Kıymetli Okuyucularımız,
Zamanı ölçebiliyor muyuz?..
Bir saat = Altmış dakika...
Bir dakika = Altmış saniye...
Bu işin zâhiri...
Ya mânevî ölçümü:
Koca bir ömür = Bir göz yumup açmış gibi...
Fiziğin de metafiziğin de çözemediği bir sır... İzâfiyet...
Bir dakika, altmış saniye...
Ya arzın zangır zangır titrediği, korkunç uğultuların kulakları doldurduğu bir depremle geçen bir dakikanın gönüllerde bıraktığı tesir?
Siz bir dakikanın uzunluğunu, dünyaya bir hayat getiren annenin yahut bir bombayı imha için seçtiği kabloyu kesmekte olan bir uzmanın alnından süzülen tere sorun...
Ya; canın boğaza gelip dayandığı, gözün yuvalarından kayıp, bilinmez bir âlemden açılan manzaraları seyre koyulduğu, bütün bir ömrün sığdığı bir dakika?..
Sekizinci yılımıza girdiğimiz bu sayımızda; dosya konumuzu, zamanı idrak ve onun değerlendirilmesine ayırdık.
Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, «Bir Dakika» tabirinin mânâ muhtevâsından hareketle, vaktin kıymetini, vakit disiplinini, ânı ve îmânı yaşayarak, benimseyerek, tavsiye etme coşkusuyla yaşamanın farkını ve bencelerin açı pençesini başyazıda serdetti.
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «İstikbâlin Mutlak Hüsrânından Kurtuluş Reçetesi»ni «Ömrü, Asr-ı Saâdetle Telif Eylemek» şeklinde tespit eden makalelerinde; fânîden bâkîye yolculuğun merhalelerini kaleme aldı.
Kalbin Gözyaşlarında, Orhan’ın mezuniyet sonrası hizmet ve tebliğ aşkı; Eğitim Notları’nda istek ve isteksizliklerin ayarı ele alındı.
Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI, Kur’ân-ı Kerim’den Eğitim Prensipleri’nde lisan ve beyan mevzuunu sürdürürken; Ayla AĞABEGÜM eğitimde tablet çağının başladığı devrimizde, eğitimin mânevî dinamiklerine dikkat çekti.
Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, geçmişi hatırlama hâlet-i rûhiyesini teşrih ederken; Burhan Cahit ÖZDEMİR, zamanı edebî ve tasavvufî bir şekilde kaleme aldı.
Dr. Naif ÖZKUL; âyetler refâkatinde, fizik hâdiselerin metafizik buutlarını görmeye davet ederken; Hadi ÖNAL, keşkesiz bir hayatın gereklerini serdetti.
Ahmet ZİYLAN, hoşgörünün ufuklarını hâtıralarla çizerken; Aynur TUTKUN, vakti en güzel şekilde değerlendirmenin ipuçlarını yazdı.
İrfan ÖZTÜRK Hocaefendi; dîni tebliğde, örnek olmanın ehemmiyetini acı bir şekilde hatırlatan bir hâtırasını paylaşırken; Âdem SARAÇ, Fahr-i Âlem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in daveti karşısında Kureyş kabîlesine mensup ailelerin takındığı tavrı işledi.
Sami GÖKSÜN, zaman ve sabrın irtibatını ortaya koyarken; Fatih GARCAN, zamanı değerlendirmekte en çok problem yaşayan grubu, gençliği bir hikâyeyle ele aldı.
H. Kübra ERGİN, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle son yıllarda kadın meselelerinin gündemde tutuluş ve ele alınış şeklini tahlil ederken; Can ALPGÜVENÇ; kıymetli bir âlimin, Muhammed Hamîdullâh’ın bir portresini çizdi.
Tarih bölümümüzde; 16. asrın Akdeniz’indeki Osmanlı mührünü, Yıldırım Bâyezîd’in Timur’a yazdığı mektuplardan ifadelerini, Abdülezel Paşa’nın cansiperâne gayretlerini okuyacaksınız.
