Kıymetli Okuyucularımız, Biz, «biz» olduğumuzda değerliydik. Kendimiz olduğumuzda. «Kendi gök kubbemiz altında», «bize göre», bizi biz yapan kıymetlere göre hareket ettiğimizde bambaşkaydı her şey. Milletçe düşlerimizi Alemdâr-ı Rasûl Eyüp Sultan’ın yeşil sancağının süslediği ve o mâneviyat ve savletle «dev gibi orduları yendiğimiz» zamanlar... Sonra gayretin yerini rehavet aldı. Film koptu. Toparlanmaya çalışırken artık «biz» olmaya değil, batılı olmaya, yabancı olmaya, asırlarca düşman bildiklerimiz fare deliğine girseler peşlerine takılmaya koyulduk. Medeniyetimiz, tarihimiz, dilimiz, edebiyatımız, kültür ve sanatımızda kendi ellerimizle kendimizi ve nesillerimizi yabancılaştırmaya koyulduk. Vefatının 50. senesi münasebetiyle itinalı şiirini, güçlü tarih şuurunu, vatan ve millet anlayışını yeniden hatırladığımız merhum şairimiz Yahya Kemal, hem de yabancı bir memlekette, Paris’te anladı bu yabancılaşma fecaatini... Biz de bu vesileyle bir muhasebe niyetiyle soruyoruz: Tarihimize, Kültürümüze, İnancımıza Daha Ne Kadar Yabancılaşacağız!.. Dilimizi daha ne kadar yabancı dil takviyesine muhtaç bir fakirliğe iteceğiz? Edebiyatımızı daha ne kadar ecnebîleştireceğiz? Kendi tarihimize, kendi inancımıza daha ne kadar bir müsteşrik gibi bakacağız? Kültür ve sanatta, medeniyette, eğitimde rotamızı daha ne kadar yabandan soracağız? Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ başyazıda, yavaş yavaş öldüren bir zehir olarak ele aldı yabancılaşmayı. Sanattan edebiyata, mimarîden eğitime, kendimize yabancılaşmamızın acı neticelerini ve Mevlânâ lisanından kurtuluşun reçetelerini sundu. Yahya Kemal dosyasında; Mustafa KÜÇÜKAŞCI, Yahya Kemal’in «alafranga» şiire bakışını; Ayla AĞABEGÜM, Yahya Kemal’i doğuran ve Türklükle İslâmiyet’i yoğuran kültürümüzü; Yard. Doç. Dr. Emin IŞIK, Yahya Kemal’in millet ve medeniyet anlayışını; Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK, Yahya Kemal Nüktelerini; Dursun GÜRLEK, şairin gözünden ve kaleminden «Uhrevî Belde Eyüp»ü; Sadettin KAPLAN, Yahya Kemal Müzesi’ni kaleme aldılar. Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi insan fıtratının hususiyetleri üzerine yeni bir yazı dizisine başladılar. «Kuvve-i Akliyye» kısmında aklın vazife ve hudutları, ilmî bir üslûp ile nazarlara takdim ediliyor. «Kökü mâzîde olan bir âtî» olabilmek; huzurlu bir mâzîden huzurlu bir istikbâle çıkabilmek için sağlam bir tarih bilgisi ve şuuru... Türklerin İslâm’a girişlerinden, Sütçü İmam’ın çektiği silâha... tarih yazılarımızın ekseni ve gayesi... Ve şiirler... Yahya Kemal’in haşre dek sönmeden elden ele dolaşacağına kānî olduğu gerçek şiir... Yahya Kemal’i anlatan mısralar... Nazîre ve terbî’ler... Balkan rüyaları... Gazeller... Onun kuyumcu işçiliğinde ve âhenk ve estetik anlayışında, onun vazgeçemediği, sırtını dönemediği «milletinin şiiri...» Kendimize yabancılaşma hastalığının devası, özümüzle, tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle barışmaktan geçiyor; Zîrâ kişi kalkar denilir düştüğü yerden... (Muallim Nâci) Yüzakıyla...
