ANA SAYFA arrow SAYI 85 MART 2012
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





SAYI 85 MART 2012
Kıymetli Okuyucularımız,

Zamanı ölçebiliyor muyuz?..

Bir saat = Altmış dakika...

Bir dakika = Altmış saniye...

Bu işin zâhiri...

Ya mânevî ölçümü:

Koca bir ömür = Bir göz yumup açmış gibi...

Fiziğin de metafiziğin de çözemediği bir sır... İzâfiyet...

Bir dakika, altmış saniye...

Ya arzın zangır zangır titrediği, korkunç uğultuların kulakları doldurduğu bir depremle geçen bir dakikanın gönüllerde bıraktığı tesir?

Siz bir dakikanın uzunluğunu, dünyaya bir hayat getiren annenin yahut bir bombayı imha için seçtiği kabloyu kesmekte olan bir uzmanın alnından süzülen tere sorun...

Ya; canın boğaza gelip dayandığı, gözün yuvalarından kayıp, bilinmez bir âlemden açılan manzaraları seyre koyulduğu, bütün bir ömrün sığdığı bir dakika?..

Sekizinci yılımıza girdiğimiz bu sayımızda; dosya konumuzu, zamanı idrak ve onun değerlendirilmesine ayırdık.

 Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, «Bir Dakika» tabirinin mânâ muhtevâsından hareketle, vaktin kıymetini, vakit disiplinini, ânı ve îmânı yaşayarak, benimseyerek, tavsiye etme coşkusuyla yaşamanın farkını ve bencelerin açı pençesini başyazıda serdetti.

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «İstikbâlin Mutlak Hüsrânından Kurtuluş Reçetesi»ni «Ömrü, Asr-ı Saâdetle Telif Eylemek» şeklinde tespit eden makalelerinde; fânîden bâkîye yolculuğun merhalelerini kaleme aldı. 

Kalbin Gözyaşlarında, Orhan’ın mezuniyet sonrası hizmet ve tebliğ aşkı; Eğitim Notları’nda istek ve isteksizliklerin ayarı ele alındı.

Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI, Kur’ân-ı Kerim’den Eğitim Prensipleri’nde lisan ve beyan mevzuunu sürdürürken; Ayla AĞABEGÜM eğitimde tablet çağının başladığı devrimizde, eğitimin mânevî dinamiklerine dikkat çekti.

Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, geçmişi hatırlama hâlet-i rûhiyesini teşrih ederken; Burhan Cahit ÖZDEMİR, zamanı edebî ve tasavvufî bir şekilde kaleme aldı.

Dr. Naif ÖZKUL; âyetler refâkatinde, fizik hâdiselerin metafizik buutlarını görmeye davet ederken; Hadi ÖNAL, keşkesiz bir hayatın gereklerini serdetti.

Ahmet ZİYLAN, hoşgörünün ufuklarını hâtıralarla çizerken; Aynur TUTKUN, vakti en güzel şekilde değerlendirmenin ipuçlarını yazdı.

İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi; dîni tebliğde, örnek olmanın ehemmiyetini acı bir şekilde hatırlatan bir hâtırasını paylaşırken; Âdem SARAÇ, Fahr-i Âlem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in daveti karşısında Kureyş kabîlesine mensup ailelerin takındığı tavrı işledi.

Sami GÖKSÜN, zaman ve sabrın irtibatını ortaya koyarken; Fatih GARCAN, zamanı değerlendirmekte en çok problem yaşayan grubu, gençliği bir hikâyeyle ele aldı.

H. Kübra ERGİN, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle son yıllarda kadın meselelerinin gündemde tutuluş ve ele alınış şeklini tahlil ederken; Can ALPGÜVENÇ; kıymetli bir âlimin, Muhammed Hamîdullâh’ın bir portresini çizdi.

Tarih bölümümüzde; 16. asrın Akdeniz’indeki Osmanlı mührünü, Yıldırım Bâyezîd’in Timur’a yazdığı mektuplardan ifadelerini, Abdülezel Paşa’nın cansiperâne gayretlerini okuyacaksınız.

Şairimiz Halil GÖKKAYA’nın; Talim Türküsü hissiyâtıyla kaleme aldığı satırlar, Kültür-Sanat bölümümüzde...

Ve şiirler...

Şairler, zaman denilen muammâyı çözmeye en yakın söz anahtarlarını takdim hâlinde...

Kundak ile mezar arasındaki koridorun med-cezirlerini, «bir dakika»yı bir lâhzadan bir asra yelpazelendiren izâfiyeti ifade eden ve zamanın muntazam tik-taklarındaki ikazı, İsrâfîl’in Sûr’u gibi canhıraş bir feryâda dönüştüren mısralar...

Not: Sekizinci yılımızda yine çok kıymetli bir eseri, siz okuyucularımıza takdim etmenin memnûniyet ve sürûrunu yaşıyoruz. Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi’nin sohbet ve makalelerinden hazırlanan Damla ve Derya; DÜNYA ve ÂHİRET adlı bu kıymetli eser, yıl boyunca başucu kitabınız...