Şairimiz Halil GÖKKAYA’nın; Talim Türküsü hissiyâtıyla kaleme aldığı satırlar, Kültür-Sanat bölümümüzde...
Ve şiirler...
Şairler, zaman denilen muammâyı çözmeye en yakın söz anahtarlarını takdim hâlinde...
Kundak ile mezar arasındaki koridorun med-cezirlerini, «bir dakika»yı bir lâhzadan bir asra yelpazelendiren izâfiyeti ifade eden ve zamanın muntazam tik-taklarındaki ikazı, İsrâfîl’in Sûr’u gibi canhıraş bir feryâda dönüştüren mısralar...
Not: Sekizinci yılımızda yine çok kıymetli bir eseri, siz okuyucularımıza takdim etmenin memnûniyet ve sürûrunu yaşıyoruz. Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi’nin sohbet ve makalelerinden hazırlanan Damla ve Derya; DÜNYA ve ÂHİRET adlı bu kıymetli eser, yıl boyunca başucu kitabınız...
Her yıl olduğu gibi yine cildi, kâğıdı ve her sayfası resimli spot cümleli yepyeni mizanpajıyla Yüzakı kalitesinde...
Yüzakıyla
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Mustafa KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com
|
“Ben Allâh’ı seviyorum. O kadar korkuttukları Allâh’ı... Doğru... Sevgi korkulu şey... Ben korkudan titreye titreye Allâh’ı seviyorum.” (Aynadaki Yalan, s. 72) Necip Fazıl, romanda ölümcül hastalığının verdiği rikkatle ermişleşen köylü kızı Hatçe’yi böyle konuşturur. İbrahim Edhem piyesinde ise, evlâdını kaybeden ve isyana düşeyazan balıkçının; “Ben Allah’tan korkmak istemiyorum, O’nu sevmek istiyorum!” şeklindeki sözlerine karşı, büyük velîye şöyle cevap verdirir: |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Sadettin KAPLAN sadettinkaplan@gmail.com
|
 Necip Fazıl’ın hayatını ve eserlerini incelemeye kalkanlar; nasıl bir sahrada kaybolduklarını kısa bir süre sonra fark ederler... Onun hayatındaki iniş-çıkışlar, keskin dönemeçler ve sahradaki serap misali görünüp kayboluşları arasında kendilerini kaybederler. Biz bu hükme, «Beş Şair» adlı nâçiz kitabımızı hazırlarken varmıştık... |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com
|
Cemiyette; içtimâî hayatı mecrâından kaydırmaya çalışan cereyanlara isyan eden, âdeta tek kişilik bir ordu gayretiyle canını dişine takıp, buna karşı duran mümtaz şahsiyetler vardır. Bunların yorulmaz çırpınışları, kendi kabuğuna çekilmiş ruhları tutuşturur; gönülleri heyecanla dalgalandırır. Bu hasbî gayretlerin semeresi olarak; nesiller, onların işaretlerine göre kendilerini ayarlama, yönlerini tayin etme imkânı bulurlar. İhtişamlı bir devrin muhteşem şairi Bâkî’nin, bırakılan izlerin keyfiyeti ile ilgili şu terennümü meşhurdur: Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal, Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
 Yaşlı bir adam, gösterişli evinin balkonunda derin bir nefes alarak koltuğuna yaslandı. Derin bir nefes almıştı, ama bu nefes titrek bir nefesti artık. Son teneffüsün nefesleriydi. Belki birkaç gün içinde sayıları tükenecekti. Farkındaydı. Düşünceli bir hâlde oğluna döndü: –Evlâdım, artık demir almak zamanı geldi. –Öyle deme, babacığım, Allah gecinden versin! –Gerçek bu, evlâdım. –Ama... –İnsan kendini bilir. Nefesimin bitmez sandığım sayıları, iyice azaldı. Bunu hissediyorum. Herhâlde birkaç güne tamamen bitmiş olacak... |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Hüdâyî ÜSKÜDARLI
|
 Taburcu olduğu gün... Orhan, Doktor Selim Bey’le kucaklaşırken bambaşka duygular içindeydi. O âna kadar hiç tadamadığı baba sevgisinin hasretiyle ona sarıldı. Hissettiklerini söyleyecek kadar kelime dağarcığı yoktu. İstediği gibi teşekkür etmek için zayıf lügatçesi kâfî değildi. Titrek bir sesle konuştu: –Doktor amca, size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Hislerimin ifadesinden âcizim. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
