ANA SAYFA arrow SAYI 36 ŞUBAT 2008
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

SAYI 36 ŞUBAT 2008

 

Kıymetli Okuyucularımız

Medeniyetimiz, kültürümüz sağlam temellere dayanıyor. Köklerimizde büyük fikir ve idealleri olan ecdadımızın iftihar tabloları var. Cemiyetimizin, halkımızın ruh, îman, seciye temelinde Osmanlı medeniyetinin harcı var. Bunlar doğru. Fakat bu miras tükenmez değil. Hazır bulduğumuz bu sermaye Süleymaniye gibi dimdik durmuyor yerinde, farkına varsak da varmasak da sahip çıkılmayan her değer bir mum gibi eriyor. Çünkü asırların yıpratması, rüzgârların savurması ve daha nice hercümerçler içinde bir de o cevherlerin kıymetini idrak etmemek belâsı var.

Biz takviye etmedikçe eriyip gidiyor mânevî kandillerimiz…

Asırlarca Mesnevîlerle közlenen insaniyet şevki eriyor… Mevlidlerle, na’tlerle, Muhammediyelerle beslenen Peygamber aşkı eriyor… Zafernâmelerle, Gazavatnâmelerle, Battalnâmelerle ateşlenen celâdet, cesaret ve hamiyet eriyor. Leylâ ve Mecnunlarla, Yusuf ve Züleyhâlarla ipek tülbentlerle sarmalanan iffet, hayâ, gayret ve hakikî muhabbet eriyor…

Dün bütün bu değerlerin halka aşılanması vazifesini deruhte eden edebiyat, o da bugün eriyip yok olmanın eşiğinde…

Yüzakı, bu ay dosya konusu olarak, dünden bugüne «Halk ve Edebiyat» münasebetini işliyor. Dün halkı, halkın değerlerini, kalelerini inşa eden edebiyatın; bugün o faziletleri korumada alması gereken mühim vazifesi…

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, başyazıda; «Bilerek Veya Bilmeyerek Neler Eriyor?» sorusu etrafında hayattan edebiyata, özden söze her meselede sağlam bir duruş ve anlayış sergilemenin ehemmiyetine dikkat çekti.

Türk edebiyatının, Türk edibinin halkı ile münasebeti meselesini, edebiyatımızın milletle bütünleşmesi üzerine yaptığı değerli çalışmalarıyla tanıdığımız Prof. Dr. Cemal KURNAZ ile hasbıhâl ettik: «Edebiyat Milletin Söze Bürünüp Görünmesidir.» diyen değerli akademisyen, halkı da edebiyatı da hazır şablonlardan çıkararak yeniden anlamaya çağırdı.

Ayla AĞABEGÜM, annelerinin ninnilerinden mahrum, elektronik melodilere mecbur yeni neslin geleceğine çekti dikkatleri. Dr. Harun ÖĞMÜŞ, halk terbiyesinde, «edeb» ve «edebiyat»ın ehemmiyetini dünü ve bugünüyle ele alırken, Mustafa KÜÇÜKAŞCI; şairlerin halktan uzak olduğu iddiasını farklı veçheleriyle tahlil etti.

Karakter bölümümüzde Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; «Kalb-i Selîm Nimeti Takvâ Elbisesi 1» başlıklı yazılarında takvânın keyfiyet, derece ve tecellîlerini misallerle ele aldılar.

Ve şiirler…

Yeniden halkını, halkının değerlerini kucaklayan, bir yandan milletinin güzel hasletleriyle kuşanırken, bir yandan eserleriyle halka rehberlik eden şiirler…

Şair bir ney olup, feryât ile açıyor perdeyi. Eller yine Hakk’a duada, diller yine Peygamber’e arzıhâlde… Yağmur duasına çıkıyor, ilham yağmuru bekleyen şair. Yağan karlar, onun hayallerine, ilhamlarına da taht kuruyor. Gazelleriyle şairler yine nezih bir aşk edebini gösteriyorlar halka.

Yüzakı, yeniden halkla bütünleşen ve halkı değerleriyle bütünleştiren bir edebiyat için var. Eriyen cevherlerimizi yeniden medeniyetimizin yıkılmaz temelleri hâline getirmek, kaybolmaya yüz tutan değerlerimize sahip çıkıp, halkımızı edep gergefinde, edebiyat mekiğiyle yeniden nakış nakış işlemek…

Neden olmasın ki!..

