Takdim
Kıymetli Okuyucularımız,
Müsbet duyguları kimselere bırakmayız...
Herkes, sevgi dolu olduğuna inanır. Tertemiz bir kalbe sahibizdir. İnançlıyızdır. İyiyizdir, cömertizdir, mütevâzıyızdır, dürüstüzdür, doğruyuzdur...
İçten içe bütün güzel vasıfları, güzel hisleri sahipleniriz.
Bu sahiplenme; içimizdeki, iyiye, güzele, doğruya olan hayranlığın, takdirin bir yansıması...
İyi de dünya neden bu kadar acımasız o hâlde? Sokağımızda neden bu kadar nefret yansıması var? Üçüncü sayfa haberleri neden manşetlere tırmandı? İnançlı, tertemiz kalplerin işleri mi bunlar? Hakk’a yakın gönüllerin râyihası nerede?..
O hâlde, samimiyetle ölçmeliyiz; sevgimizi, îmânımızı, yakınlığımızı...
Terazimiz, mihengimiz, ölçümüz: Fedâkârlık...
Sevgimizin ölçüsü, sevdiğimiz uğruna girebildiğimiz fedâkârlık...
Îmânımızın ölçüsü, inancımız uğruna sergileyebildiğimiz fedâkârlık...
Yakınlığımızın ölçüsü; yaklaşabilmek adına fedâ edebildiğimiz sevgilerimiz, ilgilerimiz...
Hakk’a yaklaşmanın; O’nun için canla, malla, evlâtla fedâkârlık etmekle mümkün olduğunu bizlere her yıl hatırlatan Kurban Bayramı’nı ve bir fedâkârlık mesleği olan öğretmenliğin sembolik gününü misafir eden, bu Kasım sayımızda, dosya konumuz; «Kurban, Fedâkârlık ve Öğretmenlik» oldu... Başlığımız ise bir hatırlatma:
Sevgimiz, Îmânımız, Yakınlığımız; FEDÂKÂRLIĞIMIZ NİSBETİNDE...
Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; her şeyin ve herkesin fedâkârlık beklediği dünyada, fedâkârlık ve kurbanın gerçek mânâsını, kıymetini ve tesirini başyazıda anlattı:
“Hayat, fedâkârlık temeli üzerine kuruldu. Din de fedâkârlık. Aşk da…
İbrahim’i halîl, İsmail’i delîl, Yûsuf’u cemîl eyleyen bu fedâkârlık.”
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «Mü’min ve Dünya» adlı makalelerinin ikinci bölümünde; dünyada fakat ukbâ istikametinde çalışmanın bereketini, zâhirî ve bâtınî ölçüleriyle helâl lokma hassâsiyetini ve mü’minlerin derdiyle dertlenmenin Cenâb-ı Hak katındaki kıymetini kaleme aldı.
Kalbin Gözyaşları’nda, Orhan; üniversite tercihinde, ilmin faydalısı ve faydasızını öğrendi.
Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI; yazısında en usta insan terbiyecilerinden, peygamberlerden eğitim prensipleri devşirdi. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, peygamberlerin birer öğretmen olarak gösterdikleri fedâkârlığı anlattı. Ayla AĞABEGÜM; vazife ile fedâkârlık arasındaki farka işaret ettiği yazısında, anlatılmayan fedâkârlıkları anlatmaya davet etti. Sadettin KAPLAN’ın fedâkâr bir öğretmeni resmettiği hikâyesi, Hakkı ŞENER’in unutulmayan bir öğretmen hâtırası dosyamızda...
Aynur TUTKUN, öğretmenlerin «öğrenme» vasıflarını sürdürmeyi ihmal etmemelerine dikkat çekerken; H. Kübra ERGİN, dînî eğitimin her dem taze ve gelecekle iç içe olduğunu yazdı. Eğitim Notları’nda, eğitimcinin bambaşka bir fedâkârlığı; aldanmayı bilmesi var.
İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi, Hazret-i İsmail kıssası çevresindeki nüktelerle dolu kültür mirasını naklederken; Dr. Yakup ŞAFAK, Hazret-i Mevlânâ’dan kurban ibâdetinin hakikatini kaleme aldı. Burhan Cahit ÖZDEMİR, köklerimizin gönül îmârına temas ederken; Âdem SARAÇ, İslâm’ın ilk yıllarına dair tespitler paylaştı. Ahmet ZİYLAN; hac mevsiminde hac ve umre hâtıralarıyla, sıhhat ve hastalığın hikmetlerini düşündürdü; Aydın TALAY, bayram nimetinin şükrânesini...
Ve şiirler...
Öğretmenlere vefâ dolu şiirler... Sevgimizi, îmânımızı, yakınlığımızı fedâkârlık mîzânına vuran, sorgulayan şiirler...
Sahi, fedâkâr mıyız?
Senede bir veya birkaç gün değil, ömür boyu her gün...
Yüzakıyla...
