|
ABDÜLHAKİM ARVÂSÎ HAZRETLERİ |
|
Yazar Can ALPGÜVENÇ alpguvenc@gmail.com
|
|

«Tek Vakit Namazı Kaçırmaktansa, Bin Defa Ölmeyi Tercih Ederim» Diyen Âlim ABDÜLHAKİM ARVÂSÎ HAZRETLERİ 1879 yılıydı. Henüz on dört yaşında olan Abdülhakim Efendi; tahsil için Irak’ın çeşitli bölgelerini geziyor, âlimlerin rahle-i tedrislerine diz çöküyor, ilim öğrenmek için fevkalâde bir gayretle çalışıyordu. Ramazan ayı gelmişti. Bu mübârek mevsimi, ailesinin yanında geçirmek üzere Van’ın Başkale kazasına döndü. Gufran ayının on beşinci gecesiydi. Besmele çekerek sağına yattı, uyumuştu. Rüyasına Kâinatın Efendisi -sallâllâhu aleyhi ve sellem- girdi. Muazzam bir taht üzerinde risâlet makamında oturuyordu. O’nun heybet ve celâli karşısında yüreğini büyük bir heyecan sarmış, gözlerini usulca yere indirmişti. Çevrede kimsecikler yoktu. Birden sağ tarafında bir ses duydu. Göz ucuyla baktı. Orta boylu, top sakallı, nur yüzlü biri kendisine doğru yaklaşıyordu. Bu aydınlık yüzlü zât, sağ kulağına eğilerek, işitilmeyecek kadar hafif bir sesle sordu: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Osmanlı'nın En Güçlü Yılları (1520-1566) KANUNÎ DEVRİ -3- |
|
Yazar Ahmet MERAL ahmetmeral61@gmail.com
|
|

Dîde ez âteş-i dil garka-i âbest merâ Kâr-ı in çeşme zi ser-çeşme harâbest merâ Kanunî Sultan Süleyman (Muhibbî) KANUNÎ’NİN DOĞUYA SEFERLERİ Kanunî Sultan Süleyman, bizzat katıldığı seferler ve uzun mücadeleler sonucunda Macaristan’ı Osmanlı’ya bağlayarak hıristiyan dünyasına üstünlüğünü kabul ettirdikten sonra doğuya yöneldi. Esasen Osmanlı’nın batı ile savaş hâli, yoğun bir şekilde sürerken bile; Osmanlı ile Safevî İran’ı arasında yer yer çatışmaya varan bir rekabet ve üstünlük yarışı devam etmekteydi. İki devlet arasındaki çekişme ve rekabetin temelleri, birbirlerini iyi tanıyan ve ikisi de son derece yetenekli hükümdarlar olan Kanunî ve Tahmasb döneminde atılmış, yüzyıllar boyu aynı çerçevede devam etmiştir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Handenur YÜKSEL
|
|
 Hint ulemâsından Nur Kutb-i Âlem Şeyh Nureddin Hazretleri; meşâyihten olan babası Alâü’l-Hakk’ın huzûrunda kemâle erdikten sonra, hilâfetini ondan aldı. Dergâhta bulunduğu sürede; hem şeyh babasının, hem de talebelerinin ihtiyaçlarını karşılar, çamaşırlarını dahî yıkardı. Sekiz yıl müddetle tekkeye odun taşıdı. Keşif ve kerâmet sahibi kâmil bir velî idi. 1410’da (h. 813) vefat etti. Kabri, Hindistan’ın Penduh şehrindedir.
*** Bir defasında talebelerinden biri hacca gitmişti. Dönüşünde hocasının yanına gelerek; “–Efendim, sizinle Bâbü’s-Selâm’da karşılaşıp görüştük.” dedi. Şeyh Nureddin; |
|
Devamını oku...
|
|
|