Not: Dergimiz, yeni grafik tasarımıyla gönül ve his dünyanız kadar gözlerinize de hitap etmeyi ihmal etmedi. Yeni sayfa düzenimizi beğeneceğinizi umuyoruz.

Yüzakıyla…

 

 



II. Muradın TÜRKÇEYE HİZMETLERİ
Dosya
Yazar Yılmaz KISA   

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Sultan II. Murad altıncı Osmanlı padişahıdır. İki defa tahta çıkmıştır. Birincisi 1421-1444 tarihleri, ikincisi ise 1446-1451 tarihleri arasındadır. Çelebi Mehmed’in oğlu ve Fatih Sultan Mehmed’in babası olan Sultan Murad, eski Rumeli türkülerinin «Murad Efendimiz» diye andığı iki Murad’dan biridir. Diğeri de Kosova’da şehid olan Murad Hüdâvendigâr’dır.

 
RÖPORTAJ
Dosya
Yazar Yüzakı   

Edebiyat Milletin

SÖZE BÜRÜNÜP GÖRÜNMESİDİR

-Osmanlı’da Halk ve Edebiyat-

 
ŞEMS'İN PEŞİNDE Farklı Veçheleriyle ŞAİR VE SAİR HALK
Dosya
Yazar Mustafa KÜÇÜKAŞCI   

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Sanat erbabı ile halk münasebetleri her zaman bir bahis ve münakaşa mevzuu olmuştur. Şairler de bundan istisna tutulmaz. Şairlerin halktan kopuk oldukları, halkın dilini konuşmadıkları, onlara tepeden baktıkları iddia edilir. Bu düne mahsus değildir, bugün de entelektüellerin, münevverlerin fildişi kulelerde oturdukları, halktan uzak oldukları şikâyeti dile getirilir.

 
EDEP, EDEBİYAT VE MİLLET
Dosya
Yazar Dr. Harun ÖĞMÜŞ   

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Edebiyat kelimesi, Arapça «edeb» kökünden türemiştir. «Edeb»in asıl mânâsı, «birini yemeğe davet etmek»tir. Nitekim bu kökten gelen «me’dübe» «düğün yemeği» anlamında ve «me’dûbe» de «şerefine yemek verilen gelin» anlamındadır.1 Cahiliye devrinde «Muallâka» adıyla meşhur olan ve altın suyuyla yazılarak Kâbe’ye asıldığı rivayet edilen yedi, diğer bir görüşe göre de on büyük kasîdenin şairinden biri olan Tarafa bin Abd şöyle demektedir: 2

 
Bilerek veya Bilmeyerek NELER ERİYOR!
Edebiyat
Yazar M. Ali EŞMELİ   

SEYR

Her tarafın zifirî karanlık olduğu bir geceydi.

Elektrikler kesildi.

 
ŞAİR VE NÜKTE Şeyhülislâm YAHYA VE NÜKTELERİ 2
Edebiyat
Yazar Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK   

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Şeyhülislâm Yahya’yı (1561-1644) şairliğinden dolayı öven şairlerin başında Nef’î gelir. Nef’î gibi kendini çok beğenen, kendini sözün en büyük üstadı olarak gören bir şairin Şeyhülislâm Yahya’yı övmesi mânidardır. Nef’î «ma’nâ» redifli kıt’asında bilgi tahtının padişahı, mânâ makamının Hüsrev’i, söz sultanı, mânâ padişahı, mânâ meydanının saflar yaran yiğidi gibi sözlerle onu övmektedir;

 
DEVE Mİ, DOMUZ MU? 9
Edebiyat
Yazar Dr. Harun ÖĞMÜŞ   

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Manzum Tarihî Tiyatro

[Endülüs’te Emevî Hilâfeti çökmüş, her il müstakil bir devlet hâline gelmiştir. Hâdise, 466/1074-488/1095 yılları arasında Endülüs ve Mağrip’te geçmektedir.]