 Önceki yazıda; Cevaplı bir imtihanın incelikleri üzerinde durmuştum. Eğitimin kendimizde ve biz olması yönüne, cevabı içinde bir bilmeceyi açıklayarak dikkat çekmiştim. Yazıyı okuyanlara, o bilmecenin ne mânâya geldiğini sordum. Orada da belirttiğim gibi, cevabı, üstelik yazıdaki açıklamalara rağmen bazıları, yine de benden istediler. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com
|
 Ömür ve yaşamak aynı şey zannedilir. Bu sebeple bu ikisi arasında bir doğru orantı kurularak herkesin ömrü kadar yaşadığı düşünülür. Hâlbuki bana göre bu iki kavram arasında çok temel bir farklılık vardır. Ömür, Allâh’ın dünyada canlı olarak kalacağımızı takdir ettiği süredir. Herkes bu süreyi dünyada canlı olarak tamamlar. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM aylaagabegum@hotmail.com
|
 “İslâm ahlâkının bin bir sütun üzerinde duran ahlâk çatısında, dört ana direği; ihlâs (samimîlik), aşk, fedâkârlık ve merhamet diye göstermekte hata yoktur. Sadece şunu-bunu değil, rûhun ve hakikat merkezinin bütün topografyasını getirmiş olan İslâm; iyi ahlâkı ruhta, kötü ahlâkı da nefiste mihraklandırdığına göre, bu dört esas; rûhu parıldatmak ve nefsi dizginlemekte en tesirlileri...” (Necip Fazıl) |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
Anlatır Hazret-i Câbir, ne veciz: “Harb-i Hendek’te Nebîmiz ile biz. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
Fetih bahisleri çok tatlı mûsıkî gibidir, Fakat diken gibi zor sancıdır onun çilesi. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)
|
-Necip Fazıl’ın Aynalar şiirinden ilhamla- Ödüm kopar, bakamam, ayna bir derin kuyudur, Çekiştirir beni aksimle, aynanın huyudur! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI) tali@yuzaki.com
|
Pozitif ilme tapan âleme şok üstüne şok!.. Yalvarır arza: «Aman dur!»; göğe der: «Haydi dökül!» |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
18 Nisan 2010 İlim mihrâbının imâmı çoktur, Kûfeli İmâm-ı Âzam’ı başka! İlâhî fetvâya hilâfı yoktur, Takvâ tâcı ile makāmı başka! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Zahit GENÇ zahitgenc@gmail.com
|
Dumanlar yayılır, başı sislenir, Bir müddet kaybolup sır olur dağlar. Çiçekler açılır, bağrı süslenir, Ovanın üstüne ser olur dağlar. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Yusuf DURSUN yusufdursun66@gmail.com
|
Yüce yerden gelir emir, Cümle canlar, tekmil verir; Yürek değil, dağlar erir. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) malivar5@hotmail.com
|
Hedefe varmak için, kararlı bakacaksın, İlim nûruyla dolup, menzile akacaksın... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU)
|
Gönlünde ne var, dağda o var taşta o vardır... Hasret-zede gözlerden akan yaşta o vardır... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Servet YÜKSEL servety@t-online.de
|
Güneş güneş nuru derdin Sen ey Gül! Cennete kokunu verdin Sen ey Gül!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com
|
Evvel-Halîm, Âhir-Azîm; Mülke Vâris, Hakem, Hakîm!.. Tut elimden Sen a Kerîm; Sabrım ile geldim Sana!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Olcay YAZICI
|
Üsküdar’da mehtaba yazılan sırrî yazı, Ağdı aşk semâsına Akşemseddin niyâzı. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com
|
“Bilmirem gardaş mısan? Yoksa gara daş mısan? |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 47 |