ANA SAYFA arrow SAYI 81 KASIM 2011
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





SAYI 81 KASIM 2011
Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,

Müsbet duyguları kimselere bırakmayız...

Herkes, sevgi dolu olduğuna inanır. Tertemiz bir kalbe sahibizdir. İnançlıyızdır. İyiyizdir, cömertizdir, mütevâzıyızdır, dürüstüzdür, doğruyuzdur...

İçten içe bütün güzel vasıfları, güzel hisleri sahipleniriz.

Bu sahiplenme; içimizdeki, iyiye, güzele, doğruya olan hayranlığın, takdirin bir yansıması...

İyi de dünya neden bu kadar acımasız o hâlde? Sokağımızda neden bu kadar nefret yansıması var? Üçüncü sayfa haberleri neden manşetlere tırmandı? İnançlı, tertemiz kalplerin işleri mi bunlar? Hakk’a yakın gönüllerin râyihası nerede?..

O hâlde, samimiyetle ölçmeliyiz; sevgimizi, îmânımızı, yakınlığımızı...

Terazimiz, mihengimiz, ölçümüz: Fedâkârlık...

Sevgimizin ölçüsü, sevdiğimiz uğruna girebildiğimiz fedâkârlık...

Îmânımızın ölçüsü, inancımız uğruna sergileyebildiğimiz fedâkârlık...

Yakınlığımızın ölçüsü; yaklaşabilmek adına fedâ edebildiğimiz sevgilerimiz, ilgilerimiz...

Hakk’a yaklaşmanın; O’nun için canla, malla, evlâtla fedâkârlık etmekle mümkün olduğunu bizlere her yıl hatırlatan Kurban Bayramı’nı ve bir fedâkârlık mesleği olan öğretmenliğin sembolik gününü misafir eden,  bu Kasım sayımızda, dosya konumuz; «Kurban, Fedâkârlık ve Öğretmenlik» oldu... Başlığımız ise bir hatırlatma:

Sevgimiz, Îmânımız, Yakınlığımız; FEDÂKÂRLIĞIMIZ NİSBETİNDE...

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; her şeyin ve herkesin fedâkârlık beklediği dünyada, fedâkârlık ve kurbanın gerçek mânâsını, kıymetini ve tesirini başyazıda anlattı:

“Hayat, fedâkârlık temeli üzerine kuruldu. Din de fedâkârlık. Aşk da…

İbrahim’i halîl, İsmail’i delîl, Yûsuf’u cemîl eyleyen bu fedâkârlık.”

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «Mü’min ve Dünya» adlı makalelerinin ikinci bölümünde; dünyada fakat ukbâ istikametinde çalışmanın bereketini, zâhirî ve bâtınî ölçüleriyle helâl lokma hassâsiyetini ve mü’minlerin derdiyle dertlenmenin Cenâb-ı Hak katındaki kıymetini kaleme aldı.

Kalbin Gözyaşları’nda, Orhan; üniversite tercihinde, ilmin faydalısı ve faydasızını öğrendi.

Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI; yazısında en usta insan terbiyecilerinden, peygamberlerden eğitim prensipleri devşirdi. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, peygamberlerin birer öğretmen olarak gösterdikleri fedâkârlığı anlattı. Ayla AĞABEGÜM; vazife ile fedâkârlık arasındaki farka işaret ettiği yazısında, anlatılmayan fedâkârlıkları anlatmaya davet etti. Sadettin KAPLAN’ın fedâkâr bir öğretmeni resmettiği hikâyesi, Hakkı ŞENER’in unutulmayan bir öğretmen hâtırası dosyamızda...

Aynur TUTKUN, öğretmenlerin «öğrenme» vasıflarını sürdürmeyi ihmal etmemelerine dikkat çekerken; H. Kübra ERGİN, dînî eğitimin her dem taze ve gelecekle iç içe olduğunu yazdı. Eğitim Notları’nda, eğitimcinin bambaşka bir fedâkârlığı; aldanmayı bilmesi var.

İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi, Hazret-i İsmail kıssası çevresindeki nüktelerle dolu kültür mirasını naklederken; Dr. Yakup ŞAFAK, Hazret-i Mevlânâ’dan kurban ibâdetinin hakikatini kaleme aldı. Burhan Cahit ÖZDEMİR, köklerimizin gönül îmârına temas ederken; Âdem SARAÇ, İslâm’ın ilk yıllarına dair tespitler paylaştı. Ahmet ZİYLAN; hac mevsiminde hac ve umre hâtıralarıyla, sıhhat ve hastalığın hikmetlerini düşündürdü; Aydın TALAY, bayram nimetinin şükrânesini...