 
BEYİTLERİN GÖLGESİNDE GÖZYAŞI ÜZERİNE...
Edebiyat
Yazar Prof. Dr. Ahmet SEVGİ   

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

İnsan; ağlayan, gözyaşı döken tek canlıdır. Daha dünyaya gözünü açar açmaz yüklendiği sorumluluğun ağırlığını hissederek ağlamaya başlar. Ve bu ağlayış ömür boyu sürer. Şair çok güzel ifade etmiş:

 
Kültür Erozyonunda BU ÜLKENİN ÇOCUKLARI
Edebiyat
Yazar Ayla AĞABEGÜM   

Öğretmen edebiyat dersindedir. Konu, edebiyat kitabında olan «Sessiz Gemi»nin açıklanmasıdır. Konu bittikten sonra öğretmen Yahya Kemal’in «Ezansız Semtler» yazısının fotokopilerini dağıtır, gelecek derse kadar düşünmelerini ister:

 
MASAL ÇAĞI
Şiir
Yazar Yusuf DURSUN   

Ne güzeldi hayatı,
Masal gibi yaşamak;
Çocuksu bir gecede,
Göğe yıldız döşemek;
Aydedeye giderken,
Bulutlarda üşümek;
Çocukluk coşkusunu,
Yarınlara taşımak;
Ne güzeldi hayatı,
Masal gibi yaşamak.

 
KAR HAYALLERİ
Şiir
Yazar TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)   

Sarıyor ay dede dünyâyı gümüş rengiyle,
Açılan gök kapısından yere yıldız yağıyor.
Şu ağaçlar salınıp rüzgârın âhengiyle,
Bereket yüklü buluttan ne umutlar sağıyor.

 
NEY'İN FERYÂDI
Şiir
Yazar SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)   

Mesnevi’nin ilk 18 beytini nazmen tercüme

Bir işit; neydir bu, bir şey söylüyor,
Ayrılıktan şöyle feryât eyliyor:

 
GEÇER
Şiir
Yazar SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU)   

Her gönlü o gül kendine bağlar da geçer!..
Sevdâsı harap sîneyi dağlar da geçer!..

Âşık yanılıp semtine uğrarsa eğer;
Aslâ yüzü gülmez yine ağlar da geçer!..

 
ATEŞTE AÇAN GÜL
Şiir
Yazar Servet YÜKSEL   

Gönül eşiğinde boyun eğende,
Bakışların gözlerime değende,
Yalınkılıç bir aşk şahlanır bende,

Gül ateşte nasıl açar Efendim?
Kul dediğin her dem nâçar Efendim.

 
KAR YAĞIYOR
Şiir
Yazar Sadettin KAPLAN   

Bir-bir uzaklaşmakta konaklanacak hanlar,
Yolcular yoruldukça, yollara kar yağıyor...
Heybedeki azığı kim düşünür, kim anlar?
Eller nasırlandıkça, kollara kar yağıyor...

 
GÜLÜM BENİM...
Şiir
Yazar Rıfat ARAZ   

Gönül ile sırdaş oldum;
Aşk okudu dilim benim!..
Nefsi bildim, bir hoş oldum;
Arş’a yüklü dalım benim!..

 
HARDADIR?
Şiir
Yazar NİYAZKÂR (Köksal CENGİZ)   

Sevenler sevenden ırağa düşer,
Bilesen «yâr» nedir? Bilsen hardadır?
Bülbül güle yanar çerağa düşer,
Bilesen «nar» nedir? Bilsen hardadır?

 
GAZEL
Şiir
Yazar MÜRİD (Mustafa TAHRALI)   

Gam düşer sîneye bilmem ki ne ister candan?..
Söyle ey gül niye aşkın yolu hicran hicran?..

Açayım gönlümü yak, yak onu yaprak yaprak,
Ne olur biçme ateş bağrıma kaftan kaftan!..

 
KAR İLHAMLARI
Şiir
Yazar MECNUN (İbrahim Hakkı UZUN)   

Fikreden insana âlemleri gezdirmede kar,
Nice sırlar, nice mânâları sezdirmede kar,
Bu ne kudret, bu ne hikmet düşünen insan için!
Şu minik zerreye binlerce desen vermede yâr!..

 
BİR SEHER
Şiir
Yazar Melda ÖZATA   

Gönlümse mangalın kor kor nasıl yanar!
Sevdâ benim yaram, durmaksızın kanar!

Derdim seninledir gönlüm ne söylesem,
Ömründe bir seher görsem yeter desem...

 
EY VELÎLER SERDÂRI
Şiir
Yazar Mustafa Necati BURSALI   

Ey velîler serdârı! Hasret çeker can sana,
Gönlüm, gönlüm, bu gönlüm! Bir kuş ki, uçan sana!

Lütfet de gökler gibi etek etek inci saç,
Tâ yürekten tutkundur nice dervişân sana!

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 21 Toplam: 53