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Mustafa KÜÇÜKAŞCI
|
|
Sene 1921. Yahya Kemal tedavi maksadıyla Sofya’dadır. O günlerde Bulgarların millî şairlerinden, Türk düşmanlığıyla bilinen Vazov ölür. Cenazesine Türkler de katılacaktır. Yahya Kemal vatana döndükten sonra yazdığı intibâları içerisinde bu cenazeden bir sahne aktarır: |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Sadettin KAPLAN
|
|
«20. Yüzyıl Türk Şiirinde BEŞ ŞAİR» adlı kitabımıza aldığımız beş şairden biridir Yahya Kemal... Dîvan edebiyatının öldüğünün söylendiği, «aruz»un şiirimizde artık bir «vezin» olarak kerhen kullanıldığı, bu veznin Türkçe ile bağdaşamadığının savunulduğu bir dönemde; «hâlis şiir» avcısı olarak ortaya çıkan ve büyük bir hayran kitlesinin gönlünde şiirin kaynağı, sanatın kaymağı olan «üstad»ın adıdır Yahya Kemal... |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Dr. Harun ÖĞMÜŞ
|
|
Yahya Kemal, bu yazının hudutlarını çok çok aşan dev bir kültür hazinemizdir. Ancak onu yâd etmek için onun ve şiirinin bize ifade ettiği ilk anlamlar üzerinde durmaya çalışacağız. |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Emin IŞIK
|
|
Yahya Kemal’in ne dediğini, ne demek istediğini anlamak için, onun şiir ve hayal dünyasına girmek gerekir. Bunun için onun bütün bildiklerini bilmek de yetmez. Zira ondan daha çok tarih bilenlerin, tarihimize; ondan daha çok din bilenlerin, dinimize onun gözüyle bakabilmiş ve onun gördüklerini görebilmiş olduğu söylenemez. |
|
|
DOSYA
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM
|
“Lâkin benim dinî ve millî terbiyem üzerinde daha şiddetle müessir olan annemdir. Annem çok Müslüman bir kadındı. Muhammediyye okur, bana Kur’ân öğretirdi. Muhammediyye’den bizzat Yazıcızâde Mehmed Efendi’nin hazin bir makamla söylediğini zannettiğim bir ilâhiyi çok severdim: |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar M. Ali EŞMELİ
|
Bir grup fareyi almışlar ve önlerine hemen öldüren zehirli yiyecekler koymuşlar. İlk fare yemiş ve ölmüş. İkinci fare yemiş ve ölmüş. Bunu gören diğerleri ise, canlarını çeken cazip yiyeceklere artık ağzını sürmemiş. En aç olanı bile yemez olmuş. Fakat başka bir grup fareyi almışlar ve önlerine bir hafta sonra öldüren zehirli yiyecekler koymuşlar. İlki yemiş ölmemiş, ikincisi yemiş ölmemiş. Bir şey olmadığını görünce hepsi yemiş. Bir hafta sonra da farelerin tamamı ölmüş. |
|
|
EDEBİYAT
|
|
Yazar Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK
|
|
Tanınmış tezkirecilerimizden Latîfî (ö. 1582), bilge kişilere göre şairlerin vehbî ve kesbî olmak üzere iki kısma ayrıldığını söyler. Allah vergisi şairlik kabiliyeti olanlar vehbî, çalışmayla sonradan kazananlar kesbîdir. Bunların arasında sahte altınla altın, billûrla gevher, sihirle mûcize arasındaki kadar büyük fark vardır. Vehbî şair, yeteneğiyle söyler; kesbî şair ise taklit ve inceleme ile söyler. Büyük şiir münekkidi Latîfî bunlar arasındaki farkı da şuna benzetir: Vehbî şiir, cazibe ve güzelliği olan bir dilber; kesbî şiir ise iri gözlü, donuk, cazibe ve albenisi olmayan sade yüzlü bir güzeldir.1 |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
Evvelden mübarek topraklara gidiş aylarca sürerdi. Aşk kervanları yolda yana yana pişer ve huzûr-i Rasûlullâh’a öyle çıkarlardı. Bizler ise, uçakla çok kısa bir zamanda kendimizi O’nun eşiğinde buluyoruz. Hasretiyle bütün bütün yanamadan, pişemeden... O’nun bizden beklediklerini hazırlayamadan... Bu seneki Ramazân-ı şerifte bu gerçeği derinden hissederek O’nun mübarek eşiğinde ancak itiraf-ı acz edebildim.
|
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)
|
Baş eğmeziz edâniye dünyâ-yı dûn için Allâh’adır tevekkülümüz, îtimâdımız. (Bâkî) |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Ahmet ARSLAN
|
Milletimizi birbirine düşürmek için gerçekleştirilen hain saldırıları şiddetle kınıyorum. Şehidlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve aziz milletimize baş sağlığı diliyorum. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Bestami YAZGAN
|
|
Girince yedi yaşıma, Sordum seni öğretmenim. Bir ışık çıktı karşıma, Gördüm seni öğretmenim. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)
|
|
|
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar CELİL (Halil GÖKKAYA)
|
Yâre hasret geçti ömrüm, şimdi cânandan geçer, Her geçen gün takvimimden eksilir, candan geçer... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar CEMÂLÎ (Mustafa ASLAN)
|
Şiiri tüm canlara sanki nefes gibidir. Bundan başka hükümler bence abes gibidir. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI)
|
|
İsimsiz hasretlerle üşür güvercin, Bakışları suya değer ceylânın. Benim türkülerim bu sevda için... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Harun ÖĞMÜŞ
|
|
Sevdik zafer ve cengi bir eşşiz cemâle eş Tattık Mohaç’ta zevkini fethin visâle eş |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Hadi ÖNAL
|
|
Bir ses duydum irkildim; döndüm ki bir ihtiyar, Köşenin kuytusunda yarı uzanmış yatar. Yüzde derin çizgiler; ağarmış kirpikle kaş, |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Hakkı ŞENER
|
|
Aldanma dünyanın ilkbaharına, Her baharın sonu güz olur gider... Hâl bilmezi ortak etme zârına Hâlin el dilinde söz olur gider... |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar LEYLÎ (Şükran IŞIK)
|
|
Sonbaharın koynunda güneş bile eriyor. Sam yeli vurmuş gibi dökülüyor yapraklar. Kırılan dallar yine acı sesler veriyor, Kara kış gitmeyince yeşermiyor topraklar. |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar Memduh CUMHUR
|
|
Ecdâdın eski yurdunu çoktandır özlerim, Çoktan bu özleyişle geçer günlerim, yine Akşam serinliğinde dalıp gitti gözlerim, |
|
|
ŞİİR
|
|
Yazar M. Faik GÜNGÖR
|
İki şehir adı sordular benden. Biri Mekke biri Medine dedim. Güzel koku aldık dediler senden. Aynayı bir çevir kendine dedim. |
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 46 |