Ve şiirler...

Öğretmenlere vefâ dolu şiirler... Sevgimizi, îmânımızı, yakınlığımızı fedâkârlık mîzânına vuran, sorgulayan şiirler...

Sahi, fedâkâr mıyız?

Senede bir veya birkaç gün değil, ömür boyu her gün...

Yüzakıyla...

CELLE ŞÂNÜHÛ
ŞİİR
Yazar Bestami YAZGAN bestamiyazgan@hotmail.com   
Ne mutlu bizlere Hakk’a kul olduk,
Celle celâlühû, celle şânühû.
Mahlûkat içinde en makbûl olduk,
Celle celâlühû, celle şânühû.
 
SEVDİM...
ŞİİR
Yazar Abdullah GÜLCEMAL   
Fakirin sofrasında ekmeği, aşı sevdim...
Filistinli çocuğun attığı taşı sevdim...
 
DÜNYAMIZ YANIYOR SÖNDÜREN GELSİN!..
ŞİİR
Yazar Ahmet ARSLAN arslanahmet52@hotmail.com   
Acı ama gerçek; insanlık yanar,
Kor olan yüreği söndüren gelsin!..
Dehşeti seyreden vicdanlar kanar;
Kanayan yarayı dindiren gelsin!..
 
YÜRÜDÜ, YÜRÜDÜ...
KARAKTER
Yazar Hüdâyî ÜSKÜDARLI   
Image
Bu yazı dizisi, hayalî bir roman tekniğiyle değil, cemiyetin içinde yaşadığı hâdiseler ve ulvî hakikatler etrafında oluşan gerçekleri ve meseleleri canlandırma, tasvir, konuşma ve sohbet üslûbu ile kaleme alınmıştır. Bir yanda zulmet ve onun hüsran dolu ahvâli, diğer yanda ezelî ve ebedî nûrun nimet ve bereketli ahvâli. Bu ikisinin arasında zulmetten nûra açılan bir hidâyet penceresi...

Orhan, Yûnus Dede’nin sohbetinden çıktıktan sonra âdeta bahar mevsiminde ve müstesnâ bir gül bahçesinde huzûrun zirvesini yaşayan talihli bir kuş gibiydi. Durmadan şakıyan bir kuş gibi. Bu sebeple dönüş yolunda durmadan kendisi konuştu, Doktor Selim Bey de tebessümle mukabele etti:
 
İlim, İbâdet ve İhlâs'ta Vakar Timsâli İMÂM-I MÂLİK -rahmetullâhi aleyh-
KARAKTER
Yazar Osman Nûri TOPBAŞ   
Image
-Tarihe Yön Veren Zirve Şahsiyetler; Gönüllere Taht Kuranlar-

İlim, İbâdet ve İhlâs’ta Vakar Timsâli

İMÂM-I MÂLİK -rahmetullâhi aleyh-

«REHBERİN TAKVÂ OLSUN»

Hicret Yurdu Medine’nin büyük muhaddis ve fakîhi İmam Mâlik; devrinin halîfelerine nasihatlerde bulunur, onlara hayırlı selefleri olan hulefâ-i râşidîn efendilerimizi, sahâbe ve tâbiînin zühd ve takvâ içindeki güzel hâllerini misal verirdi. Zamanın halîfesine yazdığı bir mektubunda şöyle demişti:

“Hazret-i Ömer -radiyallâhu anh- 10 defa hac yaptı. Benim bildiğime göre bir haccında ancak 12 dinar harcardı. Çadırda değil, ağaç gölgesinde konaklardı. Süt kırbasını boynunda taşırdı. Çarşı-pazar dolaşır, oradakilerin hâlini sorardı. Mâlûm olduğu üzere, yaralandığı zaman ashâb-ı kiram yanına geldiler; onu methetmeye, övmeye başladılar. Hazret-i Ömer -radiyallâhu anh- ise onlara şöyle mukabelede bulundu:
 
GÜZEL AHLÂK -6-
KARAKTER
Yazar Doç. Dr. Seyit AVCI seyitavci1968@mynet.com   
Image
Cömertlik, Allâh’ın geniş rahmetine kavuşmaya, affedilip bağışlanmaya vesile olan güzel ahlâkın en önemli göstergelerinden biridir. Tartıya konabilecek hiçbir hayırlı ameli bulunmayan varlıklı bir adamın; sırf dar geçimlilere hoşgörü ile davranıp, onlardaki haklardan vazgeçmesi, yaratılanları Yaratan’dan dolayı hoş görüp nefes aldırması sebebiyle ilâhî rahmet ve merhamet sahibi olan Allah Teâlâ da kuluna nefes aldırmış, ikram ve ihsanını ondan esirgemeyerek kendisini affedip bağışlamıştır. Demek ki cömert olana cömert davranılmakta, esirgemeden verene, esirgemeden verilmektedir.
 