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Doç. Dr. Seyit AVCI seyitavci1968@mynet.com
|
 İnsanları cehennemden kurtarıp cennete götüren en önemli özelliklerin başında güzel ahlâk gelir. Mü’minlerin çoğu takvâlarından ve güzel ahlâka sahip olmalarından dolayı cennete mazhar olacaktır. Allâh’ın emirlerini yerine getiren, yasaklarından korunup kaçınan, yalnız Allah’tan korkan kimseler takvâ sahibi olurlar. Takvâ sahibi oldu mu güzel ahlâk sahibi de olur. Zira güzel ahlâk, takvânın meyvesidir. Bu iki haslet en makbul ve en güzel hasletlerdir. İşte insanların çoğu bu iki haslet yüzünden cennete girerler. |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM aylaagabegum@hotmail.com
|
 Tasavvuf ehlinin yazdığı eserlerde «EDEP» tarif edilir, bölümlerde örnekler verilerek açıklanır. “Edep, en hayırlı hasletleri nefsimizde toplamaktır.” tanımından yola çıkarak, önemli hasletlerden örnekler vererek düşünmeye çalışalım. Dünya ehli olarak hayatımızı devam ettirirken, meşrû yoldan kazandığımızı daha da artırarak; evimizi döşemeden tutun da, giyim-kuşamımıza, yeme-içmemize, şahsî zevklerimize düşünmeden harcarken; «EDEP» noktasında bulunduğumuz yeri tespit etmek mecburiyetindeyiz. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
 Yeni yetme bir tâvus kuşu vardı. Karma bir hayatın olduğu bir ağaçlıkta dilediğince dolaşıyor, sadece hemcinsleriyle değil, herkesle tanışıyor, görüşüyordu. Ailenin büyükleri her ne kadar; |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Mustafa KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com
|
 Diyelim ki Azrâil hiç yapmadığı bir iyilik yaptı. Ecelinize üç gün kaldığını size fısıldayıverdi. Gerçek, sağlam bir haber: Üç gününüz var. Ne yaparsınız? Ne yaparız? Hani anketlerde, mülâkatlarda sorarlar; |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com
|
 Zamanımızda birçok kavram gibi aşk kavramı da aşındı. Bu, hem işitilen kıssalardan belli, hem de aşkı dile getirdiği söylenen sözlerden... Dün aşkın ve âşık olmanın bir âdâbı-erkânı vardı. Dünkü âşıklar, bin canları olsa her birini sevgiliye fedâ etmeye hazırdılar: Bin cân olaydı kâşki ben dil-hastede Tâ her biriyle bir kez olaydım fedâ sana (Fuzûlî) |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Sadettin KAPLAN sadettinkaplan@gmail.com
|
 Türk dünyasının edebiyat doruklarından Kırgız yazar Cengiz AYTMATOV’u görmek, onunla yüz yüze sohbet edebilmek bahtiyarlığına erenlerden değiliz. O büyük yazarı, (sathî bilgilerimizin dışında) kendisiyle yakın dostluklar kurabilen, sohbetlerinde bulunabilen talihli dostlarımızın yazılarıyla ve doğrudan bize aktardıklarıyla tanıyabilme imkânı bulanlardanız... |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
 Bir akvaryumun içinde mavi bir balık vardı. Zarifti, âhenkliydi. Ona dalgın dalgın bakan evin kedisi, kafesteki papağana dert yandı: –Papağan kardeş, şu balıkların keyfine bak. Bu evin en rahatı onlar. En güzel konum onlarınki. Suyun dört bir tarafında istedikleri gibi yaylanıyorlar. «Şuraya çekil, buraya çekil, orada yatma, şurada yat!» diyen de yok. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
|
O’nu Hak sevdi; «Habîbim» diyerek, O’nla vâr oldu bütün ins ü melek. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)
|
Yine işgalde sokaklar, yine sarhoş kafalar... Yine nâmûsa tasallut var, uyan Sütçü İmam! Yine yırtıldı hayâ perdesi, feryatlar var!.. Ama yok şimdi o feryâdı duyan Sütçü İmam! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
Deprem oluyor peş peşe Türk’ün edebinde, Halkın büyüyor en kötü sürgün, edebinde... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)
|
Sokak ve çarşıda çıplak göbek de tarz oldu, Ricâl için yere bakmak temelli farz oldu! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Zahit GENÇ zahitgenc@gmail.com
|
Helâl kazancına haramı katma, İster fakir, ister zengin ol gönül... Büyük sözünü de yabana atma, Ummanlardan daha derin ol gönül... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Yusuf DURSUN yusufdursun66@hotmail.com
|
Nasıl sevdiğimi sorma sultanım, Benim sana sevgim kördüğüm gibi... Sensin anayurdum, sensin vatanım; Benim sana sevgim kördüğüm gibi... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) varoglu5@gmail.com
|
Anlatamaz mısralar sen cemâlsin Efendim! Letâfetin zirvesi hem celâlsin Efendim! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SÜKÛTÎ (Hızır İrfan ÖNDER) onderirfan@gmail.com
|
Gafilâne hayat sürdüm dünyada, Günahıma ağlar mısın gözlerim? Dayanamaz oldum her gün feryâda, Günahıma ağlar mısın gözlerim? |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com
|
Kalmaz bu letâfet, geçecektir bu güzel çağ... Hüsnün gibi, bir gün solacaktır o güzel bağ... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Servet YÜKSEL servety@t-online.de
|
Bir katrede gizli âlem olmuşuz. «Oku»yup, yazmaya kalem olmuşuz. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com
|
Tefekkürle şerh eyledim âlemi; Makam bende, menzil bende, yol bende!.. Kadir Mevlâ’m, ne hoş çalmış kalemi; Takdir bende, tedbir bende, hâl bende!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com
|
Bir vefâsız âna kaldık Yâ medet Rabbim! Yâ medet!.. Meçhul bir zamana kaldık, Yâ medet Rabbim! Yâ medet!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar M. Faik GÜNGÖR m.f.g.023@hotmail.com
|
«Gördüğün rüyayı anlat!» dediler. Misk-i amber kokan güldü gördüğüm. Kanatlıydı üçler, beşler, yediler, Kum gibi inciden çöldü gördüğüm. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Memduh CUMHUR memduh47@hotmail.com
|
Deniz ufkunda güneş sırra bürünmüş gidiyor, Rüzgâr öğretmede yapraklara sevdâ dilini. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 46 |