|
RABBİMİN RAHMETİNİ İSTİYORUM! |
|
Yazar Handenur YÜKSEL
|
 İslâmiyet’le şereflenen müslümanların altıncısı ve Kûfe Fıkıh Mektebi’nin kurucusu olan Abdullah bin Mes‘ud (İbn-i Mes‘ud), Mekke’de doğdu. Müslüman olduktan sonra azılı din düşmanlarından Ukbe bin Ebû Muayt’ın yanından ayrılarak kendini dîne ve Peygamberimiz’in hizmetine adadı. Hazret-i Peygamber’den sonra Kâbe’de açıktan Kur’ân okuyan ilk sahâbe olan İbn-i Mes‘ud, Medine’ye ilk hicret edenlerin arasında yer aldı. İbn-i Mes‘ud, Bedir Savaşı sırasında yaralı olarak bulduğu Ebû Cehil’i öldürmüştü. Hazret-i Peygamber, «Ümmetin Firavunu» diye vasıflandırdığı bu kâfirin öldürülmesinden dolayı Allâh’a şükretmiş, İbn-i Mes‘ud’u övmüş ve Ebû Cehil’in kılıcını ona vermişti. Gerek ilk dönemde, müslümanlığı kabul edişi, gerekse Hazret-i Peygamber’le olan yakın münasebeti sebebiyle kendisinden birçok hadis rivâyet etmişti. 652 yılında Medine’de vefat etti. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Can ALPGÜVENÇ alpguvenc@gmail.com
|
|

YAŞMAĞIN UÇTUĞU YERE YAPILAN CAMİ! Sultan II. Selim’in baş kadını Nurbânû Sultan’ın asıl adı Cecilia (Sesilya)dır. 1525 yılında Paros Adası’nda dünyaya gelen Cecilia, Barbaros’un Adalar Seferi sırasında (1537) esir alınarak, cariye olarak saraya takdim edildi. Bu Venedikli güzele «yüce ve nurlu» anlamında Nurbânû adı verilmiş, sonra da haremdeki tecrübeli hocaların nezaretinde, görgülü ve bilgili bir saray kadını olarak yetişmesi sağlanmıştı. Nurbânû, kıvrak zekâsı ve üstün kabiliyetiyle Türk-İslâm geleneklerine kısa zamanda intibak etti. 1542 yılında on yedisine giren Nurbânû, o tarihte on sekiz yaşında olan ve sancak beyi olarak Mevlânâ şehri Konya’ya gönderilen Şehzade Selim’e (II. Selim) takdim edildi. Şehzade Selim, bir yıl sonra Saruhan Sancağı’na tayin edildi. 1546’da Şehzade Murad’ın (Sultan III. Murad) dünyaya gelişi, Nurbânû’nun itibarını daha da artırdı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yeni Avrupa'nın Oluşumunda; HAÇLI SEFERLERİNİN ETKİLERİ |
|
Yazar Ahmet MERAL ahmetmeral@yuzaki.com
|
 IV. Haçlı Seferi’nden sonra Avrupa’dan İslâm dünyasına düşük yoğunluklu dört sefer gerçekleşti. Mısır üzerinden yapılan ve daha çok deniz yolu kullanılarak gerçekleştirilen bu seferler, çeşitli sebepler yüzünden hem başarısızlığa uğradı hem de etkisiz hâle geldi. 1212 yılında Papa Innocentius, yeni bir haçlı seferi çağrısı yaptı ve bu çağrıda geçmiş seferlerin başarısızlıklarını büyüklerin günahlarına bağlayan görüşlere yer verdi. Bu durum, çağrının kapsamına çocukların da girmesine yol açtı. Böylece yaşları on ikiye bile varmamış çocuklardan oluşturulan yeni bir haçlı yolculuğu başlatılmış oldu. İnanılması güç, âdeta akıl tutulması olarak gerçekleşen bu sefer; dramatik bir şekilde noktalanan insanlık dışı bir gelişme olarak hâfızalara kazınmıştı. Nitekim Almanya ve Fransa’dan yola dökülen binlerce çocuk, bâdireli bir yolculuktan ve birçok kayıplar verdikten sonra Akdeniz limanlarına varabilmişti. Üstelik bu talihsiz çocukların Marsilya, Cenova ve Brindisi limanlarından bindikleri gemilerin büyük bir çoğunluğu batmış veya kaybolmuştu. Böylece kör taassubun etkisiyle harekete geçirilen günahsız zavallı çocuklar, güyâ mukaddes gayeler uğruna fedâ edilmişti. |
|
Devamını oku...
|
|
|