Hicret Yurdunda Açan İlk Gül ABDULLAH İBN-İ ZÜBEYR
KARAKTER
Yazar Ömer OKUDAN okudan@yuzaki.com   
Image
Bizim takvimimizin başlangıcı...

Hicret...

İslâm’a gönül veren Mekkelilerin kendilerine rahat vermeyen müşrik akrabalarını bırakarak, yerlerini yurtlarını terk ederek, îman kardeşlerinin fedâkâr ve muhabbet dolu sînelerine ilticâ etmeleri...

İnsanlık tarihi; cân u gönülden fedâkârlığın ve muhabbetle kucaklaşmanın böylesine emsalsiz bir örneğine yalnızca 622 yılında şahit oldu...

Muhâcirler, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den aldıkları işaretle; Muharrem ve Safer aylarında hicret seferine çıktılar... Aileleriyle beraber, küçük kafileler hâlinde, geceleyin ve gizlice yola koyuldular...
 
EVLÂTLARIMIZ KİME EMÂNET?
KARAKTER
Yazar İrfan ÖZTÜRK   
Image
Allah dostlarından Ebûbekir Varrak Hazretleri’nin henüz beş-altı yaşlarında bir oğlu vardı. Onu Kur’ân okuması için hocaya gönderirdi. Bir gün çocukcağız eve ağlayarak geldi. Babası şefkatle sordu:

“–Oğlum sen niye ağlıyorsun? Ne oldu sana? Yoksa bir döven mi oldu?”

Evlâdı yaşından beklenmeyecek şu cevabı verdi:

“–Hayır babacığım, hiçbiri değil. Bugün derste bir âyet okuduk. Hâlâ o âyetin dehşeti ve tesiri altındayım.”

“–Hangi âyet o evlâdım?”

Çocuk, Müzzemmil Sûresi 17. âyet-i kerîmesini okudu. Ardından yatağa düştü ve Hakk’ın rahmetine kavuştu. Çocuğu böylesine derinden etkileyen âyet-i kerîmenin meâli şöyledir:
 
YÜREĞİ AK YÜZÜ PAK İNSAN OLMAK
KARAKTER
Yazar Hayrettin DURMUŞ hayrettin_durmus@mynet.com   
Image
Rahmetli anneciğim;

“Dere diye sel gelir, ev diye el gelir.” diyerek her seher usanmadan süpürürdü avluyu.

Çanakkale Savaşı’nda biraz sonra ölüme gideceğini bilen erin çamaşır yıkadığını gören komutanı;

“–Ne yapıyordun evlâdım?” deyince askerin;

“–Rabbimin huzuruna temiz olarak varmak istiyorum.” demesi ruh hâlimizi özetliyor aslında. Temizlik sadece bedenle ilgili değil elbette. Rûhun da arıtılması, temizlenmesi, akkor hâline gelmesi hedeflenir. Görünen kirlerin temizlenmesi kolaydır da görünmeyen pisliklerden arınmak daha zordur.

Çocuğunu abdestsiz emzirmeyen anneler sayesinde meydana gelmiştir «helâl süt emmiş» nesiller. Annelerimiz çocuğunu yıkarken; «Arılısı, durulusu; sıtması, sayrısı; derdi, marazı; alayı bu sularla gitsin, ak pak olsun çocuğumun hem bedeni, hem rûhu» derlerdi. Yıkanırken duâ ederlerdi. Bugün kaçımız çocuğumuzu suyla tanıştırırken bu duâyı okuyoruz? Hangimiz tuvalete giderken;
 
ÇOBANLIKTAN ÖĞRETMENLİĞE
KARAKTER
Yazar Âdem SARAÇ ademsarac@yyu.edu.tr   
Image
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Abdullah bin Mes‘ûd adlı gence;

“Sen, muallim olacak bir gençsin! Sen, mutlaka öğrenecek ve âlim olacaksın.” buyurmuştu.

