KAPAK | DOSYA

Image

Vasıf, sıfat ve nitelikle aynı anlamda olup hem bir kelime türüne hem de tamlamalarda isimleri niteleyen kelimelere denilmektedir. Âlim, fâzıl, hakîm gibi bir nitelik içeren kişi ve varlıklara delâlet eden kelimeler; kelime türü olarak sıfattır. Çünkü âlim, ilim sahibi kimse; fâzıl, fazîlet sahibi kimse; hakîm, hikmet sahibi kimse demektir. Âlim, fâzıl ve hakîm gibi tür olarak sıfat olan kelimeler Türkçede isimlerin önüne, Arapça ve Farsçada isimlerin sonuna gelince ise tamlama içerisinde sıfat, -bir diğer Arapça terimle na‘t- olurlar. Âlim adam, fâzıl zât, hakîm kral gibi...

Devamını oku...
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Meselâ rûhuma bir kor gibi çökmen vardı,
Geceler peş peşe geldikçe gelirdin yanıma...
Ve hayâlin süzülür, bahtıma göz kırpardı,
Gece tâ fecre kadar böyle girerdin kanıma.
Devamını oku...
 
ANA SAYFA arrow Yüzakı Kitapları arrow Mısralarla Konuşsak
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil





Yüzakı Kitapları arrow Mısralarla Konuşsak



Mısralarla Konuşsak





Ayla AĞABEGÜM'ün Yüzakı Makaleleri kitaplaştı.

MISRALARLA KONUŞSAK...

Ayla AĞABEGÜM; âdâb-ı muâşeretten mimarîye, lisandan televizyon programlarına... toplumumuzun meselelerine Yûnus nefesiyle, mısralarla konuşarak çözüm bulmayı teklif ediyor.

272 sayfa...

 










 
84.jpg
Yüzakı Kitapları
İki Çift Söz Yeter
İki Çift Söz Yeter

Seyrî'den Seçmeler
Seyrî'den Seçmeler

Yanık Besmele
Yanık Besmele

Ali Ege Ağabey
Ali Ege Ağabey

Mısralarla Konuşsak
Mısralarla Konuşsak

Fenâ
Fenâ

Dîvâne
Dîvâne

Hilye i Şerife
Hilye i Şerife

Kısa Dünya Tarihi
Kısa Dünya Tarihi

Aşk Kapısında
Aşk Kapısında

BU SAYIDA KARAKTER
HAKKI TEBLİĞ İÇİN... -2-

Image

MES’ÛLİYET, NİMETE GÖRE...

Cenâb-ı Hak, yarattığı nâmütenâhî varlıklar içinde, insanı bambaşka husûsî vasıflarla donatmıştır.

İlâhî hikmet, nimet ile külfetin birbiriyle dengeli olmasını îcâb ettirir. Yani, ne kadar çok ve çeşitli nimet varsa, bununla mütenasip şekilde, mükellefiyetler, mes’ûliyetler ve vazifeler de çoğalır ve çeşitlenir.

Bu sebeple akıl, zekâ, ruh, nefs, irade, nutk gibi birçok husûsiyete sahip olan insanın boynunda, diğer mahlûkattan talep edilmeyen birçok mes’ûliyet ve mükellefiyet vardır.

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
ÇİFTE DÜĞÜN

Image

Yorucu bir günün ardından, herkes evlerine çekilmiş yatmaya hazırlanıyordu. Evlerin
ışıkları birer birer sönmeye başladı. Ayşe Hanım yorgun; yorgun olduğu kadar da heyecanlıydı. Nihayet yeğeni Yakup da dünyaevine giriyordu... Akşam; bayrak dikme cemiyeti için gelenlere yemek hazırlamış, ikram etmiş, sonra ortalığı toparlamış, bulaşıkları yıkamış, bir hayli yorulmuştu. Ayşe Hanım aşçıdır. Yaptığı yemekleri herkes severek yer. Onun için de düğünü olanlar hep O’na gelirler, Mutlu günlerini lezzetli yemeklerle daha da güzelleştirmek için işin başında bulunmasını isterlerdi. O da kimseyi kırmaz, kimin bir hayırlı işi olsa seve seve gelirdi.

Yatmadan önce ertesi gün kendisine lâzım olacak malzemelerini hazırlayıp hepsini bir heybeye koydu. Sabah erken Gedikli Köyü’ne gidecek, kızevine kına yakmaya gelen misafirlere yemek hazırlayacaktı.

Ayşe Hanım, gece yarısına doğru ancak yatağına uzanabilmişti. Yorucu bir güne hazır olabilmek için uyuması gerekiyordu. Ne var ki heyecandan bir türlü uykusu gelmiyordu... Kendi çocukları aklına geliyor, hayal aynasında her birini tek tek seyrediyordu. Büyük oğullarının düğünlerini hatırlıyor, doğup büyüyen torunları gözünün önüne geliyor; kızı gibi sevdiği gelinlerinin, torunlarıyla birlikte bahçe kapısından «ana» diyerek girdiklerini görüyor, koşup sarılmak istiyor; bakıyor ki yatağında... Yüzünde tatlı bir tebessüm oluşuyor.

Devamını oku...
 
Bana Meşgalelerini Söyle; SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM!

Image

Büyük şahsiyetlerin çocukluk ve gençlik yılları araştırıldığında görülür ki onların ciddiyetle ve titizlikle yaptıkları önlerindeki işlerinden başka, kendilerine iş edindikleri meşgaleleri de vardır. Onlar sıradan çocuklardan, sıradan insanlardan farklıdırlar.

Meselâ, Mehmed Âkif; ilkokula başladığında derslerine ek olarak babasından Arapça dersleri, ortaöğrenimine başladığında ise okuldaki Fransızca dersine ilâveten Fatih Camii’nden Farsça dersleri alır.  Baytar mektebindeyken mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan’dan güreş öğrenir. O kadar iyi bir yüzücüdür ki Boğaz’ı yüzerek geçebilen sayılı kişilerdendir. Koşma ve gülle atmada da çok mahirdir.

Devamını oku...