|
Her Nefes Yeniden Tutuşan TOMURCUK DERDİ |
|
Yazar M. Ali EŞMELİ
|
|
Hazret-i Mevlânâ, bir bahar mevsiminde Meram Bağları’nda dolaşmaktadır. Baharın feyzi ile ağaçlardaki tomurcuklar, yapraklar hâlinde henüz açılmaya başlamıştır. İbret ve hikmet gözüyle bunu seyreden o Sadr-ı Cihan, yaprakların çıkışını ten zindanından kurtuluşa benzeterek sesleniyor: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Estirdiği Duygularla, MART MELTEMİ |
|
Yazar Sadettin KAPLAN
|
|
Mart, tohumun çatladığı, havanın kış ile bahar arasında ip atladığı bir aydır. Çoğu zaman kapıdan baktırsa da, ara-sıra ılık meltemleriyle umutları kabuğunda kımıldatır. Nedense bahara kanatlanır duygular. İnsanın içi bir hoş olur...
Mart meltemi alır götürür düşünceleri. Kimi zaman geçmiş günlerin yâdıyla yaşartır gözleri, kimi zaman gelecek umuduyla çarpar yürekler... Kabına sığmayan umutlar, toprağa atılmış tohumlar gibi çatlayıverir apansız. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK
|
|
Şeyhülislâm YAHYA VE NÜKTELERİ 3
IV. Murad, Şeyhülislâm Yahya’yı çok seviyordu. Onun sohbetinden zevk alıyor, fikirlerinden istifade ediyordu. Bu yüzden onu yanından ayırmıyordu. Kendisine «baba» diye hitap ediyordu. 1644’te Revan Seferi’nde de beraberinde götürmüştü. Bu seferde Tebriz’deki Gürcü Hükümdarı Sultan Hasan’ı idam ettiren padişah Sultan Hasan Camii’ni de yıktırmak istemişti. Yahya Efendi’nin gönlü bir ibadethanenin yıkılmasına râzı değildi. Tarihçi Nâimâ’nın verdiği bilgiye göre Şeyhülislâm Yahya Efendi, şefaat edip; «bu cami aslında ehl-i sünnet binasıdır...»1 diyerek durumun nezaketine uygun zekice bir yaklaşımla camiyi yıkılmaktan kurtarmıştır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Dr. Harun ÖĞMÜŞ
|
|
Manzum Tarihî Tiyatro
[Endülüs’te Emevî Hilâfeti çökmüş, her il müstakil bir devlet hâline gelmiştir. Hâdise, 466/1074-488/1095 yılları arasında Endülüs ve Mağrip’te geçmektedir.] |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ayla AĞABEGÜM
|
|
Yaklaşan Kasırgadan Kurtuluş,
KENDİNE DÖNÜŞ NEREDEDİR? Hayatımızın her ânı yavaş yavaş bize yabancılaşıyor. Ben, kendimi tanıyamıyorum. Komşumu, akrabamı, basınımı, ilim adamlarımı, siyasetçilerimi hattâ din adamlarımı tanıyamıyorum. Mecliste anayasanın değişmesi ve türbanın serbest olarak üniversitelerde takılması için anayasa maddesi değişirken, siyasîler sertleşiyor, bağırıyor; televizyonlarda yapılan oturumlarda ise konuşmacılar sertleşiyor; sokaklarda insanlar bağırıyor. Aklı başında bir grup da çıkıp; «Neden bu sertlik, düşmanca tavır?» demiyor. Başka zamanlar Yunus Emre’den örnekler verenler; |
|
Devamını oku...
|
|
|