Büyük, çok büyük bir ufuktu bu. Herhangi bir çoban Abdullâh’ı, öğretmen-muallim yapacak bir ufuk. Yeni, yepyeni kalıba sokacak, güzeller güzeli bir gülistanın gülü olacak bir ufuk.

Bu büyük ufuk Hazret-i Abdullâh’ı Kâbe’nin yanında ilk defa açıktan Kur’ân okuyan ilk sahâbî olma şerefine erdirmişti.

Abdullah bin Mes‘ud -radıyallâhu anh-, Peygamber Efendimiz’e öyle bir bağlandı ki, O’nun gölgesi gibi sürekli O’nunlaydı artık. Rasûlullah’tan hiç ayrılmaz oldu. Öyle ki, Mekke ve Mekke dışında gittiği her yerde hep O’nun yanındaydı. Hattâ o; «Rasûlullâh’ın sırdaşı» diye isimlendirilmişti.
 
RABBİMİN RAHMETİNİ İSTİYORUM!
TARİH
Yazar Handenur YÜKSEL   
Image
İslâmiyet’le şereflenen müslümanların altıncısı ve Kûfe Fıkıh Mektebi’nin kurucusu olan Abdullah bin Mes‘ud (İbn-i Mes‘ud), Mekke’de doğdu. Müslüman olduktan sonra azılı din düşmanlarından Ukbe bin Ebû Muayt’ın yanından ayrılarak kendini dîne ve Peygamberimiz’in hizmetine adadı. Hazret-i Peygamber’den sonra Kâbe’de açıktan Kur’ân okuyan ilk sahâbe olan İbn-i Mes‘ud, Medine’ye ilk hicret edenlerin arasında yer aldı.

İbn-i Mes‘ud, Bedir Savaşı sırasında yaralı olarak bulduğu Ebû Cehil’i öldürmüştü. Hazret-i Peygamber, «Ümmetin Firavunu» diye vasıflandırdığı bu kâfirin öldürülmesinden dolayı Allâh’a şükretmiş, İbn-i Mes‘ud’u övmüş ve Ebû Cehil’in kılıcını ona vermişti. Gerek ilk dönemde, müslümanlığı kabul edişi, gerekse Hazret-i Peygamber’le olan yakın münasebeti sebebiyle kendisinden birçok hadis rivâyet etmişti. 652 yılında Medine’de vefat etti.
 
NURBÂNÛ SULTAN
TARİH
Yazar Can ALPGÜVENÇ alpguvenc@gmail.com   

Image

YAŞMAĞIN UÇTUĞU YERE
YAPILAN CAMİ!

Sultan II. Selim’in baş kadını Nurbânû Sultan’ın asıl adı Cecilia (Sesilya)dır. 1525 yılında Paros Adası’nda dünyaya gelen Cecilia, Barbaros’un Adalar Seferi sırasında (1537) esir alınarak, cariye olarak saraya takdim edildi. Bu Venedikli güzele «yüce ve nurlu» anlamında Nurbânû adı verilmiş, sonra da haremdeki tecrübeli hocaların nezaretinde, görgülü ve bilgili bir saray kadını olarak yetişmesi sağlanmıştı. Nurbânû, kıvrak zekâsı ve üstün kabiliyetiyle Türk-İslâm geleneklerine kısa zamanda intibak etti.

1542 yılında on yedisine giren Nurbânû, o tarihte on sekiz yaşında olan ve sancak beyi olarak Mevlânâ şehri Konya’ya gönderilen Şehzade Selim’e (II. Selim) takdim edildi. Şehzade Selim, bir yıl sonra Saruhan Sancağı’na tayin edildi. 1546’da Şehzade Murad’ın (Sultan III. Murad) dünyaya gelişi, Nurbânû’nun itibarını daha da artırdı.

 
Yeni Avrupa'nın Oluşumunda; HAÇLI SEFERLERİNİN ETKİLERİ
TARİH
Yazar Ahmet MERAL ahmetmeral@yuzaki.com   
Image
IV. Haçlı Seferi’nden sonra Avrupa’dan İslâm dünyasına düşük yoğunluklu dört sefer gerçekleşti. Mısır üzerinden yapılan ve daha çok deniz yolu kullanılarak gerçekleştirilen bu seferler, çeşitli sebepler yüzünden hem başarısızlığa uğradı hem de etkisiz hâle geldi.

