Takdim
Kıymetli Okuyucularımız,
Her şey bize âmâde...
Dünyanın onca nimeti...
Hava ve su...
Toprak ve onca meyvesi...
Ama istifade için, her anlamıyla sağlıklı bir şekilde yararlanabilmek için bir şart var:
Önce Temizlik...
Hava ciğerlerimizi, su her şeyimizi, eğer kendileri temizse temizliyor... Temiz olmayan en kıymetli ikram, zehir...
Her şeyi lutfeden irade temizliği bizden istiyor.
Madde plânında da böyle...
Mânâ plânında da...
Bize lutfedilen bedeni de, kalbi de, rûhu da, vicdanı da temiz tutmazsak, çürütürüz...
Kokuşmuş bir ruh, kararmış bir vicdan, lekeli bir kalp, kanlı bir el ile; insan mahlûkatın en kirlisi, en mülevvesi...
Bu sebeple;
İnsanlık için Önce Temizlik...
Müslümanlık için Önce Temizlik...
Arınma mevsimi üç aylarda, kandiller ikliminde yaşadığımız bu Temmuz sayımızda, dosya konumuzu; Maddede, Mânâda, Her Şeyde Önce Temizlik başlığı altında oluşturduk.
Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, mânevî temizliğin önceliğini; «Elbiseni temiz tut!» emrini açarak şöyle ifade ediyor başyazıda:
“Bilmeli ki, vicdan da insan için olmazsa olmaz bir elbise; îman da, ahlâk da, ilim ve irfan da, şefkat ve merhamet de, hayır ve hasenat da, olgunluk ve liyakat de birer elbise. Üstelik bu elbiseler, mutlak lâzım elbiseler ve mutlaka temiz olmak mecburiyetindeler.”
Mustafa KÜÇÜKAŞCI, temizlik anlayışlarındaki daralmaya işaret ediyor. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, «Su ve Medeniyet» irtibatı üzerinde duruyor. H. Kübra ERGİN, temizliğin fıtrî bir ihtiyaç olduğunun altını çiziyor. Hayrettin DURMUŞ, temizliğin kültürümüzdeki izlerini dile getiriyor. B. Cahit ÖZDEMİR ise, dilde aşırı temizlikçiliğin getirdiği zaafı konu ediniyor.
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, Tarihe Yön Veren Zirve Şahsiyetler; Gönüllere Taht Kuranlar başlıklı makale dizisinde, bu ay Hicret Yurdu’nun muhabbet ve hürmet remzi olan İmâm-ı Mâlik’i kaleme alıyor.
Eğitim, Yüzakı’nın daimî dosya konusu...
M. Ali EŞMELİ, ölümsüz teşhis ve intak sanatıyla eğitim problemlerinde teşhis ve tedavilerine pencereler açıyor. İrfan ÖZTÜRK, evlâtların eğitimini yönlendirirken sadece dünya puanlamalarına mı bakmalı sorusunu gönüllere düşürüyor. Aynur TUTKUN, batıda eğitim konusunda sistem arayışlarını işliyor. Ahmet ZİYLAN ve Asım UÇAROK; evlâtlarımıza değerlerimizi niçin öğretemediğimizi soruşturup, nasıl öğretebileceğimizi anlatıyor. Hüdâyi ÜSKÜDARLI ise Orhan’ın Zulmetten Hidâyete Kalbin Gözyaşlarıyla yürüyüşünü dile getiriyor.
Abdullah İbn-i Zübeyr, Abdullah İbn-i Mes‘ûd, Nurbânû Sultan dergimizde karşılaşacağınız şahsiyetler...
Ve şiirler... Sözün arı-durusunu, nezih bir edâ, temiz bir sadâ ile seslendiren mısralar...
Şiirin yegâne gayesi, kulakların ve gönlün pasını silmek, temizlemek değil de nedir?
Yüzakıyla...