Her yıl olduğu gibi yine cildi, kâğıdı ve her sayfası resimli spot cümleli yepyeni mizanpajıyla Yüzakı kalitesinde...

Yüzakıyla

ÖĞRENEN ÖĞRETMEN MODELİ
TOPLUM
Yazar Aynur TUTKUN aytutkun@gmail.com   

Image

Okul yıllarımızı hatırlayalım... Bir yazılıda ya da sözlüdeyken sorularla karşılaştıkça öğretmenimizin yüzünde;

“Haydi bil bunu da göreyim seni...” ifadesini kaçımız görmemişizdir? Bu ifade kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi nasıl etkilerdi? Bildiysek elbette bir kahraman gibi düşünürdük kendimizi! Fakat kahramanlık buysa koskoca sınıfta kaç tane kahraman olurdu? Geri kalanlar hep işe yaramaz, adam olamayacak cinsten öğrencilerdi değil mi?!. Böyle hissettik/hissettirildik. Hele sözlülerde öğretmenin karşısında ve sınıfın ortasında düştüğümüz durum... Adam olmak için gayrete geliriz, daha çok çalışırız diye düşünüldü belki. Fakat bu metod onurumuzu, ümidimizi ve özgüvenimizi kırmaktan, dersi not için öğrenmekten başka bir işe yaramadı!

 
Esenlik ve Rahmet Kaynağı SELÂMLAŞMAK
KÜLTÜR-SANAT
Yazar Mehmet DERE mehmet.deri@gmail.com   
Image

Sözlüklerde selâm; emniyet, güven, kurtuluş, esenlik, barış, huzur anlamına geldiği gibi, insanların birbiriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık, dostluk, saygı ifade eden söz, işaret ve hareket mânâsını da karşılamaktadır.1

Selâm, insanların birbiriyle diyaloğunun/iletişimin ilk adımıdır. Kalıcı dostlukların başlangıcını sağlayan eşsiz güzellikte bir ifadedir. Herkese selâm vermek ve verilen selâma aynen veya daha güzeliyle karşılık vermek yüce dînîmizin biz müslümanlara bir emridir. Kur’ân-ı Kerim’de;

“Size bir selâm verildiği zaman ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin.” (en-Nisâ, 4/86) buyurulmaktadır. Bu sebeple, birbiriyle karşılaşan iki müslümanın selâmlaşması sünnettir, daha doğru bir ifadeyle selâm vermek sünnet, verilen selâmı almak veya daha güzeliyle karşılık vermek ise farzdır
 
BAYRAMLARIN HAKKINI VERİYOR MUYUZ?
KÜLTÜR-SANAT
Yazar Aydın TALAY aydintalay@gmail.com   

Image

Bayramı şükür ve teslîmiyet olarak ele alır ve cemaat rûhunu yaşatmaya çalışırsak ne âlâ! Yoksa eğlenme, tatil ve toplumdan uzaklaşma olarak anlarsak sorumluluktan kurtulamayız.

Aslında yurt içindeki ve dışındaki müslümanların ve insanlığın durumuna yakînen baktığımızda, bayram yapmaya hakkımız olmadığını acı acı hissederiz.

Bugün ne acıdır ki, işin sadece maddî tarafını incelemekle görevli kalkınma uzmanlarınca; hırsızlık, gasp ve soygunda nasıl parmak ısırtacak hâle geldiğimiz hususu masaya yatırılmıyor. Cinayetler ile hırs ve kinin ayyûka çıkması; fakat iletişimin âdeta kopma noktasına gelmesi, nefis ve şeytana bayram yaptırıyor.

 
ETİ DE SENİN DEĞİL, KEMİĞİ DE...
MİZAH
Yazar Hamza CAN   

Image

Benciller, dünyanın kendi benlikleri etrafında döndüğünü düşünürler. Hattâ böyleleri için benmerkezci diyorlar.

BENMERKEZCİ

  Sormuşlar, bir benmerkezci ampulü nasıl çevirir?

Cevap: O sadece tutar, dünya nasıl olsa etrafında dönüyordur!..

Hizmetin başlangıç noktasıdır, başkalarını düşünmek... Başkalarına hizmet etmek; çocukları için, öğrencileri için çalışmak...

Fakat benciller, herkes kendileri için çalışsın ister.

 
İŞİN SIRRI...
MİZAH
Yazar Mahmut ALPİR alpir26@mynet.com   
Image

Fedâkârlık hemen hemen bütün insanların hoşuna giden bir kelime. Ama nedense herkes bu fedâkârlığın kendisine karşı yapılanını seviyor. Yani «ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca» mantığı. Fedâkârlık bizden istenince pek hoşumuza gitmeyebiliyor.

–İyi günler beyefendi...

–İyi günler efendim...

–Konuşabilir miyiz biraz?
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 43 - 47 Toplam: 47
 
Yüzakı Kitapları
Okuma Aşkı
Okuma Aşkı

İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi