaralarımızı sarmaya çalışmamız. Van ve civar köylerin yardımına ayırım yapmadan koşmamız... Türk milletinin çağlar içinde destanlaşan rûhunun aynı anda ayırım yapmadan birleşmesi... Geçen zaman içinde bazı kareler hâfızalardan silinmezse, yapacağımız projeleri hayata geçirmek daha kolay olacaktır. Yardım konvoyları yoldadır ve yağmacılar çadırları, yiyecekleri yağmalamaktadırlar... Yağmacıların kimler olduğu daha sonra resmî makamlarca açıklanmıştır. Yöre halkı, bu açıklamaların ne anlama geldiğini anlamıştır. Yardım konvoylarının, o bölgeye tedbirsiz gönderilmesinin neticesi, bizim daha sonraki yardımlarda dikkatli olmamızı sağlamıştır. |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Hakkı ŞENER hakki_0111@hotmail.com
|
 Sıcak bir yaz akşamı geride kalmış, gündüz sıcağında kavrulan kayalar yeni yeni soğumaya başlamıştı. Hava yavaş yavaş serinliyordu. Karşıda Hirâ Dağı hayal meyal seçilebiliyor, beri yanında Mekke, büyük bir sessizliğe bürünmüş gece karanlığında belli belirsiz görünüyordu. Ortalık o kadar sessiz idi ki âdeta yerde bir karınca yürüse ayak sesi duyulacak... Mahzun ile Maviş, yönleri Mekke’ye dönük bir şekilde yan yana durmuşlar, Sevr Dağı’nın zirvesinden etrafı seyrediyorlardı... Sevr Dağı’nın yamacında bir hareketlilik belirdi. Gelenlerin, karanlıkta zor seçilse de iki insan olduğu anlaşılıyordu. Gelenleri ilk Mahzun fark etti |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com
|
 Gurbet denilince herkesin söyleyeceği bir söz vardır. Herkes hayatta az veya çok gurbeti yaşamıştır. Kimi doğup büyüdüğü memleketinden uzakta okumaya veya çalışmaya gitmiş, ana-babasından ve sevdiklerinden ayrı düşmüştür. Kimi siyasî sebeplerle yurdunu terk edip menfâlarda kalmış, yıllarca bir daha dönememiştir. Kimi aynı acıyı vatan borcunu öderken tatmıştır. Bedelli askerliğin yine gündeme geldiği günümüzde, askerlik mükellefiyeti; şartların değişmesi ve asker ihtiyacının azalması sebebiyle eskiye göre oldukça kısaldı. Balkan Harbi’nde silâhaltına alınan ve on yıl boyunca hizmet ettikten sonra ancak İstiklâl Harbi’nden sonra terhis edilen, seferberlikte esir düşüp yıllarca esâret hayatı yaşayan, kurtulup vatanına döndüğünde yakınlarınca tanınamayan kimselerin acı ama gerçek hikâyelerini hiç mevzubahis etmiyorum. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
|

Muhammed İkbal’in bir şiirinden şerh ile: Bir gece vakti. Kütüphanede güve ile pervâne (kelebek) konuşmakta. Güve dertli ve ıstıraplı: ‒Ey pervâne! Şu raflarda kimlerin eserlerini sayfa sayfa hatmetmedim ki! İbn-i Sînâ’dan Fârâbî’ye nice kitapları harf harf dolaştım. Lâkin âh şu hayat felsefesi! Onu bir türlü kavrayamadım. Günlerimi aydınlatacak bir güneşim de yok. Türlü endişeler içinde kıvranıp durmaktayım. Muzdaribim. Perişanım. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com
|
|

HAREKET VE SÜKÛN Mekân değişikliği Kur’ân-ı Kerim’de nazarlarımıza sunulan bir eğitim metodudur. Hazret-i Âdem’in işlediği zelleye karşılık, Cenâb-ı Hakk’ın tedibi «mekân değiştirme» oldu. Hazret-i Âdem; hem cennetten, hem Hazret-i Havvâ’dan, en önemlisi de Hakk’ın iltifatından uzakta, gurbette kalarak terbiye oldu. İnsan; çevresiyle ünsiyet eden bir varlık olarak, yalnız kaldığında tefekkür ve kendini sorgulamaya daha fazla imkân bulmaktadır. Ünsiyet bir yönüyle oyalayıcı ve nisyana sevk edicidir. Bu gurbet sebebiyle, dünyaya gelen her insan; gerçek vatanı olan öbür âleme hicret olan yolculuğuna başlar. Nereye giderse gitsin, dönüş hep Allâh’adır. Bunun çok iyi şuurunda olan şehid, hayatını ortaya koyarak Hakk’a hicret eder ve varlığıyla Hakk’ın şahidi, şehîdi olur. Bunun en güzel misali Hâbil olmuştur. Ölümü pahasına masumiyette ısrar etmenin şehîdi, yani «canlı şahidi»... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
Görmedin.. Ağlar idin gurbeti görseydin eğer, Görmedin; çağlar idin hasreti görseydin eğer! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) tali@yuzaki.com
|
Sen, Hazret-i Âdem gibi ihsanlara nâil... Mihrâb-ı melekken yine şeytanlara mâil! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) varoglu5@gmail.com
|
Güneşle yanan çölde eşsiz, kahraman insan, Medine müdâfii cesur Fahreddin Paşa... Zorlukları aşarak yazmış güzîde destan, Medine müdâfii cesur Fahreddin Paşa... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SÛFÎ (Turhan ATEŞCİ)
|
Arı kovanı sanki, yer-gök Kur’ân’la inler, Güneşlerin doğduğu bir şafaktır Yüzakı. Talebesi ders verir, hocası ezber dinler, Fatihler yetiştiren bir kundaktır Yüzakı. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
Gönle O’nun aşkı dola, Kısmetimiz vuslat ola. Gözyaşı düşmez mi yola? Mendil-i hasret burada... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Zahit GENÇ zahitgenc@gmail.com
|
Az gül ama çok ağla, her dem Hak’la ol gönül... Yoksa dosta gidecek bulamazsın yol gönül... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Yusuf DURSUN yusufdursun66@yahoo.com
|
Ey dağları düz eden, geceyi gündüz eden, Ateşini düşürüp yürekleri köz eden; Üşüdüm gurbet elde, aşkınla yandır beni. Rasûl’ün yollarında, Mecnûn’a döndür beni. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SÜKÛTÎ (Hızır İrfan ÖNDER) onderirfan@gmail.com
|
Gönlümü yalnızca yâre verdim ben, Gurbette ağyârın hâlini bilmem!.. Vuslat deryasına çoktan erdim ben, Gurbette ağyârın hâlini bilmem!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com
|
Deli dîvâne gönül gör nice deryâya düşer, Kimi Şîrîn’e giriftâr kimi Leylâ’ya düşer, |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Servet YÜKSEL servety@t-online.de
|
Ömür takviminde sonbahar kalmış. Gözlerim buğulu, şakaklarım kar... Gençlik çağı aynadaki hayalmiş, Zaman hüzne durur, içime akar... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Sadettin KAPLAN sadettinkaplan@gmail.com
|
Sözüm avucumda, gözüm içimde, Ayağım yordamsız, ellerim sakar... Ateşim sönse de közüm içimde, Duman beni tüter, kor beni yakar... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Sami İLHAN samilhan@hotmail.com
|
Mahmud Sâmi koymuştu çocuğunun adını, Ukbâya uçtu evlâd, o yuttu feryâdını, |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com
|
Meyil saldım gül yerine, Gülün ne hoş gülzârı var!.. Daldım mânâ gevherine, Dostun Dost’a ikrârı var!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com
|
Yâr adını çığırayım, Anam Mevlânâ Mevlânâ... Zikrederek çağırayım, Kanam Mevlânâ Mevlânâ... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar MECNUN (İbrahim Hakkı UZUN) ibrahimuzun@hotmail.com
|
Sen’in aşkındır dirilten kalbi, nâmın el-Emîn, Susuzluktan bağrı yanmış gönle kevserdir elin, |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar M. Faik GÜNGÖR m.f.g.023@hotmail.com
|
Mevzu vatan ise yer yok şüpheye, Saflar arasında bellidir yerim... Dayanmayadursun bıçak kemiğe, Nârasız nefese esâret derim... |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 48 |