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Mustafa KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com
|
“Ben Allâh’ı seviyorum. O kadar korkuttukları Allâh’ı... Doğru... Sevgi korkulu şey... Ben korkudan titreye titreye Allâh’ı seviyorum.” (Aynadaki Yalan, s. 72) Necip Fazıl, romanda ölümcül hastalığının verdiği rikkatle ermişleşen köylü kızı Hatçe’yi böyle konuşturur. İbrahim Edhem piyesinde ise, evlâdını kaybeden ve isyana düşeyazan balıkçının; “Ben Allah’tan korkmak istemiyorum, O’nu sevmek istiyorum!” şeklindeki sözlerine karşı, büyük velîye şöyle cevap verdirir: |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Sadettin KAPLAN sadettinkaplan@gmail.com
|
 Necip Fazıl’ın hayatını ve eserlerini incelemeye kalkanlar; nasıl bir sahrada kaybolduklarını kısa bir süre sonra fark ederler... Onun hayatındaki iniş-çıkışlar, keskin dönemeçler ve sahradaki serap misali görünüp kayboluşları arasında kendilerini kaybederler. Biz bu hükme, «Beş Şair» adlı nâçiz kitabımızı hazırlarken varmıştık... |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com
|
Cemiyette; içtimâî hayatı mecrâından kaydırmaya çalışan cereyanlara isyan eden, âdeta tek kişilik bir ordu gayretiyle canını dişine takıp, buna karşı duran mümtaz şahsiyetler vardır. Bunların yorulmaz çırpınışları, kendi kabuğuna çekilmiş ruhları tutuşturur; gönülleri heyecanla dalgalandırır. Bu hasbî gayretlerin semeresi olarak; nesiller, onların işaretlerine göre kendilerini ayarlama, yönlerini tayin etme imkânı bulurlar. İhtişamlı bir devrin muhteşem şairi Bâkî’nin, bırakılan izlerin keyfiyeti ile ilgili şu terennümü meşhurdur: Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal, Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
 Yaşlı bir adam, gösterişli evinin balkonunda derin bir nefes alarak koltuğuna yaslandı. Derin bir nefes almıştı, ama bu nefes titrek bir nefesti artık. Son teneffüsün nefesleriydi. Belki birkaç gün içinde sayıları tükenecekti. Farkındaydı. Düşünceli bir hâlde oğluna döndü: –Evlâdım, artık demir almak zamanı geldi. –Öyle deme, babacığım, Allah gecinden versin! –Gerçek bu, evlâdım. –Ama... –İnsan kendini bilir. Nefesimin bitmez sandığım sayıları, iyice azaldı. Bunu hissediyorum. Herhâlde birkaç güne tamamen bitmiş olacak... |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Hüdâyî ÜSKÜDARLI
|
 Taburcu olduğu gün... Orhan, Doktor Selim Bey’le kucaklaşırken bambaşka duygular içindeydi. O âna kadar hiç tadamadığı baba sevgisinin hasretiyle ona sarıldı. Hissettiklerini söyleyecek kadar kelime dağarcığı yoktu. İstediği gibi teşekkür etmek için zayıf lügatçesi kâfî değildi. Titrek bir sesle konuştu: –Doktor amca, size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Hislerimin ifadesinden âcizim. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com
|
 Önceki yazıda; Cevaplı bir imtihanın incelikleri üzerinde durmuştum. Eğitimin kendimizde ve biz olması yönüne, cevabı içinde bir bilmeceyi açıklayarak dikkat çekmiştim. Yazıyı okuyanlara, o bilmecenin ne mânâya geldiğini sordum. Orada da belirttiğim gibi, cevabı, üstelik yazıdaki açıklamalara rağmen bazıları, yine de benden istediler. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com
|
 Ömür ve yaşamak aynı şey zannedilir. Bu sebeple bu ikisi arasında bir doğru orantı kurularak herkesin ömrü kadar yaşadığı düşünülür. Hâlbuki bana göre bu iki kavram arasında çok temel bir farklılık vardır. Ömür, Allâh’ın dünyada canlı olarak kalacağımızı takdir ettiği süredir. Herkes bu süreyi dünyada canlı olarak tamamlar. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM aylaagabegum@hotmail.com
|
 “İslâm ahlâkının bin bir sütun üzerinde duran ahlâk çatısında, dört ana direği; ihlâs (samimîlik), aşk, fedâkârlık ve merhamet diye göstermekte hata yoktur. Sadece şunu-bunu değil, rûhun ve hakikat merkezinin bütün topografyasını getirmiş olan İslâm; iyi ahlâkı ruhta, kötü ahlâkı da nefiste mihraklandırdığına göre, bu dört esas; rûhu parıldatmak ve nefsi dizginlemekte en tesirlileri...” (Necip Fazıl) |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
Anlatır Hazret-i Câbir, ne veciz: “Harb-i Hendek’te Nebîmiz ile biz. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
Fetih bahisleri çok tatlı mûsıkî gibidir, Fakat diken gibi zor sancıdır onun çilesi. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)
|
-Necip Fazıl’ın Aynalar şiirinden ilhamla- Ödüm kopar, bakamam, ayna bir derin kuyudur, Çekiştirir beni aksimle, aynanın huyudur! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI) tali@yuzaki.com
|
Pozitif ilme tapan âleme şok üstüne şok!.. Yalvarır arza: «Aman dur!»; göğe der: «Haydi dökül!» |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
18 Nisan 2010 İlim mihrâbının imâmı çoktur, Kûfeli İmâm-ı Âzam’ı başka! İlâhî fetvâya hilâfı yoktur, Takvâ tâcı ile makāmı başka! |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Zahit GENÇ zahitgenc@gmail.com
|
Dumanlar yayılır, başı sislenir, Bir müddet kaybolup sır olur dağlar. Çiçekler açılır, bağrı süslenir, Ovanın üstüne ser olur dağlar. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Yusuf DURSUN yusufdursun66@gmail.com
|
Yüce yerden gelir emir, Cümle canlar, tekmil verir; Yürek değil, dağlar erir. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) malivar5@hotmail.com
|
Hedefe varmak için, kararlı bakacaksın, İlim nûruyla dolup, menzile akacaksın... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU)
|
Gönlünde ne var, dağda o var taşta o vardır... Hasret-zede gözlerden akan yaşta o vardır... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Servet YÜKSEL servety@t-online.de
|
Güneş güneş nuru derdin Sen ey Gül! Cennete kokunu verdin Sen ey Gül!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Rıfat ARAZ rifat_araz@yahoo.com
|
Evvel-Halîm, Âhir-Azîm; Mülke Vâris, Hakem, Hakîm!.. Tut elimden Sen a Kerîm; Sabrım ile geldim Sana!.. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Olcay YAZICI
|
Üsküdar’da mehtaba yazılan sırrî yazı, Ağdı aşk semâsına Akşemseddin niyâzı. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ) niyazkar@gmail.com
|
“Bilmirem gardaş mısan? Yoksa gara daş mısan? |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 47 |