1212 yılında Papa Innocentius, yeni bir haçlı seferi çağrısı yaptı ve bu çağrıda geçmiş seferlerin başarısızlıklarını büyüklerin günahlarına bağlayan görüşlere yer verdi. Bu durum, çağrının kapsamına çocukların da girmesine yol açtı. Böylece yaşları on ikiye bile varmamış çocuklardan oluşturulan yeni bir haçlı yolculuğu başlatılmış oldu. İnanılması güç, âdeta akıl tutulması olarak gerçekleşen bu sefer; dramatik bir şekilde noktalanan insanlık dışı bir gelişme olarak hâfızalara kazınmıştı. Nitekim Almanya ve Fransa’dan yola dökülen binlerce çocuk, bâdireli bir yolculuktan ve birçok kayıplar verdikten sonra Akdeniz limanlarına varabilmişti. Üstelik bu talihsiz çocukların Marsilya, Cenova ve Brindisi limanlarından bindikleri gemilerin büyük bir çoğunluğu batmış veya kaybolmuştu. Böylece kör taassubun etkisiyle harekete geçirilen günahsız zavallı çocuklar, güyâ mukaddes gayeler uğruna fedâ edilmişti.
 
İsraftan Kaçınmayı, Fedâkârlığı, Hizmeti...ÇOCUKLARIMIZ NASIL ÖĞRENİR?
TOPLUM
Yazar Ahmet ZİYLAN   
Image
Dükkânda oturuyorum, komşudan bir ses geldi.

Bir gürültü-parıltı... Kavga olduğu belli.

Fakat komşu olunca biz de ilgilenmek zorunda hissettik kendimizi. Dışarı çıktık. Ne oluyor ne bitiyor görmek, gerekirse ayırmak, barıştırmak için komşuya gittik. O da bizim gibi ayakkabıcı.

Bir de baktık ki annesiyle kavga ediyor. Birbirlerine bağırıp çağırıyorlar, sesleri ta benim dükkâna geliyor.
 
EMPATİK OL; MUTLU OL!
TOPLUM
Yazar Aynur TUTKUN aytutkun@gmail.com   
Image
ABD’de 1970’li yıllarda okullarda disiplinin kaldırılması yönünde bazı değişiklikler yapıldı. İlk olarak Kaliforniya’da başlatılan, «açık sınıf uygulaması» adı verilen bu eğitimin yapıldığı okullarda her şey serbest bırakıldı. Çocuklara; «Önemli olan sadece sizsiniz; sizin mutluluğunuz, zevkiniz her şeyden önemlidir!» mesajını veren bu özgürlük uygulaması sonucunda çocuklar her tür insanî değerden uzaklaştılar, egoları kabarıp bencilleştiler. Bu sistem, sonuç olarak öğretmene saygıyı da ortadan kaldırınca; çok yüksek rakamlarda maaş teklif etmelerine rağmen bu okullara öğretmen bulamaz oldular.
 
«SIR VE HİKMET» AZERBAYCANDA YILIN KİTABI...
KÜLTÜR-SANAT
Yazar Yüzakı   
Image
Sır ve Hikmet...

2009 yılı hediye kitabımız...

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocamızın, Yüzakı Yayınlarında neşredilen, her sayfası göze ve gönle ayrı bir hikmet penceresi açan müstesnâ eseri...
 
EMEKTEN SANATA
KÜLTÜR-SANAT
Yazar Yüzakı   
Image
Hayatımızın, beldemizin ve medeniyetimizin merkezinde mâbedlerimiz vardır. Tıpkı ecdadımızın inşâ ettiği külliyeler gibi... Gelişen ülkemizde her geçen gün yeni camilere ihtiyaç duyuluyor ve her geçen gün yeni bir mâbedin inşâsına başlanıyor.
 
18. ULUSLARARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
KÜLTÜR-SANAT
Yazar Hadi ÖNAL hadional@mynet.com   
Image
Gönül dünyamızın ufuklarını süsleyen sevda meş’alemiz, amacı kadar sunduğu güzellikler ile de su gibi azizleşen Uluslararası Hazar Şiir Akşamları’nın 18.’si yine büyük bir coşku ve katılımla gerçekleşti.

Türk dünyasını ortak dil ve ortak kültürde buluşturmayı; Türk ülkeleri arasında duygu ve gönül köprüleri kurarak dostluk bağlarını kuvvetlendirmeyi amaçlayan Uluslararası Hazar Şiir Akşamları ile bir araya gelen aynı kökün, aynı tarihin, aynı kültürün ve aynı dilin mensupları; sevgi, dostluk, kardeşlik ve hoşgörü yüklü şiirleri ile Hazar’ın sularını derinden ve yeniden dalgalandırdılar.
 
 
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında