|
MİHNETE SABIR, NİMETE ŞÜKÜR |
|
Yazar Mustafa KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com
|
 Sabır... Nefsi, aklın ve dînin emrettiği hâl üzere tutmak, dizginlemek, frenlemek... Demek nefis, hareketlenmek istiyor. Onun yularını elinde tutan akıl ve nefse hâkimiyetini kurabilmiş kalbin îman ettiği din, onun hareket etmemesi gerektiğini söylüyor ve hareketine mânî oluyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com
|
|
HAMD Hamd, iradeli olarak elde edilmiş olan bir güzelliği övmek demektir. Övgünün hamd olarak isimlendirilmesi için bir nimete mukabil olması gerekmez. -Öven kimseye bir nimet vermiş olsun veya olmasın- övülen kişinin iradesiyle elde ettiği bir güzelliğin olması yeterlidir. Meselâ bilgi ve cömertlik iradeyle sahip olunan/yapılan bir güzelliktir. Dolayısıyla bilgisi ve cömertliği sebebiyle bir kişiyi övmek hamddir. Ancak kaşının güzelliğinden, boyunun uzunluğundan dolayı birini övmek hamd değil; mutlak anlamda övgü, yani medih olur. Çünkü bunlar iradeyle elde edilen güzellikler değildir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Rûhun En Âsûde ve Muhkem Sığınağı SABIR VE ŞÜKÜR |
|
Yazar B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com
|
|

Ricâl-i kibar; “İki cihan, bir gönül için yaratılmıştır.” buyuruyorlar; Allah Teâlâ -celle celâlühû-’nun insana lutfettiği değeri ifade sadedinde. Nitekim; Kur’ân-ı Kerim’de de insanın önüne serilen sonsuz nimetleri beyan muvâcehesinde; “O; göklerde ve yerde bulunan her şeyi, kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz, bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.” (el-Câsiye, 13) buyuruluyor. İlâhî sıfatlardan hisse alma gibi, fevkalâde ulvî bir ihsanla şereflenen ve teçhiz edildiği idrak üstü yüksek değerlerle yeryüzünde «halîfe» olarak takdir buyurulan bu «îcad bedîası»; «elest bezmi»nde yüce Hālik’ı ile yaptığı mîsakla, O -celle celâlühû-’yu Rab olarak kabul etmiştir. Ezelde yapılan bu kulluk taahhüdü, insanın takip etmeye söz verdiği istikamettir; uymakla mükellef olduğu değerler manzûmesidir. |
|
Devamını oku...
|
|
|